DEĞİŞİM İÇİN İNANÇ: KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ERKEK DİNİ LİDERLERİN KATILIMI PROJESİ
İLETİŞİM AÇISINDAN
1. GİRİŞ:
Tokat Ekonomik Kalkınma ve Mesleki Eğitim Derneği (TEKMED) tarafından yürütülen “Değişim İçin İnanç: Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Dinî Liderlerin Katılımı Projesi”, kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik toplumsal farkındalığın artırılmasını ve erkek dinî liderlerin bu mücadelede daha etkin bir rol üstlenmesini amaçlayan bir çalışmadır.
Kadına yönelik şiddet yalnızca bireysel veya aile içi bir sorun değildir. Şiddetin ortaya çıkmasında ve devam etmesinde bireysel davranışların yanında toplumsal değerler, kültürel kabuller, iletişim biçimleri, geleneksel roller ve şiddeti normalleştiren söylemler de etkili olabilmektedir. Bu nedenle şiddetle mücadelede yalnızca hukuki ve kurumsal mekanizmaların güçlendirilmesi değil, aynı zamanda toplumun farklı kesimlerinin sürece dahil edilmesi büyük önem taşımaktadır.
TEKMED, mesleki eğitim, gençlik, sosyal gelişim ve toplumsal farkındalık alanlarında gerçekleştirdiği çalışmaların yanında, toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren projeler aracılığıyla sosyal sorunların çözümüne katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu proje kapsamında özellikle erkek dinî liderlerin toplum içerisindeki iletişim gücünden ve güven ilişkilerinden yararlanılarak kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik olumlu mesajların yaygınlaştırılması ve toplumsal tutumların dönüştürülmesi hedeflenmiştir.
Bu çerçevede etkili iletişim, projenin önemli çalışma alanlarından biri olarak ele alınmıştır. Çünkü şiddetle mücadelede kullanılan dil, toplumun konuya ilişkin algısını ve davranışlarını doğrudan etkileyebilmektedir. Şiddeti normalleştiren, mağduru suçlayan veya şiddeti aile içi özel bir mesele olarak gören söylemler yerine; insan onurunu, adaleti, merhameti, eşitliği, güveni ve sorumluluğu öne çıkaran bir iletişim anlayışının geliştirilmesi amaçlanmıştır.
1.1. Çalışmanın Amacı: Bu çalışmanın temel amacı, “Değişim İçin İnanç” Projesi kapsamında erkek dinî liderlerin kadına yönelik şiddetle mücadelede etkili iletişim becerilerini geliştirmek ve toplum üzerinde olumlu bir değişim oluşturabilecek iletişim yaklaşımını güçlendirmektir.
Çalışma ile erkek dinî liderlerin; kadına yönelik şiddetin farklı biçimlerini daha iyi tanımaları, şiddeti normalleştiren veya meşrulaştıran söylemleri fark etmeleri, kadınları suçlayıcı ifadelerden kaçınmaları, şiddet mağdurlarını yargılamadan dinleyebilmeleri, empati ve aktif dinleme becerilerini geliştirmeleri, erkeklerle şiddet konusunda etkili iletişim kurmaları, aile içi sorunların çözümünde şiddet dışı iletişim yöntemlerini desteklemeleri, gerekli durumlarda kişileri ilgili destek ve hizmet mekanizmalarına yönlendirebilmeleri amaçlanmıştır.
Ayrıca çalışma, dinî liderlerin yalnızca bireysel görüşmelerde değil; cami, aile, gençlik grupları, eğitim ortamları ve toplum içerisindeki diğer iletişim alanlarında kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin farkındalık oluşturabilmelerini desteklemeyi amaçlamaktadır.
1.2. Çalışmanın Kapsamı:
Çalışma, TEKMED tarafından yürütülen “Değişim İçin İnanç: Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Dinî Liderlerin Katılımı Projesi” kapsamında kadına yönelik şiddetle mücadelede iletişimin rolünü ele almaktadır. Çalışmanın kapsamında öncelikle kadına yönelik şiddetin türleri, nedenleri ve bireysel ve toplumsal sonuçları incelenmiştir. Ardından şiddetin önlenmesinde iletişimin rolü, etkili iletişim teknikleri, empati, aktif dinleme, doğru soru sorma, önyargılardan kaçınma, çatışma yönetimi ve güven oluşturma gibi konular ele alınmıştır. Çalışmada özellikle dinî lider–kadın, dinî lider–erkek, dinî lider–aile, dinî lider–genç ve dinî lider–toplum iletişimi üzerinde durulmuştur.
Bunun yanında şiddet konusunda kullanılan günlük dil ve toplumsal söylemler değerlendirilmiş; şiddeti normalleştiren veya mağduru suçlayan ifadelerin yerine, şiddeti reddeden ve çözüm odaklı iletişim biçimlerinin kullanılmasına yönelik örnekler geliştirilmiştir. Çalışmanın önemli bir diğer boyutu ise uygulamaya dayalı iletişim faaliyetleridir. Bu kapsamda örnek olaylar, rol yapma çalışmaları, grup tartışmaları ve iletişim senaryoları kullanılarak dinî liderlerin gerçek yaşamda karşılaşabilecekleri durumlara yönelik iletişim becerilerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir.
1.3. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Toplumsal Yaklaşım:
Kadına yönelik şiddetle mücadelede kalıcı sonuçlara ulaşabilmek için toplumun yalnızca bir kesimine değil, toplumun tamamına ulaşılması gerekmektedir. Şiddetin önlenmesi; kadınların desteklenmesi kadar erkeklerin, ailelerin, gençlerin, eğitimcilerin, dinî liderlerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının sürece aktif biçimde katılmasını gerektirmektedir.
TEKMED tarafından yürütülen “Değişim İçin İnanç” Projesi, bu toplumsal yaklaşım içerisinde erkek dinî liderlerin aktif katılımını ön plana çıkarmaktadır. Dinî liderler, toplumla sürekli iletişim içerisinde olmaları ve özellikle aileler ve erkeklerle düzenli temas kurmaları nedeniyle toplumsal farkındalığın artırılmasında önemli bir potansiyele sahiptir.
Toplumsal yaklaşımın temelinde, şiddetin yalnızca ortaya çıktıktan sonra müdahale edilmesi gereken bir sorun olmadığı anlayışı bulunmaktadır. Asıl hedef, şiddetin ortaya çıkmasına neden olan tutum ve davranışların önceden fark edilmesi ve değiştirilmesidir.
Bu nedenle çalışma kapsamında önleme, farkındalık oluşturma, doğru iletişim kurma, toplumsal sorumluluk geliştirme ve davranış değişikliği temel yaklaşım olarak ele alınmıştır.
Şiddetle mücadelede toplum içerisinde kullanılan dilin değiştirilmesi de bu yaklaşımın önemli bir parçasıdır. Şiddeti mazur gösteren veya mağduru sorumlu tutan ifadelerin yerine; saygıyı, eşitliği, merhameti, adaleti ve insan onurunu merkeze alan bir iletişim anlayışının yaygınlaştırılması hedeflenmiştir.
1.4. Dinî Liderlerin Şiddetle Mücadeledeki Rolü:
Dinî liderler toplum içerisinde yalnızca dinî bilgi aktaran kişiler değil, aynı zamanda insanlarla sürekli iletişim kuran ve birçok kişi tarafından güven duyulan kanaat önderleridir. Bu nedenle toplumsal sorunlar hakkında oluşturdukları söylem ve kullandıkları iletişim dili, toplumun tutum ve davranışları üzerinde etkili olabilmektedir.
“Değişim İçin İnanç” Projesi, bu potansiyelden hareket ederek erkek dinî liderlerin kadına yönelik şiddetin önlenmesinde daha aktif bir rol üstlenmesini hedeflemektedir.
Dinî liderler özellikle; aile içi iletişim, eşler arasındaki saygı, çocukların şiddetten korunması, erkeklerin sorumlulukları, öfke kontrolü, şiddetin kabul edilemezliği, kadınların insan onuru ve güvenliği, aile içerisinde sağlıklı iletişim konularında toplumla iletişim kurarak farkındalık oluşturabilirler.
Bu noktada dinî liderlerin kullandıkları dil büyük önem taşımaktadır. Şiddeti herhangi bir gerekçeyle haklı göstermeyen, mağduru suçlamayan ve erkekleri sorumluluk almaya teşvik eden bir iletişim yaklaşımı toplumsal değişime katkı sağlayabilir.
TEKMED’in bu projeyle ortaya koyduğu yaklaşım, dinî liderleri şiddet vakalarının çözümünde tek başına sorumlu tutmak değil; şiddetin önlenmesi, farkındalığın artırılması, doğru iletişim kurulması ve ihtiyaç halinde kişilerin uygun destek mekanizmalarına yönlendirilmesi sürecinde etkin bir toplumsal aktör olarak güçlendirmektir.
Bu doğrultuda projenin temel mesajlarından biri, değişimin yalnızca kurumlarda değil, insanların birbirleriyle kurduğu iletişimde de başlaması gerektiğidir. Etkili iletişim, şiddetin ortaya çıkmasını önleyebilecek farkındalığın oluşturulması, şiddet mağdurlarının desteklenmesi ve erkeklerin şiddet karşısında sorumluluk almaya teşvik edilmesi açısından önemli bir araçtır.
Bu nedenle “Değişim İçin İnanç” Projesi kapsamında iletişim, yalnızca bilgi aktarım aracı olarak değil; toplumsal tutumların ve davranışların dönüştürülmesine katkı sağlayan stratejik bir araç olarak ele alınmıştır.
2. KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ ANLAMAK:
2.1. Kadına Yönelik Şiddet Nedir?
Kadına yönelik şiddet, kadınlara fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel veya dijital yollarla zarar veren davranışların tümüdür. Şiddet, kadının yaşamını, özgürlüğünü, güvenliğini ve insan onurunu olumsuz etkiler. “Değişim İçin İnanç” Projesi kapsamında şiddetin önlenmesi, toplumda farkındalık oluşturulması ve şiddeti normalleştiren davranışların değiştirilmesi temel amaçlardan biridir.
2.2. Şiddet Türleri:
Kadına yönelik şiddet farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bunlar fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel ve dijital şiddettir. Şiddetin türü farklı olsa da her biri kadının yaşamı ve hakları üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir.
2.3. Fiziksel Şiddet:
Kadına vurmak, itmek, tekmelemek, yaralamak veya fiziksel zarar vermek fiziksel şiddettir. Fiziksel şiddet açık ve doğrudan bir şiddet biçimidir.
2.4. Psikolojik ve Duygusal Şiddet:
Hakaret etmek, aşağılamak, tehdit etmek, korkutmak, sürekli kontrol etmek, değersiz hissettirmek ve kişiyi toplumdan uzaklaştırmak psikolojik veya duygusal şiddet kapsamındadır.
2.5. Ekonomik Şiddet:
Kadının parasına el koymak, çalışmasını engellemek, ekonomik ihtiyaçlarını karşılamamak veya ekonomik kaynaklarını kontrol altında tutmak ekonomik şiddettir.
2.6. Cinsel Şiddet:
Kadının rızası dışında cinsel davranışlara zorlanması, cinsel baskı uygulanması veya cinsel özgürlüğünün engellenmesi cinsel şiddettir.
2.7. Dijital Şiddet:
Telefon, sosyal medya ve diğer dijital araçlarla tehdit etmek, takip etmek, özel bilgileri paylaşmak, hesaplarını kontrol etmek veya sürekli rahatsız etmek dijital şiddet olarak değerlendirilir.
2.8. Şiddetin Birey ve Aile Üzerindeki Etkileri:
Şiddet bireyde korku, güvensizlik, yalnızlık ve özgüven kaybına neden olabilir. Aile içinde ise iletişimin bozulmasına, güven duygusunun kaybolmasına ve sağlıksız ilişkilerin oluşmasına yol açabilir.
2.9. Şiddetin Çocuklar Üzerindeki Etkileri:
Çocukların şiddete tanık olması bile onların gelişimini olumsuz etkileyebilir. Korku, kaygı, davranış sorunları ve gelecekte şiddeti normal görme riski ortaya çıkabilir.
2.10. Şiddetin Toplumsal Sonuçları:
Kadına yönelik şiddet yalnızca bireyi ve aileyi değil, bütün toplumu etkiler. Şiddetin yaygınlaşması toplumsal güveni ve dayanışmayı zayıflatır. Bu nedenle TEKMED’in “Değişim İçin İnanç” Projesi, şiddetin önlenmesinde farkındalık, doğru iletişim ve toplumsal sorumluluğun güçlendirilmesine önem vermektedir.
3. ŞİDDETİN NEDENLERİ VE ŞİDDETİ BESLEYEN FAKTÖRLER
3.1. Bireysel Faktörler:
Öfke kontrolünde zorlanma, iletişim becerilerinin yetersizliği, empati eksikliği, yanlış tutumlar ve şiddeti çözüm yöntemi olarak görme bireysel risk faktörleri arasında yer alabilir.
3.2. Aile ve Çevre Faktörleri:
Çocukluk döneminde şiddete tanık olmak, aile içinde sürekli çatışma yaşanması ve sağlıklı iletişimin bulunmaması şiddet davranışlarının gelişmesini etkileyebilir.
3.3. Toplumsal ve Kültürel Faktörler:
Şiddetin normal kabul edildiği, erkek egemenliğinin desteklendiği veya kadının kararlarının değersiz görüldüğü toplumsal anlayışlar şiddetin devam etmesine zemin hazırlayabilir.
3.4. Toplumsal Cinsiyet Kalıpları:
“Erkek güçlü olmalı”, “kadın itaat etmeli” gibi kalıplaşmış düşünceler eşit olmayan ilişkilerin oluşmasına neden olabilir. Bu kalıpların değiştirilmesi şiddetin önlenmesinde önemlidir.
3.5. Güç ve Kontrol Mekanizması:
Şiddet çoğu zaman yalnızca öfkenin sonucu değildir. Kişiyi kontrol etmek, kararlarını sınırlamak, ekonomik özgürlüğünü engellemek veya korkutmak amacıyla da kullanılabilir.
3.6. Şiddetin Öğrenilen Bir Davranış Olması:
Şiddet davranışı bazı durumlarda çocuklukta öğrenilebilir. Şiddetin aile içinde görülmesi, çocukların şiddeti sorun çözme yöntemi olarak algılamasına neden olabilir. Bu nedenle sağlıklı iletişim ve olumlu rol modeller önemlidir.
3.7. Şiddeti Meşrulaştıran Söylemler:
“Kadın bunu hak etti”, “aile meselesidir”, “erkektir, sinirlenebilir” gibi ifadeler şiddeti normalleştirir ve mağdurun yardım aramasını zorlaştırabilir. TEKMED’in “Değişim İçin İnanç” Projesi, bu tür söylemlerin yerine saygı, adalet, merhamet, sorumluluk ve şiddetsiz iletişimi destekleyen bir anlayışın geliştirilmesini amaçlamaktadır.
4. ŞİDDETLE MÜCADELEDE İLETİŞİMİN GÜCÜ
Tokat Ekonomik Kalkınma ve Mesleki Eğitim Derneği (TEKMED) tarafından yürütülen “Değişim İçin İnanç: Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Dinî Liderlerin Katılımı Projesi” kapsamında etkili iletişim, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması açısından önemli bir çalışma alanı olarak ele alınmıştır. Kadına yönelik şiddetle mücadele, yalnızca şiddet meydana geldikten sonra müdahale edilmesiyle sınırlı değildir. Şiddeti normalleştiren düşüncelerin değiştirilmesi, erkeklerin sorumluluk almaya teşvik edilmesi, kadınların desteklenmesi ve toplumda şiddetsiz yaşam kültürünün geliştirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte kullanılan dil, kurulan ilişkiler ve verilen mesajlar insanların düşüncelerini ve davranışlarını etkileyebilmektedir. TEKMED, sivil toplum çalışmaları aracılığıyla toplumsal sorunlara çözüm üretilmesini, bireylerin bilgi ve becerilerinin geliştirilmesini ve toplumun farklı kesimlerinin ortak amaçlar doğrultusunda bir araya gelmesini desteklemektedir. Bu proje kapsamında da erkek dinî liderlerin toplumla kurdukları iletişimin kadına yönelik şiddetle mücadelede olumlu bir değişime katkı sağlaması hedeflenmektedir.
Etkili iletişim, burada yalnızca konuşma becerisi olarak değerlendirilmemiştir. Dinlemek, anlamak, doğru bilgi vermek, güven oluşturmak, önyargılardan kaçınmak, şiddeti meşrulaştıran söylemleri değiştirmek ve gerektiğinde kişileri ilgili destek mekanizmalarına yönlendirmek de etkili iletişimin temel unsurları arasında değerlendirilmiştir.
4.1. İletişim Nedir?
İletişim, insanların duygu, düşünce, bilgi ve deneyimlerini sözlü, yazılı veya sözsüz yollarla birbirlerine aktarması ve karşılıklı anlam oluşturması sürecidir. Sağlıklı iletişim, yalnızca kişinin kendisini ifade etmesiyle değil, karşısındaki kişiyi anlaması ve onun ihtiyaçlarını dikkate almasıyla gerçekleşir.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede iletişim, bireylerin şiddet hakkındaki düşüncelerini sorgulamalarına, yanlış kabullerini fark etmelerine ve daha sağlıklı davranışlar geliştirmelerine yardımcı olabilir. Örneğin, aile içinde yaşanan sorunların bağırma, tehdit veya baskı yoluyla çözülmeye çalışılması yerine saygılı konuşma, dinleme ve sorumluluk alma yöntemlerinin benimsenmesi teşvik edilebilir.
TEKMED’in “Değişim İçin İnanç” Projesi kapsamında iletişim, toplumda şiddete karşı bilinç oluşturmanın ve erkek dinî liderlerin bu süreçteki katkısını güçlendirmenin önemli araçlarından biri olarak ele alınmıştır.
4.2. Etkili İletişimin Temel Unsurları:
Etkili iletişim; açık ve anlaşılır konuşma, dikkatle dinleme, empati kurma, karşılıklı saygı gösterme ve uygun bir dil kullanma unsurlarını içerir. İletişimde kullanılan sözcükler kadar ses tonu, beden dili ve konuşmanın yapıldığı ortam da önemlidir.
Kadına yönelik şiddet konusunda konuşurken kişileri aşağılayan, suçlayan veya savunmaya iten ifadeler yerine, davranışın sonuçlarını açıklayan ve sorumluluk almaya teşvik eden bir yaklaşım benimsenmelidir.
Örneğin, “Sen zaten sorun çıkarıyorsun.” demek yerine, “Sorunları şiddete başvurmadan çözmenin yollarını konuşmalıyız.” ifadesi kullanılabilir. Ancak etkili iletişim, şiddet uygulayan kişinin davranışını mazur görmek anlamına gelmez. Şiddetin kabul edilemez olduğu açıkça belirtilmelidir.
Dinî liderlerin iletişimlerinde güvenilir bilgi vermeleri, kişilerin mahremiyetine saygı göstermeleri ve kendi yetki alanlarını bilmeleri de önemlidir. Gerektiğinde uzman desteğine başvurulması, iletişimin sorumlu bir şekilde yürütülmesini sağlar.
4.3. Şiddetin Önlenmesinde İletişimin Rolü:
Şiddetin önlenmesinde iletişim, toplumsal farkındalığın artırılması ve şiddeti destekleyen düşüncelerin sorgulanması açısından önemli bir işleve sahiptir. Aile içinde, eğitim ortamlarında, ibadethanelerde ve sosyal yaşamda kurulan iletişim, bireylerin şiddete ilişkin tutumlarının şekillenmesine katkıda bulunabilir.
Şiddetin önlenmesine yönelik iletişim, yalnızca şiddetin yanlış olduğunu söylemekle sınırlı kalmamalıdır. İnsanlara şiddet yerine hangi davranışların kullanılabileceği de gösterilmelidir. Öfkeyi yönetmek, karşılıklı saygı göstermek, anlaşmazlıkları konuşarak çözmek ve gerektiğinde profesyonel destek almak bu alternatifler arasındadır.
“Değişim İçin İnanç” Projesi kapsamında erkek dinî liderlerin, topluma ulaşabilecekleri iletişim kanallarını şiddetin önlenmesi amacıyla kullanmaları önem taşımaktadır. Ailelerle yapılan görüşmeler, toplumsal buluşmalar ve dinî içerikli konuşmalar aracılığıyla şiddetin kabul edilemez olduğu, kadınların güvenliğinin ve insan onurunun korunması gerektiği vurgulanabilir.
İletişim, tek başına şiddeti ortadan kaldıran bir yöntem değildir. Ancak eğitim, hukuki koruma, sosyal hizmetler ve diğer destek mekanizmalarıyla birlikte yürütüldüğünde şiddetin önlenmesine ve toplumsal değişime katkıda bulunabilir.
4.4. Doğru Dil Kullanmanın Önemi:
Kullanılan dil, insanların bir olay karşısında nasıl düşündüklerini ve nasıl davrandıklarını etkileyebilir. Kadına yönelik şiddet konusunda kullanılan yanlış ifadeler, şiddetin sorumluluğunu mağdura yükleyebilir veya şiddetin olağan bir davranış gibi algılanmasına neden olabilir.
“Eşini kızdırmasaydı bunlar yaşanmazdı.”, “Aile meselesidir, dışarıya anlatılmamalıdır.” veya “Erkektir, öfkelenebilir.” gibi ifadeler şiddeti mazur gösterebilir. Bu tür söylemler yerine şiddetin sorumluluğunun şiddeti uygulayan kişiye ait olduğu ve hiçbir anlaşmazlığın şiddeti haklı çıkarmadığı açıkça ifade edilmelidir.
Dinî liderler, kullandıkları dilin toplum üzerindeki etkisini dikkate almalıdır. Kadınların yaşadıkları sorunları anlatmalarını zorlaştıran, onları utandıran veya yardım istemekten uzaklaştıran ifadelerden kaçınılmalıdır.
Doğru iletişim dili; saygılı, açık, ayrımcılıktan uzak ve insan onurunu koruyan bir yapıya sahip olmalıdır. Bu yaklaşım, TEKMED’in proje kapsamında desteklediği toplumsal farkındalık ve davranış değişikliği hedefleriyle uyumludur.
4.5. Şiddeti Normalleştiren ve Meşrulaştıran Söylemler:
Şiddeti normalleştiren söylemler, şiddetin önemsiz görülmesine, kabul edilmesine veya çeşitli gerekçelerle savunulmasına neden olabilir. Bu söylemler bazen aile gelenekleri, toplumsal beklentiler, yanlış inanışlar veya geçmişten aktarılan davranış kalıpları üzerinden ortaya çıkar.
“Kadın eşine itaat etmek zorundadır.”, “Erkek evde otoritesini göstermek zorundadır.” veya “Çocuklar için ailede yaşananlar gizli tutulmalıdır.” gibi genelleyici ifadeler, şiddetin görünmez hale gelmesine yol açabilir. Aile birliğinin korunması önemli olmakla birlikte, bu amaç hiçbir şekilde şiddetin gizlenmesini veya mağdurun güvenliğinin ikinci plana atılmasını gerektirmez.
Dinî liderlerin görevi, şiddeti haklı gösteren söylemleri eleştirel biçimde değerlendirmek ve insan onurunu, adaleti, merhameti ve sorumluluğu öne çıkaran bir iletişim geliştirmektir.
Bu kapsamda topluma şu mesaj verilmelidir: Aile içindeki sorunlar şiddetle değil, saygılı iletişim ve sorumlulukla çözülmelidir. Şiddet, aile mahremiyeti gerekçesiyle meşrulaştırılamaz.
4.6. Şiddeti Önleyici ve Dönüştürücü İletişim:
Şiddeti önleyici iletişim, şiddet ortaya çıkmadan önce risk oluşturan tutum ve davranışların fark edilmesini ve daha sağlıklı davranışların geliştirilmesini destekler. Dönüştürücü iletişim ise bireylerin yerleşmiş düşüncelerini sorgulamalarına ve davranışlarını değiştirmelerine yardımcı olmayı amaçlar.
Bu yaklaşımda insanlara yalnızca ne yapmamaları gerektiği anlatılmaz; bunun yerine nasıl davranabilecekleri de gösterilir. Öfke anında konuşmaya ara vermek, karşı tarafı tehdit etmemek, kararları zorla kabul ettirmemek ve sorunları uygun koşullarda konuşmak örnek davranışlar arasında yer alır.
Erkek dinî liderler, erkeklerle yaptıkları görüşmelerde güç kavramını yeniden değerlendirmeye teşvik edebilir. Güçlü olmanın başkasını kontrol etmek değil, kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenmek olduğu anlatılabilir.
TEKMED’in “Değişim İçin İnanç” Projesi kapsamında dönüştürücü iletişimin temel hedefi, erkeklerin şiddet karşısında sessiz kalmaması, kendi davranışlarını sorgulaması ve şiddetsiz ilişkilerin geliştirilmesine katkıda bulunmasıdır.
4.7. Empati ve Aktif Dinleme:
Empati, başka bir kişinin duygularını ve yaşadığı güçlükleri anlamaya çalışmaktır. Aktif dinleme ise karşıdaki kişiye dikkat vermeyi, sözünü kesmeden dinlemeyi ve anlatılanları doğru anlamak için gerektiğinde açıklayıcı sorular sormayı içerir.
Kadına yönelik şiddet konusunda empati kurmak, mağdurun yaşadıklarını küçümsememek ve onun ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak açısından önemlidir. Bir kadın yaşadığı şiddeti anlattığında hemen öğüt vermek veya olayın nedenlerini sorgulamak yerine, önce güvenli bir ortamda dinlenmesine imkân sağlanmalıdır.
Örneğin, “Neden daha önce kimseye söylemediniz?” diye sormak yerine, “Bunu anlatmanın sizin için zor olabileceğini anlıyorum. Şu anda kendinizi güvende hissediyor musunuz?” şeklinde yaklaşılabilir.
Aktif dinleme, şiddet uygulayan kişilerle iletişimde de kullanılabilir. Kişinin kendisini ifade etmesine fırsat verilirken şiddeti haklı gösteren açıklamalar kabul edilmemeli ve davranışın sorumluluğu açıkça ortaya konulmalıdır.
Dinî liderlerin bu becerileri geliştirmesi, toplumla kurdukları ilişkilerde daha güvenilir ve yapıcı bir yaklaşım benimsemelerine katkı sağlayabilir.
4.8. Yargılamadan Dinleme:
Yargılamadan dinleme, kişinin anlattıklarını önyargıyla değerlendirmeden dinlemek ve yaşadığı durumu anlamaya çalışmaktır. Bu yaklaşım, özellikle şiddet mağdurlarının kendilerini ifade edebilmeleri açısından önemlidir.
Şiddet yaşayan kadınlar; korku, ekonomik bağımlılık, çocuklarının güvenliği, toplumsal baskı veya tehditler nedeniyle yaşadıklarını anlatmakta zorlanabilir. Bu nedenle kişiye neden daha önce yardım istemediğini sormak veya kararlarını eleştirmek, iletişimin kesilmesine yol açabilir.
Dinî liderler, görüşme sırasında mağdurun yaşadıklarını küçümsememeli, onu suçlamamalı ve anlatılanları başkalarına açıklamamalıdır. Bununla birlikte gizlilik konusunda gerçekçi davranılmalı; güvenlik riski veya yasal yükümlülükler söz konusu olduğunda uygun uzman ve kurumlarla hareket edilmelidir.
Yargılamadan dinlemek, şiddete karşı tarafsız kalmak anlamına gelmez. Mağduru yargılamadan dinlemek, şiddeti ise açıkça reddetmek gerekir.
4.9. Mağdurla Doğru İletişim Kurma:
Şiddet mağduruyla iletişim kurarken öncelik, kişinin güvenliğini ve ihtiyaçlarını dikkate almaktır. Kişinin anlatmaya hazır olmadığı konularda baskı yapılmamalı, yaşadıkları sorgulanırken suçlayıcı ifadeler kullanılmamalıdır.
“Size inanıyorum, yaşadıklarınız önemlidir.”, “Bu durum sizin suçunuz değil.” ve “İsterseniz uygun destek seçeneklerini birlikte değerlendirebiliriz.” gibi ifadeler güven oluşturabilir.
Dinî liderler, mağdur adına karar vermek yerine onun ihtiyaçlarını dinlemeli ve güvenli seçenekler hakkında bilgi edinmesine yardımcı olmalıdır. Kişiyi şiddet uygulayan kişiyle yüzleştirmeye çalışmak, barışmaya zorlamak veya aile birliğini korumak adına şiddete katlanmasını istemek doğru değildir.
Şiddetin devam etme ihtimali varsa kişinin güvenliği öncelikli olarak değerlendirilmelidir. Gerekli durumlarda kolluk birimleri, sosyal hizmetler, sağlık kuruluşları ve uzman destek mekanizmalarına yönlendirme yapılmalıdır. Türkiye’de acil tehlike durumunda 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden yardım istenebilir.
Bu yaklaşım, proje kapsamında dinî liderlerin destekleyici rolünü güçlendirirken profesyonel kurumların görev alanlarına saygı gösterilmesini de sağlar.
4.10. Şiddet Uygulayan Erkekle İletişim:
Şiddet uygulayan erkekle iletişimde temel amaç, davranışın sorumluluğunu açıkça ortaya koymak ve şiddetsiz davranışlara yönelmeyi teşvik etmektir. Kişinin öfke, stres veya aile içi anlaşmazlık yaşaması, şiddet uygulamasını haklı çıkarmaz.
İletişim sırasında aşağılayıcı ve kışkırtıcı ifadelerden kaçınılabilir; ancak şiddetin kabul edilemez olduğu konusunda açık bir tutum sergilenmelidir. Örneğin, “Öfkelenebilirsiniz ancak eşinize zarar vermeniz kabul edilemez. Sorunları çözmek için başka yöntemler geliştirmek sizin sorumluluğunuzdur.” denilebilir.
Erkeğin davranışını değiştirmesi için öfke yönetimi, sağlıklı iletişim, sorumluluk alma ve gerektiğinde profesyonel destek konuları gündeme getirilebilir. Ancak yalnızca iletişim kurmakla şiddetin sona ereceği varsayılmamalıdır.
Tehdit veya yakın tehlike söz konusuysa güvenlik öncelikli tutulmalı, riskli yüzleşmelerden kaçınılmalı ve ilgili kurumlarla iş birliği yapılmalıdır.
TEKMED’in proje yaklaşımı açısından erkeklerle iletişim, onları sürecin dışında bırakmak yerine şiddetin önlenmesinde sorumluluk almaya davet eden bir yöntemdir.
4.11. Erkeklerin Şiddetle Mücadele Sürecine Dahil Edilmesi
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, yalnızca kadınların sorumluluğu olarak görülemez. Erkeklerin de şiddeti önleme, eşit ilişkileri destekleme ve çevrelerinde şiddeti normalleştiren davranışlara karşı durma sorumluluğu vardır.
Erkeklerin sürece dahil edilmesi, onları yalnızca şiddet uygulama riski taşıyan kişiler olarak görmek anlamına gelmez. Amaç, erkeklerin toplumsal değişimin aktif bir parçası olmalarını ve olumlu rol modeller geliştirmelerini sağlamaktır.
Erkek dinî liderler, erkeklerle yaptıkları görüşmelerde aile içinde saygının, karşılıklı karar almanın, duyguları ifade edebilmenin ve öfkeyi şiddete dönüştürmeden yönetmenin önemini vurgulayabilirler.
Ayrıca erkeklerin şiddet içeren şakalara, aşağılayıcı ifadelere ve kadınları değersizleştiren söylemlere karşı duyarlı davranmaları teşvik edilebilir. Böylece şiddetle mücadele yalnızca bireysel bir mesele olmaktan çıkarak toplumsal sorumluluk haline gelir.
“Değişim İçin İnanç” Projesi, erkek dinî liderlerin bu süreçte iletişim ve farkındalık oluşturma kapasitelerinin güçlendirilmesini amaçlamaktadır.
4.12. Kriz Anında İletişim:
Kriz anında iletişim, şiddet olayının yaşandığı veya yeniden yaşanma ihtimalinin bulunduğu durumlarda dikkatli ve güvenlik odaklı biçimde yürütülmelidir. Böyle durumlarda öncelik, tartışmayı kazanmak veya tarafları hemen uzlaştırmak değil, can güvenliğini korumaktır.
Dinî liderler, olayın taraflarını güvenli olmayan bir ortamda yüzleştirmekten kaçınmalı ve mağdurun güvenliğini tehlikeye atabilecek girişimlerde bulunmamalıdır. Şiddet riski devam ediyorsa ilgili acil yardım ve koruma mekanizmalarına başvurulması desteklenmelidir.
Kriz anında sakin, açık ve kısa cümleler kullanılmalı; tehditleri küçümseyen veya şiddeti geçici bir öfke olarak değerlendiren ifadelerden kaçınılmalıdır. Kişinin anlattıkları dikkatle dinlenmeli, ancak dinî lider kendisini uzman müdahalesinin yerine koymamalıdır.
Acil tehlike durumunda 112 Acil Çağrı Merkezi’ne başvurulmalı, diğer destek ihtiyaçları için ilgili kamu kurumlarından yardım alınmalıdır. Şiddetle mücadelede güvenlik, her türlü iletişim hedefinin önünde tutulmalıdır.
4.13. Güven Veren İletişim:
Güven veren iletişim, bireylerin kendilerini rahatça ifade edebildikleri, saygı gördükleri ve ihtiyaçlarının ciddiye alındığı bir iletişim biçimidir. Şiddet mağdurları için güven duygusu özellikle önemlidir; çünkü yaşadıklarını açıklamak bazen yeni bir tehdit veya baskı korkusu yaratabilir.
Dinî liderler, görüşmeler sırasında kişiyi dikkatle dinleyerek, özel bilgilerini koruyarak ve yapamayacakları konularda gerçek dışı sözler vermeyerek güven oluşturabilirler.
Örneğin, “Size yardımcı olabilecek kurumları birlikte değerlendirebiliriz.” demek, tüm sorunların hemen çözüleceğine dair söz vermekten daha doğru bir yaklaşımdır.
Güven oluşturmak, kişinin bütün kararlarını dinî lidere bırakmasını istemek değildir. Aksine, kişinin kendi hakları, seçenekleri ve destek mekanizmaları hakkında bilgi edinmesini sağlamaktır.
TEKMED’in proje kapsamında desteklediği iletişim anlayışı, toplumda güvene dayalı ilişkilerin kurulmasını ve şiddet mağdurlarının yardım aramaktan çekinmemesini önemsemektedir.
4.14. İletişimde Beden Dili ve Ses Tonu:
İletişim yalnızca sözcüklerden oluşmaz. Yüz ifadeleri, beden duruşu, göz teması, konuşma hızı ve ses tonu da mesajın nasıl algılandığını etkiler.
Kadına yönelik şiddet konusunda yapılan görüşmelerde sakin, saygılı ve tehdit oluşturmayan bir beden dili kullanılmalıdır. Kişinin üzerine yürümek, parmak sallamak, sesini yükseltmek veya konuşmasını baskı altında tutmak güven duygusunu zedeleyebilir.
Dinî liderler, görüşme sırasında karşıdaki kişinin kendisini rahat hissedebileceği bir mesafe bırakmalı ve beden dilini kültürel ve kişisel farklılıkları dikkate alarak kullanmalıdır. Göz teması kurmak her birey için aynı derecede rahat olmayabileceğinden, kişinin tepkileri gözetilmelidir.
Beden dili ve ses tonu, sözlü mesajlarla uyumlu olmalıdır. Saygıdan söz ederken küçümseyici bir tavır sergilemek, verilen mesajın etkisini azaltır. Bu nedenle etkili iletişim eğitimlerinde beden dili ve ses tonu üzerinde de durulmalıdır.
4.15. Sosyal Medya ve Dijital İletişimin Gücü:
Sosyal medya, kadına yönelik şiddetle mücadelede geniş kitlelere ulaşmak ve farkındalık oluşturmak için kullanılabilecek önemli iletişim araçlarından biridir. Kısa videolar, bilgilendirici görseller, açıklayıcı metinler ve çevrim içi toplantılar aracılığıyla şiddetin türleri, haklar ve destek mekanizmaları hakkında bilgi paylaşılabilir.
TEKMED, proje kapsamında dijital iletişim kanallarını kullanarak şiddetsiz yaşam, aile içi saygı ve erkeklerin sorumluluğu konularında bilgilendirici içeriklerin yaygınlaştırılmasını destekleyebilir.
Sosyal medya paylaşımlarında mağdurların kimlik bilgileri, fotoğrafları veya kişisel hikâyeleri izin ve güvenlik koşulları gözetilmeden paylaşılmamalıdır. Şiddet vakalarına ilişkin doğrulanmamış bilgiler yayımlanmamalı; aşağılayıcı, suçlayıcı veya ayrımcı dil kullanılmamalıdır.
Dijital iletişimin bir diğer önemli konusu dijital şiddettir. Israrlı takip, tehdit, özel görüntüleri izinsiz paylaşma ve hesaplar üzerinden baskı kurma gibi davranışlar konusunda toplumun bilinçlendirilmesi gerekir.
Dinî liderlerin sosyal medya aracılığıyla verdiği mesajlar kısa, anlaşılır, doğru ve çözüm odaklı olmalıdır. Böylece dijital iletişim, projenin toplumsal farkındalık hedeflerini destekleyen bir araç olarak kullanılabilir.
4.16. Şiddetle Mücadelede Doğru Mesaj Tasarımı:
Etkili bir mesaj, hedef kitlenin anlayabileceği açık bir dil kullanmalı, doğru bilgi içermeli ve kişileri olumlu davranışlara yönlendirmelidir. Çok uzun, karmaşık veya suçlayıcı mesajlar yerine, temel düşünceyi doğrudan aktaran ifadeler tercih edilmelidir.
Şiddetle mücadele mesajları hazırlanırken hedef kitlenin yaşı, ihtiyaçları, toplumsal konumu ve iletişim alışkanlıkları dikkate alınmalıdır. Erkeklere yönelik mesajlarda sorumluluk alma ve şiddetsiz davranış geliştirme; ailelere yönelik mesajlarda saygı ve güven; gençlere yönelik mesajlarda eşitlik, sınırlar ve sağlıklı ilişkiler öne çıkarılabilir.
Örnek mesajlar şunlardır:
– “Şiddetin bahanesi olmaz.”
– “Güç, korkutmak değil sorumluluk almaktır.”
– “Ailede huzur, karşılıklı saygıyla başlar.”
– “Öfkenizi yönetin, şiddete başvurmayın.”
– “Kadını suçlama, şiddeti sorgula.”
– “Sessiz kalma, güvenli destek yollarını öğren.”
– “Değişim, kullandığımız dille başlar.”
TEKMED’in “Değişim İçin İnanç” Projesi kapsamında bu mesajlar; eğitimlerde, grup çalışmalarında, dinî liderlerin topluma yönelik konuşmalarında ve sosyal medya içeriklerinde kullanılabilecek şekilde geliştirilebilir. Mesajların başarısı yalnızca kaç kişiye ulaştığıyla ölçülmemelidir. Hedef kitlenin bilgisi, tutumları ve davranışlarında meydana gelen değişiklikler de değerlendirilmelidir.
4.17. Dinî Liderlerin Etkili İletişim Rolü:
Dinî liderler, toplumun farklı kesimleriyle kurdukları ilişkiler sayesinde kadına yönelik şiddet konusunda farkındalık oluşturabilirler. Özellikle aileler, erkekler ve gençlerle yapılan görüşmelerde saygı, adalet, merhamet, sorumluluk ve insan onuru gibi değerlerin vurgulanması önemlidir.
Dinî liderlerin rolü, şiddet vakalarını tek başlarına çözmek veya uzmanların görevlerini üstlenmek değildir. Temel rollerinden biri, şiddeti normalleştiren söylemlere karşı durmak, doğru bilgi paylaşmak ve ihtiyaç duyan kişilerin ilgili destek mekanizmalarına ulaşmasını kolaylaştırmaktır.
Dinî içerikli konuşmalarda aile birliğinin önemine değinilirken aile üyelerinin güvenliği ve insan onuru da mutlaka gözetilmelidir. Aileyi korumak, şiddete katlanmayı öğütlemek veya mağdurun yardım aramasını engellemek anlamına gelmez.
“Değişim İçin İnanç” Projesi kapsamında erkek dinî liderlerin iletişim becerilerinin geliştirilmesi, onların toplumsal farkındalık oluşturma kapasitelerini güçlendirebilir. Bu süreçte doğru bilgiye dayalı, mağduru koruyan ve şiddeti açıkça reddeden bir iletişim anlayışı benimsenmelidir.
4.18. Cami ve Toplum İletişiminde Şiddetle Mücadele:
Cami ve toplum temelli iletişim, geniş kitlelere ulaşmak ve şiddetle mücadele konusunda ortak bir anlayış geliştirmek için önemli fırsatlar sunar. Dinî liderler, uygun içerikler aracılığıyla aile içi saygı, şiddetsiz iletişim, erkeklerin sorumluluğu ve kadınların güvenliği konularını gündeme getirebilirler. Cuma hutbeleri, vaazlar, sohbetler ve toplumsal buluşmalar bu amaçla değerlendirilebilecek iletişim kanallarıdır. Bu etkinliklerde şiddetin kabul edilemez olduğu açıkça ifade edilmeli ve aile içi sorunların şiddet dışında yöntemlerle çözülmesinin önemi anlatılmalıdır. Toplumla iletişim kurarken farklı yaşam deneyimlerine ve ihtiyaçlara saygı gösterilmelidir. Kadınların yaşadığı sorunlar küçümsenmemeli, şiddet mağdurlarının kimliklerini açığa çıkarabilecek örneklerden kaçınılmalıdır. TEKMED, proje kapsamında dinî liderlerin yanı sıra kamu kurumları, eğitim kuruluşları ve sivil toplum aktörleriyle iş birliği yapılmasını destekleyerek farkındalık çalışmalarının daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlayabilir.
4.19. Ailelerle İletişim:
Ailelerle etkili iletişim kurmak, aile içindeki anlaşmazlıkların şiddete dönüşmesini önlemeye yönelik farkındalık oluşturmak açısından önemlidir. Aile üyelerinin birbirlerini dinlemesi, kararları karşılıklı değerlendirmesi ve farklılıklara saygı göstermesi sağlıklı aile ilişkilerinin temel unsurlarıdır.
Dinî liderler, ailelerle yaptıkları görüşmelerde sorunların konuşularak çözülmesini, öfke anında tehdit ve hakaretlerden kaçınılmasını ve aile üyelerinin birbirlerinin haklarına saygı göstermesini teşvik edebilirler.
Bununla birlikte her aile içi anlaşmazlık sıradan bir iletişim sorunu olarak değerlendirilmemelidir. Tehdit, baskı veya şiddetin bulunduğu durumlarda tarafları hemen bir araya getirmek ya da uzlaşmaya zorlamak güvenli olmayabilir. Öncelikle risk değerlendirmesi yapılmalı ve gerektiğinde uzman desteğine başvurulmalıdır.
TEKMED’in proje yaklaşımı, aileyi desteklerken kadınların güvenliğini ve bireysel haklarını korumayı esas alan bir iletişim anlayışını desteklemektedir.
4.20. Gençlerle İletişim:
Gençlerle iletişim, şiddetin önlenmesi ve sağlıklı ilişki anlayışının erken yaşlarda geliştirilmesi açısından önem taşır. Gençler, ailelerinden, arkadaşlarından, eğitim ortamlarından ve dijital medyadan öğrendikleri davranışlardan etkilenebilirler.
Bu nedenle gençlerle yapılan çalışmalarda karşılıklı saygı, kişisel sınırlar, eşitlik, duyguları ifade etme, öfke yönetimi ve dijital güvenlik konuları ele alınmalıdır.
Dinî liderler ve diğer eğitimciler, gençlerin sorularını rahatça sorabilecekleri, düşüncelerini ifade edebilecekleri ve farklı görüşleri saygılı biçimde tartışabilecekleri ortamlar oluşturabilirler.
Gençlere yönelik iletişimde korkutucu ve aşağılayıcı bir dil yerine açıklayıcı, katılımcı ve yaşlarına uygun bir yaklaşım tercih edilmelidir. Gençlerin şiddeti önleme konusunda yalnızca bilgi sahibi olmaları değil, şiddet içeren davranışlarla karşılaştıklarında güvenli biçimde nasıl hareket edeceklerini öğrenmeleri de önemlidir.
“Değişim İçin İnanç” Projesi kapsamında geliştirilen iletişim mesajları, gençlerin ailelerinde ve sosyal çevrelerinde şiddetsiz davranışları desteklemelerine katkı sağlayacak biçimde kullanılabilir.
4.21. Kanaat Önderleriyle İletişim:
Kanaat önderleri, toplumun düşüncelerini ve davranışlarını etkileyebilen kişilerdir. Dinî liderler, eğitimciler, yerel yöneticiler, sivil toplum temsilcileri ve toplumda güven duyulan diğer kişiler bu süreçte önemli katkılar sunabilirler.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede kanaat önderlerinin ortak mesajlar vermesi, toplumda farkındalığın yaygınlaşmasına yardımcı olabilir. Şiddetin kabul edilemez olduğu, mağdurların desteklenmesi gerektiği ve erkeklerin sorumluluk almasının önemi bu ortak mesajların temelini oluşturabilir.
TEKMED, sivil toplum kuruluşu olarak farklı paydaşlar arasında iş birliği kurulmasını ve toplumsal sorunlara yönelik ortak çalışmaların geliştirilmesini destekleyebilir. Proje kapsamında dinî liderler ile diğer kanaat önderlerinin iletişim kurması, yerel farkındalık çalışmalarının daha etkili planlanmasına katkıda bulunabilir.
Bu iş birliğinde görev paylaşımının açık olması, doğru bilgi kullanılması ve kişisel bilgilerin korunması önemlidir. Amaç, farklı aktörlerin birbirinin yerine geçmesi değil, kendi görev ve sorumlulukları doğrultusunda ortak bir toplumsal fayda oluşturmasıdır.
4.22. Şiddetle Mücadelede Olumlu Erkeklik Söylemi:
Olumlu erkeklik söylemi, erkeklerin güç, saygınlık ve sorumluluk kavramlarını şiddet ve kontrol üzerinden değil; öz denetim, empati, eşitlik ve sorumluluk üzerinden değerlendirmelerini teşvik eder.
Toplumda erkekliğin sertlik göstermek, her koşulda üstün olmak veya ailede bütün kararları tek başına vermekle ilişkilendirilmesi, sağlıklı ilişkilerin gelişmesini zorlaştırabilir. Bu anlayışın yerine duygularını ifade edebilen, hatalarının sorumluluğunu üstlenen ve başkalarının haklarına saygı gösteren erkek davranışları desteklenmelidir.
Erkek dinî liderler, toplumla iletişimlerinde güçlü olmanın başkalarını korkutmak değil, adil davranmak ve sorumluluk almak olduğunu vurgulayabilirler. Erkeklerin şiddet içeren davranışları görmezden gelmemeleri ve çevrelerinde şiddetsiz ilişkileri desteklemeleri de teşvik edilebilir.
Bu yaklaşım erkekleri toplumsal değişimin önemli bir parçası olarak görür. Amaç, erkekleri topluca suçlamak değil, şiddeti besleyen düşünce ve davranışları değiştirmek ve her bireyin sorumluluk almasını sağlamaktır.
TEKMED’in “Değişim İçin İnanç” Projesi kapsamında olumlu erkeklik söylemi, erkek dinî liderlerin kadına yönelik şiddetle mücadelede örnek olabilecek mesajlar geliştirmelerine yardımcı olacak bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.
4.23. İletişim Yoluyla Toplumsal Tutumların Dönüştürülmesi:
Toplumsal tutumların değişmesi zaman, sürekli çalışma ve farklı kesimlerin katılımını gerektirir. Şiddeti normalleştiren düşüncelerin değiştirilmesi için doğru bilginin paylaşılması, örnek davranışların desteklenmesi ve toplumda şiddetsiz ilişkilerin öneminin sürekli vurgulanması gerekir.
İletişim yoluyla değişim oluşturmak, insanlara yalnızca bilgi vermekle sınırlı değildir. Bireylerin kendi düşüncelerini sorgulamalarını, farklı deneyimleri anlamalarını ve davranışlarını yeniden değerlendirmelerini de içerir.
TEKMED’in yürüttüğü “Değişim İçin İnanç” Projesi, erkek dinî liderlerin iletişim gücünden yararlanarak kadına yönelik şiddet konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasını ve şiddetsiz yaşam anlayışının desteklenmesini hedeflemektedir.
Bu doğrultuda iletişim faaliyetlerinin etkisi; katılımcıların bilgi düzeyleri, şiddeti normalleştiren söylemlere yönelik tutumları, mağdurlarla iletişim becerileri ve destek mekanizmaları hakkındaki farkındalıkları üzerinden değerlendirilebilir. Eğitim öncesinde ve sonrasında yapılacak değerlendirmeler, katılımcıların düşünce ve bilgi düzeylerinde meydana gelen değişimleri anlamaya yardımcı olabilir.
Ayrıca eğitimlerde öğrenilen bilgilerin günlük yaşama aktarılması, dinî liderlerin topluma yönelik çalışmalarında kullanılması ve yerel paydaşlarla iş birliğinin sürdürülmesi önemlidir.
Şiddetle mücadelede iletişim, bireyler arasında anlayış geliştiren bir araç olmanın ötesinde, şiddeti meşrulaştıran düşüncelerin sorgulanmasına ve toplumsal sorumluluğun güçlenmesine katkı sağlayan önemli bir yöntemdir. TEKMED’in “Değişim İçin İnanç” Projesi kapsamında erkek dinî liderlerin bu alandaki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi; kadınların güvenliğinin, insan onurunun ve şiddetsiz yaşam hakkının desteklenmesine katkı sağlayabilecek bir çalışma alanı oluşturmaktadır.
5. DİNÎ LİDERLER VE ŞİDDETLE MÜCADELE
“Değişim İçin İnanç: Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Dinî Liderlerin Katılımı Projesi”, TEKMED tarafından erkek dinî liderlerin kadına yönelik şiddetin önlenmesindeki rolünü güçlendirmek amacıyla yürütülen önemli bir çalışmadır. Projede dinî liderlerin toplumla kurduğu güven ilişkisi ve iletişim gücü, şiddetin önlenmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması açısından ele alınmıştır.
5.1. Dinî Liderlerin Toplumdaki Konumu:
Dinî liderler toplumun farklı kesimleriyle düzenli iletişim içerisinde olan, özellikle aileler ve erkekler üzerinde güven ve etki oluşturabilen kişilerdir. Bu konum, onları toplumsal sorunlar konusunda farkındalık oluşturabilecek önemli aktörler haline getirmektedir.
TEKMED’in “Değişim İçin İnanç” Projesinde bu toplumsal konumdan yararlanılarak dinî liderlerin kadına yönelik şiddet konusunda doğru bilgiye ulaşmaları ve toplumla doğru iletişim kurmaları desteklenmiştir.
5.2. Dinî Liderlerin Rol Model Olma Sorumluluğu:
Dinî liderler söyledikleri kadar davranışlarıyla da topluma örnek olurlar. Kadınlara, erkeklere, çocuklara ve ailelere karşı saygılı davranmak, iletişimde öfke ve aşağılamadan uzak durmak önemli bir rol model oluşturur. Şiddetin önlenmesinde dinî liderlerin kendi davranışlarıyla saygı, adalet, merhamet, sorumluluk ve şiddetsiz iletişim değerlerini göstermeleri önemlidir.
5.3. Aile, Evlilik ve Saygı Üzerine İletişim:
Aile içinde sağlıklı iletişimin temelinde karşılıklı saygı, güven, anlayış ve sorumluluk bulunur. Eşler arasında yaşanan anlaşmazlıkların çözümünde hakaret, tehdit, baskı veya fiziksel güç kullanılmamalıdır. Dinî liderler ailelerle yaptıkları görüşmelerde evliliğin karşılıklı sorumluluk ve saygıya dayandığını vurgulayabilir. Aile birliğinin korunmasının, şiddetin görmezden gelinmesi anlamına gelmediği açıkça ifade edilmelidir.
5.4. Şiddetin Dinî Değerler Açısından Değerlendirilmesi:
Şiddet, insanın onuruna, güvenliğine ve temel haklarına zarar veren bir davranıştır. Dinî değerlerin temelinde bulunan adalet, merhamet, iyilik, sorumluluk ve insan onuruna saygı anlayışı şiddetin önlenmesine katkı sağlayabilecek önemli değerlerdir. Bu nedenle dinî iletişimde şiddeti haklı gösterecek veya mağduru suçlayacak yorumlardan kaçınılması gerekir. Dinî referanslar, şiddetin gerekçesi haline getirilmemeli; aksine insan onurunu ve güvenliğini koruyan bir anlayışı desteklemelidir.
5.5. Merhamet, Adalet ve İnsan Onuru:
Merhamet, karşıdaki kişinin yaşadığı sıkıntıyı anlamayı ve ona zarar vermemeyi gerektirir. Adalet ise her bireyin haklarına ve onuruna saygı göstermeyi ifade eder. Kadına yönelik şiddetle mücadelede bu değerlerin birlikte ele alınması önemlidir. Kadının güvenliği, onuru ve yaşam hakkı korunmalıdır. Şiddete maruz kalan bir kişinin yaşadıkları küçümsenmemeli ve kişi suçlanmamalıdır. “Değişim İçin İnanç” Projesi kapsamında dinî liderlerin bu değerleri toplumsal iletişimlerinde görünür hale getirmeleri amaçlanmıştır.
5.6. Şiddeti Meşrulaştıran Dinî Söylemlerle Mücadele:
Dinî ifadelerin yanlış anlaşılması veya bağlamından koparılması, bazı durumlarda şiddetin meşrulaştırılmasına yol açabilecek söylemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle dinî liderlerin kullandıkları ifadeleri dikkatle seçmeleri önemlidir. Kadını aşağılayan, erkeğin üstünlüğünü şiddet veya baskı yoluyla kurmasını destekleyen ya da mağdurun yaşadığı şiddeti haklılaştıran söylemlerden kaçınılmalıdır. Proje kapsamında temel yaklaşım; şiddetin hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılmaması, mağdurun suçlanmaması ve dinî değerlerin insan onurunu koruyan bir anlayışla ele alınmasıdır.
5.7. Dinî Liderlerin Erkeklere Yönelik Mesajları:
Erkeklerin şiddetle mücadele sürecine dahil edilmesi projenin temel noktalarından biridir. Dinî liderler erkeklere yönelik iletişimlerinde şiddetin güç göstergesi olmadığını, gerçek gücün kişinin davranışlarını kontrol edebilmesi ve sorumluluk alabilmesi olduğunu vurgulayabilir.
Erkeklere yönelik temel mesajlar şu şekilde olabilir:
– Şiddetin bahanesi olmaz.
– Öfke bir duygudur, şiddet ise kabul edilemez bir davranıştır.
– Güç, korkutmak değil korumaktır.
– Aile içinde karar almak ortak sorumluluktur.
– Hata yapmak mümkündür; önemli olan hatanın sorumluluğunu almaktır.
– Şiddete tanık olan erkekler sessiz kalmamalıdır.
Bu mesajların amacı erkekleri suçlamak değil, onları çözümün ve toplumsal değişimin aktif bir parçası haline getirmektir.
5.8. Cuma Vaazları ve Hutbelerde Şiddetle Mücadele:
Cuma hutbeleri ve vaazlar, geniş toplum kesimlerine ulaşılması açısından önemli iletişim alanlarıdır. Dinî liderler uygun içeriklerle aile içinde saygı, merhamet, adalet, sorumluluk, çocukların korunması ve şiddetin kabul edilemezliği konularında farkındalık oluşturabilir. Hutbe ve vaazlarda kullanılan dil açık, anlaşılır ve toplumun günlük yaşamıyla bağlantılı olmalıdır. Şiddet mağdurlarını suçlayabilecek veya şiddeti aile içi özel bir mesele olarak gösterebilecek ifadelerden kaçınılmalıdır. Ayrıca dinî liderler, ihtiyaç duyan kişilerin profesyonel destek almasının önemini vurgulayabilir. Böylece dinî iletişim, kamu kurumları ve uzman destek mekanizmalarıyla birlikte çalışan tamamlayıcı bir farkındalık aracına dönüşebilir.
5.9. Toplumsal Farkındalık Oluşturmada Dinî Liderlerin Rolü:
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi yalnızca bireysel davranışların değiştirilmesiyle değil, toplumun genel tutumlarının dönüşmesiyle mümkündür. Bu süreçte dinî liderler, toplum içerisinde oluşturdukları güven ve iletişim kanalları sayesinde önemli katkılar sağlayabilir. Dinî liderler ailelerle, gençlerle ve erkeklerle yaptıkları görüşmelerde şiddetsiz iletişimi destekleyebilir; sosyal medya ve diğer iletişim kanallarında farkındalık mesajları paylaşabilir; yerel kurum ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar gerçekleştirebilir. TEKMED’in “Değişim İçin İnanç” Projesi, erkek dinî liderlerin bu potansiyelini güçlendirmeyi ve onları kadına yönelik şiddetin önlenmesinde toplumsal farkındalığın aktif aktörleri haline getirmeyi amaçlamaktadır. Projenin temel yaklaşımı, inanç, doğru iletişim, toplumsal sorumluluk ve davranış değişikliğini bir araya getirerek şiddetsiz bir toplum anlayışının güçlendirilmesidir.
6. ETKİLİ İLETİŞİM BECERİLERİ:
Kadına yönelik şiddetle mücadelede etkili iletişim, şiddetin önlenmesi, farkındalığın artırılması ve ihtiyaç duyan kişilerin doğru destek mekanizmalarına ulaşması açısından önemli bir araçtır. TEKMED tarafından uygulanan “Değişim İçin İnanç: Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Dinî Liderlerin Katılımı Projesi” kapsamında dinî liderlerin iletişim becerilerinin güçlendirilmesine önem verilmiştir. Özellikle kadınlarla, erkeklerle, ailelerle ve gençlerle iletişimde güven veren, yargılamayan ve çözüm odaklı bir yaklaşım ele alınmıştır.
6.1. Aktif Dinleme:
Aktif dinleme, karşıdaki kişinin söylediklerini dikkatle dinlemek, sözünü kesmemek ve anlatılanları anlamaya çalışmaktır. Şiddet yaşamış bir kişinin kendisini ifade edebilmesi için güvenli bir iletişim ortamının oluşması önemlidir. Dinî liderler, kişiyi suçlamadan ve yaşadıklarını küçümsemeden dinleyerek destekleyici bir iletişim kurmuştur.
6.2. Empati:
Empati, kişinin yaşadığı duyguyu ve durumu anlamaya çalışmaktır. Empati kurmak, yaşanan olayı onaylamak anlamına gelmez. Şiddet mağdurunun korku, üzüntü, çaresizlik veya kaygı gibi duygularının anlaşılması, kişinin kendisini yalnız hissetmemesine yardımcı olur. Proje kapsamında empatik iletişimin güven oluşturmadaki önemi ele alınmıştır.
6.3. Açık ve Anlaşılır Konuşma:
Şiddet ve aile içi sorunlar hakkında konuşurken kullanılan dil açık, sade ve anlaşılır olmalıdır. Karmaşık ifadeler, suçlayıcı sözler ve belirsiz mesajlar yerine kişinin anlayabileceği bir iletişim dili kullanılmalıdır. “Sen neden karşı çıkmadın?” gibi mağduru suçlayıcı ifadeler yerine “Yaşadığın durum için üzgünüm, seni dinliyorum.” gibi destekleyici ifadeler tercih edilmiştir.
6.4. Soru Sorma Teknikleri:
Doğru sorular, kişinin yaşadığı durumu daha iyi anlamaya yardımcı olur. Sorular baskı oluşturmayacak şekilde, açık ve sakin bir dille sorulmalıdır. “Ne oldu?”, “Şu anda kendini güvende hissediyor musun?” ve “Sana nasıl destek olabiliriz?” gibi sorular kişinin ihtiyaçlarının anlaşılmasına katkı sağlar. Gereksiz ayrıntılar istemekten ve kişiyi tekrar tekrar travmatik olayı anlatmaya zorlamaktan kaçınılmıştır.
6.5. Önyargılardan Kaçınma:
İletişimde önyargılar, kişinin kendisini ifade etmesini zorlaştırabilir. Kadının kıyafeti, yaşı, medeni durumu, ekonomik durumu veya aile yapısı üzerinden değerlendirme yapılması mağdurun kendisini suçlanmış hissetmesine neden olabilir. TEKMED’in proje çalışmaları kapsamında şiddetin hiçbir gerekçeyle normalleştirilmemesi ve mağdurun suçlanmaması temel iletişim ilkelerinden biri olarak ele alınmıştır.
6.6. Çatışma Yönetimi:
Çatışmaların çözümünde tehdit, hakaret, baskı ve şiddet yerine sakin iletişim ve karşılıklı dinleme esas alınmalıdır. Ancak şiddet bulunan durumlarda tarafları yalnızca uzlaştırmaya çalışmak doğru değildir. Öncelik güvenliğin sağlanması ve gerekli profesyonel desteğe yönlendirmedir. Dinî liderler, çatışmanın büyümesini önleyen bir iletişim dili kullanarak toplumsal farkındalığa katkı sağlamıştır.
6.7. Öfke ve Duygu Yönetimi:
Öfke doğal bir duygudur ancak öfkenin şiddet yoluyla ifade edilmesi kabul edilemez. Etkili iletişim, kişinin öfkesini fark etmesini ve davranışlarını kontrol edebilmesini destekler. Proje kapsamında özellikle erkeklerle iletişimde öfke kontrolü, sorumluluk alma ve şiddet yerine sağlıklı iletişim yollarının kullanılması üzerinde durulmuştur.
6.8. Güven Oluşturma:
Güven, etkili iletişimin temel unsurlarından biridir. Kişinin kendisini güvende hissetmesi için dinleyen kişinin sakin, saygılı ve tutarlı davranması gerekir. Verilen sözlerin tutulması, kişiyi küçümsememek ve anlatılanları dikkatle dinlemek güven duygusunu güçlendirir. Dinî liderlerin toplumdaki güvenilir konumu, şiddetin önlenmesi konusunda doğru iletişimle önemli bir farkındalık alanına dönüştürülmüştür.
6.9. Gizlilik ve Mahremiyet:
Şiddet konusunda yapılan görüşmelerde kişinin özel hayatına ve mahremiyetine saygı gösterilmesi gerekir. Kişinin anlattığı bilgilerin gereksiz kişilerle paylaşılması güven kaybına neden olabilir. Bu nedenle iletişim sürecinde mahremiyet korunmuş, ancak kişinin güvenliğinin tehlikede olduğu durumlarda gerekli profesyonel ve kurumsal destek mekanizmalarının devreye alınmasının önemi vurgulanmıştır.
6.10. Doğru Yönlendirme:
Dinî liderler, şiddet yaşayan kişilere ilk iletişim ve destek noktasında önemli katkı sağlayabilir. Ancak dinî liderlerin görevi psikolojik, hukuki veya tıbbi uzmanların yerine geçmek değildir. İhtiyaç duyulan durumlarda kişi ilgili kamu kurumlarına, sağlık kuruluşlarına, sosyal hizmet birimlerine ve uzmanlara yönlendirilmelidir. Acil ve hayati tehlike bulunan durumlarda acil yardım mekanizmalarının kullanılması gerektiği belirtilmiştir. TEKMED tarafından uygulanan proje kapsamında etkili iletişim becerileri yalnızca bir iletişim yöntemi olarak değil, şiddetin önlenmesi ve toplumsal değişimin desteklenmesi için önemli bir araç olarak değerlendirilmiştir. Aktif dinleme, empati, doğru soru sorma, önyargılardan kaçınma, öfke yönetimi, güven oluşturma, mahremiyete saygı ve doğru yönlendirme becerileri; dinî liderlerin şiddetle mücadelede daha bilinçli ve etkili rol üstlenmesine katkı sağlamıştır.
7. UYGULAMALI İLETİŞİM ÇALIŞMALARI:
TEKMED tarafından uygulanan “Değişim İçin İnanç: Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Dinî Liderlerin Katılımı Projesi” kapsamında etkili iletişim becerilerinin günlük hayatta kullanılabilmesi amacıyla uygulamalı çalışmalar gerçekleştirildi. Çalışmalarda katılımcıların farklı iletişim durumlarını değerlendirmeleri, doğru iletişim yöntemlerini kullanmaları ve şiddetle mücadelede karşılaşabilecekleri durumlara hazırlıklı olmaları amaçlandı.
7.1. Rol Yapma Çalışmaları:
Rol yapma çalışmalarında katılımcılar farklı iletişim durumlarını canlandırdı. Mağdur, dinî lider, aile bireyi, genç ve şiddet uygulayan erkek gibi farklı roller üzerinden iletişim örnekleri değerlendirildi. Böylece katılımcıların empati kurmaları ve olaylara farklı bakış açılarından yaklaşmaları desteklendi.
7.2. Mağdurla İletişim Senaryosu:
Bu çalışmada şiddet yaşayan bir kadının dinî lidere başvurması üzerinden bir iletişim senaryosu oluşturuldu. Dinî liderin kişiyi suçlamadan dinlemesi, yaşanan şiddeti küçümsememesi ve güvenlik durumunu dikkate alması ele alındı. Mağdura “Neden ayrılmadın?” veya “Aileni düşünmelisin.” gibi suçlayıcı ifadeler yerine destekleyici ve güven veren bir dil kullanılması üzerinde duruldu.
7.3. Şiddet Uygulayan Erkekle İletişim Senaryosu:
Şiddet uygulayan erkekle iletişimde öfkeyi artıracak, aşağılayıcı veya tehdit edici ifadelerden kaçınılması ele alındı. Şiddetin hiçbir gerekçeyle kabul edilemeyeceği açık şekilde ifade edildi. Erkeğin davranışının sorumluluğunu alması, öfkesini yönetmesi ve profesyonel destek alması konusunda doğru iletişim yöntemleri değerlendirildi.
7.4. Aile İçi Çatışma Senaryosu:
Aile içinde yaşanan anlaşmazlıkların şiddete dönüşmesini önlemek amacıyla çeşitli senaryolar üzerinde çalışıldı. Tarafların birbirini dinlemesi, hakaret ve tehditten uzak durması, duygularını açıkça ifade etmesi ve sorunlara birlikte çözüm araması değerlendirildi. Şiddetin bulunduğu durumlarda ise önceliğin güvenlik olduğu vurgulandı.
7.5. Dinî Lider–Genç İletişimi:
Gençlerle iletişimde onların kendilerini rahatça ifade edebilecekleri bir ortam oluşturulması ele alındı. Gençlerin aile içi şiddet, akran ilişkileri, dijital iletişim ve toplumsal cinsiyet konularındaki düşünceleri dinlendi. Dinî liderlerin gençleri yargılamadan dinlemesi ve ihtiyaç halinde uygun destek mekanizmalarına yönlendirmesi üzerinde duruldu.
7.6. Dinî Lider–Toplum İletişimi:
Dinî liderlerin toplumla iletişiminde şiddetin önlenmesine yönelik açık ve anlaşılır mesajların kullanılmasına yönelik çalışmalar yapıldı. Aile toplantıları, sohbetler, vaazlar, sosyal etkinlikler ve dijital iletişim kanalları üzerinden toplumda farkındalık oluşturabilecek iletişim yöntemleri değerlendirildi.
7.7. Yanlış Söylemi Doğru Söyleme Dönüştürme:
Çalışmada şiddeti normalleştiren veya mağduru suçlayan ifadeler belirlenerek bunların yerine doğru iletişim ifadeleri geliştirildi.
Yanlış söylem: “Kadın biraz daha sabırlı olsaydı böyle olmazdı.”
Doğru söylem: “Şiddetin sorumluluğu şiddet uygulayan kişiye aittir.”
Yanlış söylem: “Erkektir, sinirlenebilir.”
Doğru söylem: “Öfke doğal bir duygudur ancak şiddet kabul edilemez.”
Yanlış söylem: “Aile meselesidir, dışarıdan kimse karışmamalı.”
Doğru söylem: “Şiddet özel bir mesele olarak görülmemeli, gerektiğinde güvenli destek mekanizmalarına başvurulmalıdır.”
Yanlış söylem: “Çocuklar için evliliği sürdürmelisin.”
Doğru söylem: “Çocukların güvenli ve şiddetten uzak bir ortamda büyümesi önemlidir.”
Bu çalışma ile kullanılan dilin toplumsal tutumlar üzerindeki etkisi ortaya konuldu ve şiddeti meşrulaştıran ifadelerin yerine insan onurunu, güvenliği ve eşitliği destekleyen ifadeler geliştirildi.
7.8. Grup Tartışmaları:
Katılımcılar küçük gruplar halinde iletişim, aile içi şiddet, erkeklerin sorumluluğu, dinî liderlerin toplumsal rolü ve şiddetin önlenmesi konularını tartıştı. Grup çalışmaları sayesinde farklı görüşlerin dinlenmesi, ortak çözüm yollarının geliştirilmesi ve katılımcıların iletişim becerilerinin güçlendirilmesi sağlandı.
7.9. Vaka Analizleri:
Gerçek yaşamda karşılaşılabilecek durumları temsil eden örnek vakalar incelendi. Her vaka için “Ne oldu?”, “Şiddetin hangi türleri görülüyor?”, “İletişimde hangi hatalar yapıldı?”, “Dinî lider nasıl yaklaşmalı?” ve “Kişi hangi destek mekanizmalarına yönlendirilmeli?” soruları üzerinden değerlendirmeler yapıldı. Uygulamalı iletişim çalışmaları sayesinde katılımcıların yalnızca teorik bilgi edinmeleri değil, öğrendikleri bilgileri gerçek yaşamda kullanabilecekleri iletişim becerilerine dönüştürmeleri desteklendi. TEKMED’in uyguladığı proje kapsamında bu çalışmalar, erkek dinî liderlerin kadına yönelik şiddetin önlenmesinde daha bilinçli, sorumlu ve etkili bir iletişim yaklaşımı geliştirmelerine katkı sağladı.
8. ŞİDDETLE MÜCADELEDE İLETİŞİM MESAJLARI:
TEKMED tarafından uygulanan “Değişim İçin İnanç: Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Dinî Liderlerin Katılımı Projesi” kapsamında, farklı hedef gruplara yönelik anlaşılır, kısa ve etkili iletişim mesajları oluşturuldu. Mesajlarda şiddetin hiçbir şekilde normalleştirilmemesi, mağdurun suçlanmaması, erkeklerin sorumluluk alması ve toplumun şiddetin önlenmesine aktif olarak katkı sağlaması temel yaklaşım olarak ele alındı.
8.1. Şiddete Karşı Temel Mesajlar:
Şiddetle mücadelede kullanılan temel mesajlar açık, kısa ve herkes tarafından anlaşılabilir şekilde oluşturuldu.
Şiddetin hiçbir gerekçesi ve bahanesi yoktur.
Şiddet çözüm değil, sorundur.
Öfke bir duygudur, şiddet ise bir davranıştır.
Güç, korkutmak değil sorumluluk almaktır.
Saygı, sağlıklı ilişkilerin temelidir.
Aile içinde sevgi, saygı ve güven esastır.
Şiddete sessiz kalmak yerine güvenli destek yolları öğrenilmelidir.
Kadını suçlamak yerine şiddetin nedenleri sorgulanmalıdır.
Şiddetin önlenmesi toplumun ortak sorumluluğudur.
8.2. Erkeklere Yönelik Mesajlar:
Projenin temel hedeflerinden biri erkek dinî liderlerin ve erkeklerin şiddetin önlenmesindeki sorumluluklarının güçlendirilmesidir. Bu kapsamda erkeklere yönelik mesajlarda sorumluluk, öz denetim, saygı ve şiddetsiz iletişim öne çıkarıldı.
Erkek olmak şiddet kullanmak anlamına gelmez.
Gerçek güç, öfkeyi kontrol edebilmektir.
Eşine ve çocuklarına saygı göstermek güçsüzlük değil sorumluluktur.
Şiddet uygulamak bir güç göstergesi değildir.
Hata yaptığında sorumluluğunu kabul et.
Öfkelendiğinde dur, düşün ve konuş.
Sorunları şiddetle değil iletişimle çöz.
Şiddete tanık olduğunda sessiz kalma.
Erkekler şiddetin çözümünün değil, önlenmesinin parçası olmalıdır.
8.3. Kadınlara Yönelik Destek Mesajları:
Kadınlara yönelik mesajlarda suçlayıcı olmayan, güven veren ve destekleyici bir iletişim dili kullanıldı.
Yaşadığın şiddet senin suçun değildir.
Yalnız değilsin.
Şiddete katlanmak zorunda değilsin.
Yardım istemek güçsüzlük değildir.
Kendini ve çocuklarını güvende tutmak önceliklidir.
Güvendiğin kişilerden ve uzmanlardan destek isteyebilirsin.
Şiddeti gizlemek yerine güvenli destek yollarını araştır.
Yaşadıklarını anlatman önemlidir.
Senin güvenliğin ve insan onurun değerlidir.
Bu mesajların amacı kadınları herhangi bir karara zorlamak değil, güvenli destek mekanizmalarına ulaşmaları konusunda farkındalık oluşturmaktır.
8.4. Gençlere Yönelik Mesajlar:
Gençlerin sağlıklı ilişkiler ve şiddetsiz iletişim konusunda bilinçlenmesi, uzun vadeli toplumsal değişim açısından önemlidir.
Sevgi kontrol etmek değildir.
Kıskançlık sevginin kanıtı değildir.
Hakaret etmek iletişim değildir.
Tehdit etmek sevgi değildir.
Sağlıklı ilişkiler karşılıklı saygıya dayanır.
Farklı düşünmek şiddet nedeni değildir.
Sorunlarını konuşarak çözmeyi öğren.
Şiddete tanık olduğunda güvenilir bir yetişkinden destek iste.
Dijital ortamda yapılan tehdit ve taciz de şiddetin bir biçimidir.
Saygılı iletişim güçlü ilişkilerin temelidir.
8.5. Ailelere Yönelik Mesajlar:
Ailelere yönelik iletişimde sağlıklı aile ilişkileri, çocukların güvenliği ve şiddetsiz iletişim üzerinde duruldu.
Ailede huzur, karşılıklı saygıyla başlar.
Çocuklar şiddeti değil, iletişimi öğrenmelidir.
Eşler arasındaki sorunlar hakaret ve tehdit yoluyla çözülmez.
Çocukların yanında şiddet yaşanması onların gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Aile içinde herkesin duygu ve düşüncelerini ifade etme hakkı vardır.
Farklılıklar çatışma nedeni değil, iletişim fırsatıdır.
Şiddetin olduğu bir ortamı normal kabul etmeyin.
Gerektiğinde uzmanlardan ve ilgili kurumlardan destek alın.
8.6. Dinî Liderlerin Kullanabileceği Örnek Mesajlar:
Dinî liderlerin toplum üzerindeki iletişim gücü dikkate alınarak, vaaz, sohbet, aile görüşmeleri ve toplumsal etkinliklerde kullanılabilecek mesajlar geliştirildi.
“Aile içinde sevgi, merhamet, adalet ve saygı güçlendirilmelidir.”
“Şiddet, aile sorunlarını çözmenin bir yolu değildir.”
“İnsan onuruna zarar veren hiçbir davranış normalleştirilmemelidir.”
“Güçlü olmak, başkasını korkutmak değil, kendini kontrol edebilmektir.”
“Öfke karşısında sabırlı olmak ve doğru iletişim kurmak önemlidir.”
“Kadını suçlayan değil, şiddeti sorgulayan bir dil kullanmalıyız.”
“Çocuklarımızın şiddeti değil, saygıyı ve merhameti öğrenmesini sağlamalıyız.”
“Şiddete tanık olan kişiler sessiz kalmamalı, güvenli destek yollarını bilmelidir.”
“Dinî ve ahlaki değerler insan onurunu, adaleti ve merhameti güçlendirmelidir.”
“Şiddet varsa öncelik güvenliktir; gerekli durumlarda uzman ve kurumsal destek alınmalıdır.”
Bu mesajların kullanılması sırasında dinî liderlerin hukuki, psikolojik veya sosyal hizmet uzmanlarının görevlerini üstlenmemesi; ihtiyaç halinde kişileri uygun profesyonel destek mekanizmalarına yönlendirmesi esas alındı.
8.7. Sosyal Medya İçerik Mesajları:
Proje kapsamında sosyal medya ve dijital iletişim kanallarının farkındalık oluşturma gücünden yararlanıldı. Kısa, görsel olarak desteklenebilir ve kolay paylaşılabilir mesajlar hazırlandı.
Kısa sosyal medya mesajları:
Şiddetin bahanesi olmaz.
Şiddet sevgi değildir.
Güç, korkutmak değil sorumluluk almaktır.
Öfkeni yönet, şiddete başvurma.
Kadını suçlama, şiddeti sorgula.
Sessiz kalma, güvenli destek yollarını öğren.
Çocuklar şiddeti değil, sevgiyi ve saygıyı görmeli.
Sağlıklı aile, sağlıklı iletişimle başlar.
Erkekler şiddetin değil, çözümün parçası olmalı.
Değişim, kullandığımız dille başlar.
Saygı varsa iletişim vardır.
Şiddetsiz bir toplum hepimizin sorumluluğudur.
Bu mesajlar, TEKMED’in proje kapsamında yürüttüğü farkındalık çalışmalarında kullanılabilecek temel iletişim araçları olarak değerlendirildi. Mesajların ortak amacı; şiddeti normalleştiren anlayışların yerine saygı, adalet, güven, sorumluluk ve şiddetsiz iletişim kültürünü güçlendirmektir.
9. SOSYAL MEDYA VE DİJİTAL FARKINDALIK:
Günümüzde sosyal medya, toplumun geniş kesimlerine kısa sürede ulaşabilen önemli bir iletişim aracıdır. TEKMED tarafından uygulanan “Değişim İçin İnanç: Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Dinî Liderlerin Katılımı Projesi” kapsamında sosyal medya ve dijital iletişim araçlarının kadına yönelik şiddet konusunda farkındalık oluşturmadaki rolü ele alındı. Dijital ortamların yalnızca bilgi paylaşımı için değil, doğru iletişim kültürünün geliştirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması için de kullanılabileceği değerlendirildi.
9.1. Sosyal Medyanın Şiddetle Mücadelede Kullanılması:
Sosyal medya, şiddetin önlenmesine yönelik doğru ve güvenilir bilgilerin toplumun farklı kesimlerine ulaştırılmasında önemli bir araç olarak değerlendirildi. Dinî liderlerin sosyal medya hesapları ve toplumsal iletişim kanalları aracılığıyla şiddetin kabul edilemez olduğu, kadınların ve çocukların güvenliğinin önem taşıdığı ve gerektiğinde profesyonel destek alınması gerektiği yönünde mesajlar paylaşılabileceği ele alındı. Özellikle erkeklere yönelik mesajların sosyal medya aracılığıyla yaygınlaştırılması, erkeklerin şiddetin önlenmesindeki sorumluluklarının vurgulanması ve olumlu erkeklik anlayışının desteklenmesi üzerinde duruldu.
9.2. Dijital Şiddet ve Siber Zorbalık:
Dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte şiddet ve baskı davranışları internet ortamına da taşınabilmektedir. Dijital şiddet; tehdit, hakaret, sürekli mesaj gönderme, takip etme, özel bilgileri izinsiz paylaşma, görüntüleri yayma, hesapları kontrol etme ve kişiyi çevrim içi ortamda küçük düşürme gibi davranışları içerebilir. Siber zorbalık özellikle gençler açısından önemli bir risk alanıdır. Proje kapsamında dijital ortamda yapılan tehdit, taciz ve aşağılayıcı davranışların da kişiye zarar verebileceği ve normalleştirilmemesi gerektiği vurgulandı.
9.3. Farkındalık Kampanyalarının Hazırlanması:
Şiddetle mücadelede sosyal medya kampanyalarının etkili olabilmesi için mesajların kısa, anlaşılır, güvenilir ve hedef gruba uygun olması gerektiği ele alındı. Kampanyalarda yalnızca şiddetin zararlarını anlatmak yerine, insanların ne yapabileceğini gösteren çözüm odaklı mesajlara da yer verilmesi gerektiği değerlendirildi.
Kampanya içeriklerinde şu temel mesajlar öne çıkarıldı:
Şiddetin bahanesi olmaz.
Şiddet sevgi değildir.
Güç, korkutmak değil sorumluluk almaktır.
Kadını suçlama, şiddeti sorgula.
Dijital şiddete sessiz kalma.
Sağlıklı ilişkiler saygı ve güven üzerine kuruludur.
Şiddetsiz bir toplum hepimizin sorumluluğudur.
9.4. Kısa Video ve Görsel Mesajlar:
Kısa videolar ve görsel içerikler, sosyal medya kullanıcılarının dikkatini çekmek ve mesajların daha kolay hatırlanmasını sağlamak amacıyla değerlendirildi. Özellikle kısa süreli videolarda tek bir mesajın açık şekilde verilmesi, karmaşık ifadelerden kaçınılması ve olumlu davranışların öne çıkarılması üzerinde duruldu. Dinî liderlerin yer aldığı kısa video mesajlarında; aile içinde saygı, öfke kontrolü, şiddetin reddedilmesi, kadınların ve çocukların güvenliği, erkeklerin sorumluluğu ve sağlıklı iletişim gibi konuların işlenmesi uygun bir farkındalık yöntemi olarak ele alındı.
Görsel içeriklerde ise kısa ve güçlü ifadelerin kullanılması önerildi:
“Şiddetin bahanesi olmaz.”
“Öfkeni yönet, şiddete başvurma.”
“Güç, korkutmak değil sorumluluk almaktır.”
“Saygı varsa sağlıklı iletişim vardır.”
“Değişim, kullandığımız dille başlar.”
9.5. Sosyal Medyada Etik İletişim:
Şiddet konusunda sosyal medya iletişiminde etik ilkelere uyulması büyük önem taşır. Mağdurların kimlik bilgilerinin, fotoğraflarının veya özel hayatlarına ilişkin bilgilerin izinsiz paylaşılmaması gerekir. Şiddet olaylarının sansasyonel biçimde sunulması, mağdurun suçlanması veya şiddet görüntülerinin yaygınlaştırılması doğru bir iletişim yöntemi değildir. Sosyal medya paylaşımlarında ayrımcı, aşağılayıcı, tehdit edici ve suçlayıcı ifadelerden kaçınılması; kullanılan dilin saygılı, kapsayıcı ve insan onuruna uygun olması gerektiği vurgulandı. Ayrıca doğrulanmamış bilgilerin paylaşılmaması ve kişilerin özel durumlarının kamuoyu önünde tartışmaya açılmaması gerektiği ele alındı. TEKMED tarafından uygulanan proje kapsamında sosyal medya ve dijital iletişim, erkek dinî liderlerin toplumsal farkındalık çalışmalarında kullanabilecekleri önemli araçlardan biri olarak değerlendirildi. Dijital ortamların doğru kullanılmasıyla şiddetin normalleştirilmesine karşı çıkılması, erkeklerin sorumluluklarının güçlendirilmesi ve toplumda şiddetsiz iletişim kültürünün yaygınlaştırılmasına katkı sağlanabileceği ortaya konuldu.
10. UYGULAMA VE YAYGINLAŞTIRMA:
TEKMED tarafından uygulanan “Değişim İçin İnanç: Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Dinî Liderlerin Katılımı Projesi” kapsamında eğitim, iletişim ve farkındalık çalışmalarıyla elde edilen bilgi ve deneyimlerin hedef gruplara ulaştırılması ele alındı. Yaygınlaştırma çalışmalarında erkek dinî liderlerin, eğitim kurumlarının, üniversitelerin, yerel paydaşların ve sivil toplum kuruluşlarının katkısı önemsendi. Temel amaç, kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik toplumsal farkındalığı güçlendirmek ve şiddetsiz iletişim anlayışının daha geniş kesimlere ulaşmasını desteklemektir.
10.1. Eğitim Faaliyetleri:
Proje kapsamında kadına yönelik şiddetin türleri, şiddetin birey ve toplum üzerindeki etkileri, etkili iletişim, empati, aktif dinleme, önyargılardan kaçınma ve doğru yönlendirme konuları ele alındı. Eğitim içerikleri, katılımcıların şiddeti tanımalarını ve şiddetle karşılaşıldığında nasıl bir iletişim yaklaşımı benimsemeleri gerektiğini anlamalarını destekleyecek şekilde hazırlandı.
10.2. Dinî Liderlerle Çalışmalar:
Erkek dinî liderlerin toplumla kurdukları güven ilişkisi, ailelerle iletişimleri ve toplumsal tutumlar üzerindeki etkileri dikkate alındı. Dinî liderlerin şiddeti hiçbir gerekçeyle meşrulaştırmayan, mağduru suçlamayan ve insan onurunu koruyan bir dil kullanmalarının önemi vurgulandı. Ayrıca şiddet yaşayan kişilerin ihtiyaç duyduklarında ilgili kurumlara ve uzmanlara yönlendirilmesi gerektiği üzerinde duruldu.
10.3. Yerel Paydaşlarla İş Birliği:
Kadına yönelik şiddetle mücadelede kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları arasında iş birliğinin önemi değerlendirildi. TEKMED’in yerel düzeydeki kurumsal ilişkileri ve sivil toplum deneyimi, farkındalık çalışmalarının toplumun farklı kesimlerine ulaştırılması açısından önemli bir imkân oluşturdu. İş birliği yaklaşımında bilgi paylaşımı, ortak farkındalık faaliyetleri ve ihtiyaç duyan kişilerin doğru destek mekanizmalarına yönlendirilmesi öne çıktı.
10.4. Üniversiteler ve Eğitim Kurumlarıyla İş Birliği:
Üniversiteler ve eğitim kurumları, bilimsel bilgi ve toplumsal farkındalığın yaygınlaştırılmasında önemli paydaşlardır. Proje kapsamında akademik çevrelerin, ilahiyat fakültelerinin ve eğitim kurumlarının katkısıyla şiddetle mücadele konusunda bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ele alındı. Öğretmenlerin, öğrencilerin ve dinî eğitim alanındaki grupların konuya ilişkin bilinçlerinin artırılması, uzun vadeli toplumsal değişim açısından önemli görüldü.
10.5. Toplum Temelli Farkındalık Çalışmaları:
Toplum temelli çalışmalar, şiddetin yalnızca bireysel bir sorun olarak değil, toplumsal sorumluluk gerektiren bir konu olarak değerlendirilmesini destekler. Proje kapsamında aileler, erkekler, gençler ve kanaat önderlerine yönelik farkındalık çalışmalarının önemi ele alındı. Bu çalışmalarda karşılıklı saygı, sağlıklı aile ilişkileri, şiddetsiz iletişim ve toplumsal dayanışma konuları öne çıkarıldı.
10.6. Sosyal Medya Yaygınlaştırma Çalışmaları:
Sosyal medya ve internet siteleri, proje mesajlarının daha geniş kitlelere ulaştırılması için önemli iletişim kanalları olarak değerlendirildi. Şiddetin önlenmesine, erkeklerin sorumluluklarına, kadınların desteklenmesine ve etkili iletişim becerilerine ilişkin kısa metinler, görsel mesajlar ve bilgilendirici içerikler yaygınlaştırma çalışmalarında kullanılabilecek araçlar olarak ele alındı. Dijital paylaşımlarda doğru bilgi verilmesi, kişisel verilerin korunması, mağdurun mahremiyetine saygı gösterilmesi ve suçlayıcı bir dil kullanılmaması temel ilkeler olarak benimsendi. TEKMED’in uyguladığı proje, kadına yönelik şiddetle mücadelede eğitim, iletişim ve toplumsal iş birliğinin önemini ortaya koyan bir çalışma olarak değerlendirildi. Proje kapsamında geliştirilen bilgi ve iletişim yaklaşımının farklı kurumlar ve toplumsal gruplar aracılığıyla yaygınlaştırılması, şiddetin önlenmesine ve daha güvenli bir toplum anlayışının güçlenmesine katkı sağlayabilecek bir süreç olarak ele alındı.
10. UYGULAMA VE YAYGINLAŞTIRMA:
TEKMED tarafından uygulanan “Değişim İçin İnanç: Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Dinî Liderlerin Katılımı Projesi” kapsamında, kadına yönelik şiddetle mücadelede eğitim, etkili iletişim ve toplumsal farkındalık konuları ele alındı. Çalışmalarda erkek dinî liderlerin toplumsal sorumlulukları, şiddeti önleyici iletişim yöntemleri ve farklı hedef gruplara ulaşmanın önemi değerlendirildi.
10.1. Eğitim Faaliyetleri:
Proje kapsamında kadına yönelik şiddetin türleri ve nedenleri, şiddetin birey ve toplum üzerindeki etkileri, etkili iletişim, empati, aktif dinleme ve doğru yönlendirme konuları ele alındı. Eğitim içeriğinde şiddetin normalleştirilmesini önleyen, mağduru suçlamayan ve insan onurunu esas alan iletişim yaklaşımına yer verildi.
10.2. Dinî Liderlerle Çalışmalar:
Erkek dinî liderlerin aileler ve toplumla kurdukları iletişimin şiddetle mücadeledeki önemi değerlendirildi. Dinî liderlerin şiddeti hiçbir gerekçeyle meşrulaştırmayan bir dil kullanmaları, mağdurları yargılamadan dinlemeleri ve ihtiyaç duyulan durumlarda kişileri uzmanlara ve ilgili kurumlara yönlendirmeleri üzerinde duruldu.
10.3. Yerel Paydaşlarla İş Birliği:
Kadına yönelik şiddetle mücadelede kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin önemi ele alındı. TEKMED’in yerel düzeydeki kurumsal ilişkileri ve sivil toplum deneyimi, toplumsal farkındalığın geliştirilmesi ve doğru bilginin farklı kesimlere ulaştırılması açısından değerlendirildi.
10.4. Üniversiteler ve Eğitim Kurumlarıyla İş Birliği:
Üniversiteler, ilahiyat fakülteleri ve eğitim kurumlarının şiddetle mücadelede bilgi paylaşımı ve farkındalık oluşturma açısından taşıdığı önem üzerinde duruldu. Akademik bilgi ile toplumsal çalışmaların bir araya getirilmesinin, dinî liderlerin ve diğer hedef grupların konuya ilişkin bilinçlerinin güçlendirilmesine katkı sağlayabileceği değerlendirildi.
10.5. Toplum Temelli Farkındalık Çalışmaları:
Toplum temelli farkındalık yaklaşımında aileler, erkekler, gençler ve kanaat önderlerinin şiddetin önlenmesindeki sorumlulukları ele alındı. Saygı, eşitlik, sağlıklı aile ilişkileri, şiddetsiz iletişim ve toplumsal dayanışma temel konular olarak değerlendirildi. Şiddetle mücadelenin yalnızca mağdurların sorumluluğunda olmadığı, toplumun bütün kesimlerinin bu süreçte sorumluluk taşıdığı vurgulandı.
10.6. Sosyal Medya Yaygınlaştırma Çalışmaları:
Sosyal medya ve internet sitelerinin şiddetle mücadele konusunda doğru bilgiyi yaygınlaştırma ve toplumsal farkındalık oluşturma potansiyeli ele alındı. Kısa mesajlar, bilgilendirici görseller ve dijital içerikler aracılığıyla şiddetin normalleştirilmesine karşı çıkılması, erkeklerin sorumluluklarının vurgulanması ve sağlıklı iletişim anlayışının desteklenmesi amaçlandı. Dijital iletişimde kişisel verilerin korunması, mağdurun mahremiyetine saygı gösterilmesi ve suçlayıcı ifadelerden kaçınılması temel ilkeler olarak benimsendi. TEKMED’in uyguladığı proje, kadına yönelik şiddetle mücadelede etkili iletişimin, erkek dinî liderlerin toplumsal sorumluluklarının ve kurumlar arası iş birliğinin önemini ortaya koydu. Proje kapsamında ele alınan bilgi ve yaklaşımlar, şiddetin önlenmesine yönelik farkındalığın güçlendirilmesi ve şiddetsiz iletişim kültürünün yaygınlaştırılması açısından değerlendirildi.
11. İZLEME, DEĞERLENDİRME VE ETKİ ÖLÇÜMÜ:
TEKMED tarafından uygulanan “Değişim İçin İnanç: Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Dinî Liderlerin Katılımı Projesi” kapsamında gerçekleştirilen çevrim içi eğitimlerin değerlendirilmesinde Zoom platformu kullanıldı. İzleme ve değerlendirme yaklaşımı; eğitim sürecinin takibi, katılımcıların konuya ilişkin görüşlerinin anlaşılması, etkili iletişim becerilerinin geliştirilmesi ve proje çıktılarının incelenmesi üzerine kuruldu. Çevrim içi eğitim modeli sayesinde katılımcıların farklı yerlerden eğitimlere erişebilmesi desteklendi.
11.1. Ön Test ve Son Test:
Ön test ve son test uygulamaları, eğitim öncesi ve sonrası bilgi düzeyindeki değişimi ölçmek için kullanılabilecek yöntemlerdir. Projenin çevrim içi eğitim yapısına uygun olarak bu tür değerlendirmeler dijital anketler veya çevrim içi soru formları aracılığıyla uygulanabilir. Sorular; kadına yönelik şiddetin türleri, şiddetin nedenleri, etkili iletişim, mağdurla doğru iletişim ve dinî liderlerin sorumlulukları gibi konuları kapsayacak şekilde ele alındı. Ön test ve son test sonuçları mevcutsa, katılımcıların cevapları karşılaştırılarak bilgi düzeyindeki değişim değerlendirilebilir.
11.2. Katılımcı Geri Bildirimleri:
Zoom üzerinden gerçekleştirilen eğitimlerin değerlendirilmesinde katılımcıların görüşleri önemli bir yer tuttu. Çevrim içi geri bildirim formları, sohbet alanı ve sözlü değerlendirmeler; eğitim içeriğinin anlaşılabilirliği, konuların yararlılığı ve katılımcıların ihtiyaçları hakkında bilgi edinmek için kullanılabilecek araçlardır. Bu geri bildirimler, eğitimlerin güçlü yönlerinin belirlenmesine ve benzer çalışmaların geliştirilmesine katkı sağlayabilir.
11.3. İletişim Becerilerindeki Değişimin Ölçülmesi:
İletişim becerilerindeki değişimin değerlendirilmesinde aktif dinleme, empati, açık ve anlaşılır konuşma, önyargılardan kaçınma, çatışma yönetimi ve doğru yönlendirme gibi konular esas alındı. Çevrim içi senaryo çalışmaları, örnek olaylar ve katılımcı değerlendirmeleri bu becerilerin anlaşılmasını incelemek için kullanılabilecek yöntemlerdir. Eğitim öncesi ve sonrası ölçüm sonuçları mevcut olduğunda, katılımcıların iletişim konusundaki bilgi ve yaklaşımlarındaki değişim karşılaştırılabilir.
11.4. Farkındalık Değişiminin Ölçülmesi:
Farkındalık değerlendirmesinde katılımcıların kadına yönelik şiddetin farklı türlerini tanıma, şiddeti meşrulaştıran söylemleri ayırt etme, mağduru suçlamayan bir dil kullanma ve şiddet durumunda doğru destek mekanizmalarını bilme konuları dikkate alındı. Çevrim içi anketler ve geri bildirimler, bu konulardaki farkındalığın değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Ölçüm sonuçları mevcutsa, eğitim öncesi ve sonrası cevaplar karşılaştırılarak farkındalık düzeyindeki değişim incelenebilir.
11.5. Proje Çıktılarının Değerlendirilmesi:
Proje çıktılarının değerlendirilmesinde Zoom üzerinden gerçekleştirilen eğitimlerin içeriği, kullanılan eğitim materyalleri, etkili iletişim konusundaki çalışmalar ve dijital ortamda erişilebilen katılımcı geri bildirimleri dikkate alındı. Hazırlanan rapor bölümleri ve iletişim mesajları, kadına yönelik şiddetle mücadelede kullanılabilecek bilgilendirici kaynaklar olarak değerlendirildi. Çevrim içi eğitim modeli, katılımcıların bulundukları yerden sürece katılmalarına olanak sağladı. Bununla birlikte, eğitimlerin uzun vadeli etkisinin ortaya konulabilmesi için katılımcıların öğrendikleri bilgileri günlük yaşamlarında ve toplumsal iletişimlerinde nasıl kullandıklarına ilişkin ek değerlendirmeler yapılması gerekir. TEKMED’in uyguladığı proje kapsamında çevrim içi eğitim modeli, kadına yönelik şiddetle mücadele ve etkili iletişim konularının dijital ortamda ele alınmasını sağladı. İzleme ve değerlendirme yaklaşımı, eğitim sürecinin incelenmesi ve proje çıktılarının değerlendirilmesi açısından önem taşıdı. Ön test, son test ve geri bildirimlere ilişkin sayısal sonuçlar mevcutsa, bunların rapora eklenmesi proje etkisinin daha somut ve ölçülebilir biçimde ortaya konulmasını sağlayacaktır.
12. SONUÇ VE ÖNERİLER:
TEKMED tarafından uygulanan “Değişim İçin İnanç: Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Dinî Liderlerin Katılımı Projesi”, kadına yönelik şiddetle mücadelede etkili iletişimin, toplumsal farkındalığın ve erkek dinî liderlerin sorumluluklarının önemini ele aldı. Zoom üzerinden gerçekleştirilen çevrim içi eğitimlerde şiddetin türleri ve nedenleri, şiddetin birey ve toplum üzerindeki etkileri, etkili iletişim becerileri ve dinî liderlerin toplumsal rolü üzerinde duruldu. Proje kapsamında ele alınan konular, şiddetle mücadelenin yalnızca hukuki ve bireysel bir mesele olmadığını; eğitim, iletişim, toplumsal sorumluluk ve kurumlar arası iş birliği gerektirdiğini ortaya koydu. Şiddetin önlenmesinde kullanılan dilin, erkeklerin tutumlarının ve toplumda kabul gören davranış kalıplarının önemli bir yeri bulunmaktadır.
12.1. Genel Değerlendirme:
Kadına yönelik şiddet, bireylerin güvenliğini, aile ilişkilerini ve toplumsal yaşamı olumsuz etkileyen önemli bir sorundur. Bu sorunla mücadelede şiddetin farklı biçimlerinin tanınması, şiddeti normalleştiren düşüncelerin sorgulanması ve sağlıklı iletişim yöntemlerinin yaygınlaştırılması gerekmektedir. TEKMED’in uyguladığı proje kapsamında etkili iletişim; aktif dinleme, empati, önyargılardan kaçınma, güven oluşturma, öfke yönetimi ve doğru yönlendirme başlıklarıyla ele alındı. Çevrim içi eğitimler sayesinde bu konular dijital ortamda işlendi. Projenin temel yaklaşımı, şiddeti hiçbir gerekçeyle meşrulaştırmamak, mağduru suçlamamak ve şiddetle mücadelede toplumsal sorumluluğu güçlendirmek oldu.
12.2. Dinî Liderlerin Gelecekteki Rolü:
Dinî liderler, toplumla kurdukları iletişim ve aileler üzerindeki etkileri nedeniyle kadına yönelik şiddetin önlenmesinde önemli bir sorumluluk üstlenebilir. Bu sorumluluğun yerine getirilmesi için dinî liderlerin insan onurunu, adaleti, merhameti, karşılıklı saygıyı ve şiddetsiz iletişimi esas alan bir yaklaşım benimsemeleri önemlidir. Gelecekte dinî liderlerin şiddeti meşrulaştıran söylemlerden uzak durmaları, kadınları suçlayan ifadeleri kullanmamaları, erkekleri sorumluluk almaya teşvik etmeleri ve gençlere sağlıklı ilişki modelleri konusunda rehberlik etmeleri önerilmektedir. Ayrıca şiddet yaşayan kişilerin ihtiyaç duyduklarında ilgili kamu kurumlarına ve uzmanlara yönlendirilmesi, dinî liderlerin rolünün önemli bir parçası olmalıdır.
12.3. Sürdürülebilirlik Önerileri:
Projenin etkisinin uzun vadede devam etmesi için eğitim içeriklerinin korunması, güncellenmesi ve farklı hedef gruplara ulaştırılması önemlidir. TEKMED’in çevrim içi eğitim deneyiminden yararlanılarak dijital eğitim materyallerinin geliştirilmesi ve ihtiyaç duyulan konularda yeni eğitim çalışmalarının düzenlenmesi önerilmektedir. Sürdürülebilirliği desteklemek amacıyla şu adımlar önem taşımaktadır: Dinî liderlere yönelik etkili iletişim ve şiddeti önleme eğitimlerinin devam ettirilmesi. Eğitim materyallerinin dijital ortamda erişilebilir hale getirilmesi. Üniversiteler, ilahiyat fakülteleri, imam hatip liseleri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliğinin geliştirilmesi. Şiddetle mücadele konusunda güvenilir ve güncel bilgilendirme içeriklerinin hazırlanması. Eğitimlerin etkisinin geri bildirimler ve uygun değerlendirme araçlarıyla izlenmesi. Erkeklerin ve gençlerin şiddetin önlenmesine yönelik çalışmalara katılımının desteklenmesi. Katılımcıların ihtiyaç halinde başvurabilecekleri güvenilir destek mekanizmaları hakkında bilgilendirilmesi.
12.4. Şiddetsiz Bir Toplum İçin İletişim Stratejileri:
Şiddetsiz bir toplum oluşturmak için iletişim, yalnızca bilgi aktarma yöntemi olarak değil, toplumsal tutumları ve davranışları olumlu yönde değiştirmeye yardımcı olan bir araç olarak değerlendirilmelidir. Kullanılan dil, insanların şiddete bakışını ve şiddet karşısındaki sorumluluklarını etkileyebilir. Bu amaçla öncelikle şiddeti normalleştiren ve mağduru suçlayan söylemler yerine insan onurunu ve güvenliği esas alan bir dil kullanılmalıdır. Erkeklerin öfke yönetimi, sorumluluk alma ve sağlıklı iletişim konularında bilinçlenmesi desteklenmelidir. Gençlere yönelik çalışmalarda saygı, eşitlik, kişisel sınırlar ve dijital güvenlik konularına yer verilmelidir. Dinî liderlerin, eğitimcilerin, ailelerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının ortak mesajlar geliştirmesi de önemlidir. Sosyal medya ve dijital iletişim kanalları aracılığıyla kısa, anlaşılır ve güvenilir mesajlar yaygınlaştırılabilir. Şiddet yaşayan kişilerin güvenliğinin korunması, mahremiyetlerine saygı gösterilmesi ve gerektiğinde profesyonel desteğe ulaşmalarının sağlanması bütün iletişim çalışmalarının temelinde yer almalıdır. TEKMED’in uyguladığı proje, erkek dinî liderlerin kadına yönelik şiddetle mücadeledeki rolünü etkili iletişim ve toplumsal sorumluluk çerçevesinde ele aldı. Projede değerlendirilen eğitim içerikleri ve iletişim yaklaşımları, şiddetin normalleştirilmesine karşı toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi açısından önem taşımaktadır. Şiddetsiz bir toplum hedefi; eğitim, doğru iletişim, kurumsal iş birliği ve bireysel sorumluluğun birlikte sürdürülmesiyle desteklenebilir.
Temel mesaj: Şiddetle mücadele, yalnızca şiddet ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil, şiddeti besleyen düşünceleri ve davranışları önceden değiştirmekle de ilgilidir. Değişim, doğru bilgiyle, sorumlu davranışlarla ve insan onurunu koruyan bir iletişim diliyle başlar.
13. KAYNAKÇA:
T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele.
Birleşmiş Milletler (UN Women), Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Violence Against Women.
6284 Sayılı Kanun, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi.
TEKMED, Değişim İçin İnanç Projesi Eğitim ve Uygulama Materyalleri.
14. HAZIRLAYAN EKİP:
Türk Dil Prof. Sami Baskın
Araştırmacı Sevda Taştan
Proje Koordinatörü Huriye Kaçmaz
Proje Asistanı Emine Kılıç
