DEĞİŞİM İÇİN İNANÇ: KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ERKEK DİNÎ LİDERLERİN KATILIMI PROJESİ
KADIN SAĞLIĞI, ÜREME SAĞLIĞI VE GÜVENLİ ANNELİK EĞİTİM MÜFREDATI (SAĞLIK BOYUTU)

1. GİRİŞ
Kadın sağlığı, yalnızca kadınları ilgilendiren bireysel bir konu değildir; ailenin, çocukların ve toplumun bütününün sağlığını doğrudan belirleyen temel bir halk sağlığı alanıdır. Bir kadının adet döneminden gebeliğe, doğumdan menopoza kadar yaşamının her evresinde sağlıklı kalabilmesi; doğru bilgiye, temel hijyen ürünlerine, nitelikli sağlık hizmetine ve şiddetten uzak, güvenli bir yaşam ortamına erişebilmesine bağlıdır. Bu koşullardan birinin eksik olması, kadının bedensel ve ruhsal sağlığını bozabildiği gibi, anne ölümleri, düşük doğum ağırlıklı bebekler, okuldan kopan kız çocukları ve yoksullaşan aileler biçiminde toplumun tamamına yansıyabilmektedir.
Kadına yönelik şiddet, bu tablonun en ağır ve en önlenebilir bileşenlerinden biridir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kadına yönelik şiddeti bir insan hakları ihlali olmasının yanında büyük bir halk sağlığı sorunu olarak tanımlamaktadır. Şiddet; yaralanmalar, kronik ağrılar, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi ruhsal sorunlar, istenmeyen gebelikler, düşük ve erken doğum ile doğrudan ilişkilidir. Gebelik döneminde yaşanan şiddet ise aynı anda hem annenin hem de bebeğin sağlığını tehdit eder.
“Değişim İçin İnanç: Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Dinî Liderlerin Katılımı Projesi”nin sağlık boyutuna ilişkin bu müfredat, proje kapsamında gerçekleştirilen “Kadın Sağlığı” ve “Kadın Üreme Sağlığı, Hakları ve Ailenin Korunması” oturumlarında ele alınan konuları sistematik bir eğitim programına dönüştürmek amacıyla hazırlanmıştır. Müfredat; menstrüel sağlık, kanser taramaları, üreme sağlığı, ideal gebelik yaşı, aile planlaması, anne ölümleri, kadına yönelik şiddetin sağlık sonuçları, üreme şiddeti, erkeklerin ve babaların sorumlulukları ile koruma ve yönlendirme mekanizmaları başlıklarını kapsamaktadır.
Müfredatın temel yaklaşımı, erkek dinî liderleri sağlık profesyoneli olarak yetiştirmek değildir. Amaç; toplumda güven duyulan ve aile hayatına ilişkin konularda görüşüne başvurulan dinî liderlerin, kadın sağlığına ilişkin doğru ve güncel bilgiye sahip olmalarını, yanlış inanışları fark edip düzeltebilmelerini, sağlık açısından riskli durumları tanıyabilmelerini ve kişileri gecikmeden uygun sağlık ve destek hizmetlerine yönlendirebilmelerini sağlamaktır. Dinî liderlerin vaaz, hutbe, sohbet ve bireysel görüşmelerde kullandıkları dil; kadınların sağlık hizmetine başvurma davranışını, erkeklerin eşlerinin sağlığına ilişkin sorumluluk algısını ve ailelerin kararlarını doğrudan etkileyebilmektedir.
Bu müfredat, projenin psikolojik boyutuna ilişkin eğitim programıyla birlikte uygulanmak üzere tasarlanmıştır. Psikolojik boyut şiddetin nedenlerini, dinamiklerini ve ruhsal sonuçlarını ele alırken sağlık boyutu, şiddetin ve toplumsal kabullerin kadın bedeni, üreme sağlığı ve anne-bebek sağlığı üzerindeki somut etkilerine odaklanmaktadır. İki boyutun birlikte ele alınması, dinî liderlerin kadına yönelik şiddeti hem bir ahlaki ve toplumsal sorun hem de önlenebilir bir sağlık tehdidi olarak değerlendirmelerine katkı sağlayacaktır.
1.1. Müfredatın Konusu:
Bu müfredat, kadın sağlığı ve üreme sağlığının temel konularını, kadına yönelik şiddetin sağlık boyutunu ve erkek dinî liderlerin kadın sağlığının korunmasına sağlayabilecekleri katkıları ele almaktadır.
1.2. Müfredatın Amacı:
Müfredatın amacı, erkek dinî liderlerin kadın sağlığı, üreme sağlığı, güvenli annelik ve şiddetin sağlık sonuçları konusundaki bilgi ve farkındalıklarını artırmak; sağlıkla ilgili yanlış inanışları düzeltmelerini ve gerektiğinde kişileri doğru sağlık ve destek hizmetlerine yönlendirmelerini sağlamaktır.
1.3. Müfredatın Önemi:
Türkiye’de anne ölüm oranı son otuz yılda belirgin biçimde azalmış olsa da önlenebilir anne ölümleri, erken yaşta gebelikler, kanser taramalarına düşük katılım, menstrüel hijyen ürünlerine erişim güçlüğü ve kadına yönelik şiddet önemli sağlık sorunları olmayı sürdürmektedir. Bu sorunların önemli bir kısmı yalnızca sağlık hizmetinin varlığıyla değil, toplumun bu hizmetlere bakışıyla da ilişkilidir. Dinî liderlerin toplum üzerindeki etkisi dikkate alındığında, doğru sağlık mesajlarının bu kişiler aracılığıyla yaygınlaştırılması önemli bir fırsat oluşturmaktadır.
1.4. Müfredatın Kapsamı:
Müfredat, on eğitim modülünden, dinî liderlerin sağlık alanındaki rolüne ilişkin bir bölümden, eğitim yöntemleri ve vaka çalışmalarından, ölçme-değerlendirme araçlarından ve başvuru rehberinden oluşmaktadır. Modüller birbirini tamamlayacak biçimde sıralanmış olup ihtiyaca göre ayrı oturumlar hâlinde de uygulanabilir.
1.5. Hedef Grup:
Müfredatın temel hedef grubunu erkek dinî liderler ve din görevlileri oluşturmaktadır. Bu kapsamda imamlar, vaizler, müftülük personeli, aile ve dinî rehberlik bürolarında görev yapan personel, ilahiyat fakültesi ve imam hatip lisesi mezunları ile öğrencileri ve toplumda kanaat önderi olarak kabul edilen kişiler programa dahil edilebilir. Eğitim sürecinde hekim, ebe, hemşire, psikolog ve sosyal hizmet uzmanları eğitici veya kaynak kişi olarak görev alabilir.
1.6. Müfredatın Temel İlkeleri:
- Bilimsel doğruluk: Tüm içerik güncel tıbbi bilgiye, ulusal ve uluslararası sağlık kuruluşlarının önerilerine dayanmalıdır.
- İnsan onuru ve beden bütünlüğü: Kadın bedeni, kişinin kendi sağlığı ve kararları üzerinde söz hakkı bulunan bir emanet olarak ele alınmalıdır.
- Güvenliğin önceliği: Sağlık ve şiddet konularında kadının ve çocukların güvenliği her türlü uzlaştırma ve aile içi çözüm arayışından önce gelir.
- Rol sınırları: Dinî liderler tanı koymaz, tedavi önermez ve ilaç kullanımı konusunda yönlendirme yapmaz; kişiyi sağlık profesyoneline ulaştırır.
- Kültürel duyarlılık: Mesajlar, toplumun değerlerine saygı gösteren, ancak sağlığa zarar veren uygulamaları meşrulaştırmayan bir dille iletilmelidir.
- Mahremiyet: Eğitim sırasında ve sonrasında kişilerin sağlık bilgileri ve yaşantıları gizli tutulmalıdır.
1.7. Temel Kavramlar:
- Kadın sağlığı: Kadının yaşamının tüm evrelerinde bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam iyilik hâli.
- Üreme sağlığı: Üreme sistemi, işlevleri ve süreçleriyle ilgili olarak yalnızca hastalık veya sakatlığın bulunmaması değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hâli.
- Menstrüasyon (adet görme): Gebelik oluşmadığında rahim iç tabakasının yaklaşık aylık aralıklarla kanamayla dökülmesi.
- Menstrüel yoksulluk: Hijyen ürünlerine, temiz suya, uygun tuvalete ve doğru bilgiye ekonomik veya sosyal nedenlerle erişilememesi.
- Anne ölümü: Gebelik sırasında veya gebeliğin sona ermesini izleyen 42 gün içinde, gebelikle ilişkili ya da gebelik nedeniyle ağırlaşan bir nedenle gerçekleşen ölüm (kaza ve rastlantısal nedenler hariç).
- Anne ölüm oranı: Belirli bir yılda gerçekleşen anne ölümlerinin aynı yıldaki canlı doğum sayısına bölünüp 100.000 ile çarpılmasıyla elde edilen gösterge.
- Aile planlaması: Bireylerin ve çiftlerin istedikleri sayıda çocuğa, istedikleri zamanda ve sağlıklı aralıklarla sahip olabilmelerini sağlayan bilgi ve hizmetlerin bütünü.
- Üreme şiddeti (üreme zorlaması): Kişinin gebelik, doğum, korunma veya gebeliğin sonlandırılmasına ilişkin kararlarının baskı, tehdit, aldatma veya zorla engellenmesi.
- Tarama: Belirti vermeden önce hastalığı veya hastalık öncesi değişiklikleri erken saptamak amacıyla sağlıklı görünen kişilere uygulanan testler.
2. MÜFREDATIN GENEL YAPISI
2.1. Genel Amaç ve Kazanımlar:
Programın genel amacı, katılımcıların kadın sağlığı ve üreme sağlığı konularında doğru bilgiye dayalı, şiddeti ve sağlığa zarar veren uygulamaları reddeden, kadınların sağlık hizmetlerine erişimini destekleyen bir tutum geliştirmeleridir. Program sonunda katılımcıların aşağıdaki genel kazanımları edinmesi hedeflenmektedir:
- Menstrüasyonun doğal bir süreç olduğunu açıklar ve hekime başvuru gerektiren adet sorunlarını ayırt eder.
- Kanser taramalarının önemini ve ülkemizde ücretsiz sunulan tarama hizmetlerini bilir.
- Üreme sağlığını etkileyen fiziksel, çevresel ve psikolojik faktörleri açıklar.
- Erken yaşta ve sık aralıklarla gerçekleşen gebeliklerin anne ve bebek sağlığına etkilerini değerlendirir.
- Aile planlamasının anne ve çocuk sağlığını koruyan bir sağlık hizmeti olduğunu açıklar; korunma yöntemlerine ilişkin yaygın yanlış inanışları düzeltir.
- Anne ölümlerinin temel nedenlerini ve önlenmesinde toplumun rolünü açıklar; gebelikte tehlike belirtilerini tanır.
- Kadına yönelik şiddetin bedensel, ruhsal ve üreme sağlığı üzerindeki etkilerini açıklar.
- Üreme şiddetini tanır ve gebelik, doğum ve korunma kararlarında ortak karar ilkesini savunur.
- Erkeklerin ve babaların kadın ve aile sağlığındaki sorumluluklarını ifade eder.
- Şiddet ve sağlık riski durumlarında 112, ALO 183, ŞÖNİM, KADES, aile sağlığı merkezleri ve hastaneler gibi mekanizmalara güvenli yönlendirme yapar.
2.2. Süre ve Oturum Planı:
Program toplam 16 saat (iki tam gün veya dört yarım gün) olarak planlanmıştır. Her oturum kısa bir sunum, etkileşimli tartışma, vaka çalışması ve değerlendirme bölümlerinden oluşur. Yerel ihtiyaçlara göre modüller ayrı ayrı veya birleştirilerek uygulanabilir.
| Oturum | Modüller | Süre |
| Açılış | Tanışma, beklentiler, ön test, programın tanıtımı | 45 dk |
| 1. Oturum | Modül 1: Menstrüel Sağlık; Modül 2: Kanser Taramaları | 3 saat |
| 2. Oturum | Modül 3: Üreme Sağlığı; Modül 4: İdeal Gebelik Yaşı ve Erken Evlilik | 3 saat |
| 3. Oturum | Modül 5: Aile Planlaması; Modül 6: Anne Ölümleri ve Güvenli Annelik | 3,5 saat |
| 4. Oturum | Modül 7: Şiddet ve Sağlık; Modül 8: Üreme Şiddeti | 3 saat |
| 5. Oturum | Modül 9: Erkeklerin Sorumlulukları; Modül 10: Koruma ve Yönlendirme | 2,5 saat |
| Kapanış | Son test, eylem planı, geri bildirim, sertifika | 45 dk |
2.3. Modül Haritası:
| Modül | Ana Tema | Temel Mesaj |
| 1 | Menstrüel sağlık | Adet doğaldır; hayatı kısıtlayan ağrı normal değildir; hijyen ürünü temel ihtiyaçtır. |
| 2 | Kanser taramaları | Rahim ağzı kanseri önlenebilir; tarama ücretsizdir ve hayat kurtarır. |
| 3 | Üreme sağlığı | Üreme sağlığı bedensel, ruhsal ve sosyal bir bütündür; şiddet ve stres onu bozar. |
| 4 | İdeal gebelik yaşı | Çocuk yaşta evlilik ve gebelik anne ve bebek için ciddi risktir. |
| 5 | Aile planlaması | Aile planlaması nesli azaltmak değil, anneyi ve çocuğu korumaktır. |
| 6 | Anne ölümleri | Anne ölümlerinin çoğu önlenebilir; düzenli takip ve hastanede doğum hayat kurtarır. |
| 7 | Şiddet ve sağlık | Şiddet bir halk sağlığı sorunudur; gebelikte iki canı birden tehdit eder. |
| 8 | Üreme şiddeti | Gebelik ve korunma kararları baskıyla değil ortak kararla alınır. |
| 9 | Erkeklerin rolü | Gerçek sorumluluk güç kullanmak değil, eşin sağlığını ve yükünü paylaşmaktır. |
| 10 | Yönlendirme | Dinî lider tanı koymaz; kişiyi güvenle doğru kuruma ulaştırır. |
2.4. Öğretim Yaklaşımı:
Program, yetişkin eğitimi ilkelerine dayanmaktadır. Katılımcıların mevcut bilgi ve deneyimleri eğitimin başlangıç noktası olarak kabul edilir; yeni bilgiler, katılımcıların günlük görevlerinde karşılaştıkları durumlarla ilişkilendirilerek sunulur. Her modülde kısa bilgi aktarımının ardından “yanlış bilinen–doğru” kartları, vaka analizi, rol oynama ve küçük grup tartışmaları kullanılır. Sağlık bilgileri sade bir dille aktarılır; tıbbi terimler kullanıldığında Türkçe karşılıkları verilir.
2.5. Eğiticilerin Nitelikleri:
Sağlıkla ilgili modüllerin hekim, ebe veya hemşire tarafından; şiddet ve yönlendirme modüllerinin ise sağlık profesyoneliyle birlikte sosyal hizmet uzmanı veya psikolog tarafından yürütülmesi önerilir. Dinî konulardaki değerlendirmelerin, alanında yetkin bir din görevlisi veya ilahiyatçı akademisyen ile birlikte ele alınması, mesajların katılımcılar tarafından benimsenmesini kolaylaştırır. Eğiticiler, katılımcıları yargılamayan, sorulara açık ve saygılı bir tutum sergilemelidir.
3. MODÜL 1: MENSTRÜEL SAĞLIK VE ADET DÖNEMİ
Modülün Amacı: Katılımcıların menstrüasyonun doğal ve sağlıklı bir süreç olduğunu kavramalarını, hekime başvuru gerektiren adet sorunlarını tanımalarını ve menstrüel hijyen ürünlerine erişimin bir sağlık hakkı olduğunu değerlendirmelerini sağlamak.
Süre: 90 dakika.
Öğrenme Kazanımları:
- Menstrüel döngünün temel evrelerini sade bir dille açıklar.
- Normal adet ağrısı ile hekime başvuru gerektiren şiddetli ağrıyı ayırt eder.
- Endometriozis, miyom ve pelvik enfeksiyon gibi durumların adet ağrısıyla ilişkisini bilir.
- Menstrüel yoksulluğun sağlık ve eğitim üzerindeki etkilerini açıklar.
- Menstrüel hijyen ürünlerine erişimi artırmaya yönelik toplumsal çözüm önerileri geliştirir.
3.1. Menstrüasyon Nedir?
Menstrüasyon (adet görme, regl), kadın bedeninin doğal, sağlıklı ve düzenli olarak tekrarlanan bir döngüsüdür. Döngü ortalama 28 gün sürmekle birlikte 21–35 gün arasındaki süreler normal kabul edilir; kanama genellikle 2–7 gün devam eder. Döngü üç temel aşamada açıklanabilir: Her ay rahim, olası bir gebelik için iç tabakasını kan damarlarıyla zenginleştirerek kalınlaştırır (hazırlık); yumurtalıklardan bir yumurta salınır (yumurtlama); gebelik oluşmazsa kalınlaşan iç tabaka dökülerek vücuttan atılır. Bu dökülme sırasında görülen kanamaya adet kanaması denir.
Menstrüasyon bir hastalık, kirlilik veya utanç kaynağı değildir. İlk adet genellikle 10–15 yaşları arasında görülür ve kız çocuklarının bu döneme bilgiyle hazırlanması, korku ve utanç yaşamalarını önler. Bir kadın yaşamı boyunca yaklaşık 40 yıl adet görür; Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) verilerine göre bu süre toplamda yaklaşık 7 yıla karşılık gelmektedir.
Türkiye örneği: Bazı ailelerde ilk adet konusu “ayıp” sayıldığı için kız çocuklarına önceden bilgi verilmez. İlk kez adet gören bir kız çocuğu, yaşadığı kanamayı bir hastalık veya yaralanma sanarak korkabilir, durumu kimseye anlatamayabilir ve okula gitmekten çekinebilir.
Dünya örneği: Birçok ülkede okul sağlığı programları, ilk adetten önce kız ve erkek öğrencilere yaşlarına uygun bilgilendirme yapmakta; bu uygulamaların utanç ve okul devamsızlığını azalttığı bildirilmektedir.
Proje açısından çıkarım: Dinî liderler, menstrüasyonun Yaratılışın doğal bir parçası olduğunu ve bu konuda utanç dili kullanılmaması gerektiğini vurgulayabilir. Ailelerin kız çocuklarını ilk adete bilgiyle hazırlaması teşvik edilmelidir.
3.2. Normal ve Anormal Adet Belirtileri:
Adet öncesinde ve sırasında hafif kasık ağrısı, bel ağrısı, göğüslerde hassasiyet, şişkinlik ve duygu durumunda geçici değişiklikler sık görülür ve çoğunlukla normaldir. Ancak bazı belirtiler bir sağlık sorununun işareti olabilir ve hekim değerlendirmesi gerektirir:
- Okula, işe veya günlük yaşama devam etmeyi engelleyen şiddetli ağrı
- Ağrı kesicilere rağmen geçmeyen veya her ay giderek artan ağrı
- Çok yoğun kanama (sık ped değiştirme gereksinimi, pıhtılı kanama, 7 günden uzun süren kanama)
- İki adet arasında veya cinsel ilişki sonrası kanama
- Menopozdan sonra görülen her türlü kanama
- Ateş, kötü kokulu akıntı ve kasık ağrısının birlikte görülmesi
- 15 yaşına kadar adet görmeme veya düzenli adetlerin 3 aydan uzun süre kesilmesi (gebelik dışlandıktan sonra)
- Yoğun kanamaya eşlik eden halsizlik, baş dönmesi ve solukluk (kansızlık belirtileri)
Proje açısından çıkarım: Bu belirtiler karşısında “sabret, kadınlık böyledir” yerine “bir sağlık kuruluşuna başvurmalısın” mesajı verilmelidir. Yoğun adet kanaması, kadınlarda ve genç kızlarda demir eksikliği anemisinin en sık nedenlerinden biridir.
3.3. Şiddetli Adet Sancısı “Fıtrat” Değildir:
Hafif kasık sızısı birçok kadında görülen normal bir durumdur; ancak kadının yaşamını felç eden, onu her ay günlerce yatağa bağlayan ağrılar normal değildir. Bu tür ağrıların arkasında tedavi edilebilir hastalıklar bulunabilir:
- Endometriozis (çikolata kisti): Rahim iç tabakasına benzer dokunun rahim dışında, yumurtalıklar ve karın içi zarlar üzerinde bulunmasıdır. DSÖ’ye göre üreme çağındaki kadınların yaklaşık %10’unu etkiler. Şiddetli adet ağrısı, cinsel ilişki sırasında ağrı ve kısırlığa yol açabilir. Tanı çoğu zaman yıllarca gecikir; bunun önemli bir nedeni, şiddetli adet ağrısının toplumda “normal” kabul edilmesidir.
- Miyomlar: Rahim kas dokusundan gelişen iyi huylu urlardır. Yoğun ve uzun süren adet kanaması, kasık basıncı ve kansızlığa neden olabilir.
- Pelvik enfeksiyonlar: Rahim, tüpler ve yumurtalıkları etkileyen enfeksiyonlar ağrı, ateş ve akıntıya yol açabilir; tedavi edilmezse kronik ağrı ve kısırlığa neden olabilir.
Türkiye örneği: Her ay şiddetli ağrı yaşayan genç bir kadına çevresi “Annen de böyleydi, kadın kısmı ağrı çeker” der. Kadın yıllarca hekime gitmez; evlendikten sonra çocuk sahibi olamadığında yapılan incelemelerde ileri evre endometriozis saptanır.
Dünya örneği: Birçok ülkede endometriozis farkındalık kampanyaları, “adet ağrısı normaldir” inancını sorgulayarak tanı süresinin kısaltılmasını hedeflemektedir.
Proje açısından çıkarım: “Kadın kısmı ağrı çeker” söylemi, kadının hekime başvurma hakkını engelleyen bir kabuldür. Dinî liderler, ağrıyı ve hastalığı tedavi ettirmenin sabırsızlık değil, emanet olan bedeni koruma sorumluluğu olduğunu vurgulayabilir.
3.4. Hijyenik Ped Lüks Değil, Temel İhtiyaçtır:
Menstrüel hijyen ürünleri, kadınların ve kız çocuklarının sağlığı, eğitimi ve sosyal yaşama katılımı için temel bir ihtiyaçtır. UNFPA verilerine göre dünyada her gün 800 milyondan fazla kadın adet görmektedir. Hijyen ürünlerine erişemeyen kadınlar bez parçası, gazete kâğıdı, pamuk gibi sağlıksız alternatiflere yönelmek zorunda kalabilmekte; bu durum genital enfeksiyon ve cilt sorunları riskini artırmaktadır. Kız çocukları ise adet döneminde okula gitmekten çekinebilmekte, bu da eğitimden kopuşa zemin hazırlayabilmektedir.
Türkiye’de hijyenik ped ve benzeri ürünlerin fiyatları son yıllarda belirgin biçimde artmış, menstrüel yoksulluk kamuoyu gündemine girmiştir. Bu ürünlerdeki katma değer vergisi Nisan 2022’de %18’den %8’e indirilmiş, indirimli oranların Temmuz 2023’te yükseltilmesiyle birlikte ürünler indirimli oran grubunda kalmaya devam etmiştir. Vergi indirimine karşın fiyat artışları, özellikle düşük gelirli hanelerde, kırsal bölgelerde, mevsimlik tarım işçisi ailelerde ve afet bölgelerinde erişim sorununu sürdürmektedir. Sivil toplum kuruluşlarının saha çalışmaları, kırılgan gruplardaki kız çocuklarının önemli bir bölümünün ilk adetini önceden bilgi sahibi olmadan yaşadığını göstermektedir.
Türkiye örneği: Birden fazla kız çocuğu olan dar gelirli bir ailede, aylık ped ihtiyacı aile bütçesi içinde önemli bir kalem hâline gelebilir. Aile, bu ihtiyacı “kadın işi” olarak görüp bütçede öncelik vermediğinde, kız çocukları kumaş parçası kullanmak zorunda kalabilir.
Dünya örneği: Kenya, menstrüel ürünlerdeki vergiyi 2004’te kaldıran ilk ülkelerden biri olmuş ve devlet okullarında ücretsiz ped dağıtımı programları başlatmıştır. İskoçya, 2021’de kabul ettiği yasayla menstrüel ürünleri ihtiyaç duyan herkese ücretsiz sağlama yükümlülüğü getiren ilk ülke olmuştur. Hindistan 2018’de bu ürünleri dolaylı vergiden muaf tutmuş; Yeni Zelanda okullarda, Fransa üniversite ve öğrenci yurtlarında ücretsiz ürün erişimi sağlamaya başlamıştır.
Proje açısından çıkarım: Aile bütçesinde kız çocuklarının ve eşin hijyen ihtiyaçlarının karşılanması, babanın ve eşin temel sorumlulukları arasındadır. Dinî liderler, cami ve mahalle temelli dayanışma ağlarında (ör. “askıda ped” uygulamaları) mahremiyeti koruyarak bu ihtiyaca dikkat çekebilir.
3.5. Çözüm İçin Neler Yapılabilir?
- Ücretsiz erişim: Devlet okulları, üniversiteler, yurtlar ve kamu kurumlarındaki kadın tuvaletlerinde ücretsiz hijyen ürünlerinin bulundurulması.
- Vergi ve fiyat düzenlemeleri: Menstrüel ürünlerin temel sağlık ihtiyacı olarak değerlendirilerek vergi yükünün daha da azaltılması veya kaldırılması.
- Yerel yönetim uygulamaları: Bazı belediyelerin kadın sığınma evleri ve yurtlarda ücretsiz ped dağıtımı, bazı kurumların ise çalışanlarına adet izni gibi uygulamaları başlatması örnek alınabilir.
- Okul sağlığı eğitimleri: İlk adetten önce kız çocuklarına, uygun içerikle erkek çocuklara da yaşa uygun bilgilendirme yapılması.
- Toplumsal farkındalık: Sivil toplum kuruluşlarının dayanışma ağlarının kamu kurumlarınca desteklenmesi; konunun utanç dilinden arındırılması.
Uygulama Etkinliği: Katılımcılar küçük gruplara ayrılır. Her gruba “Bir anne, 13 yaşındaki kızının adet döneminde okula gitmek istemediğini fark ediyor” senaryosu verilir. Gruplar; olası nedenleri, ailenin yapabileceklerini, okulun ve dinî liderin katkısını tartışır ve sunar.
Anahtar Mesajlar:
- Adet görmek doğaldır; utanç değil bilgi gerektirir.
- Hayatı kısıtlayan adet ağrısı normal değildir; hekime başvurulmalıdır.
- Hijyenik ped lüks değil, temel sağlık ihtiyacıdır.
4. MODÜL 2: KANSER TARAMALARI VE KORUYUCU SAĞLIK
Modülün Amacı: Katılımcıların kadınlarda sık görülen kanserlerin erken tanısında taramanın önemini kavramalarını, ülkemizde ücretsiz sunulan tarama hizmetlerini öğrenmelerini ve taramaya katılımın önündeki toplumsal engelleri tartışmalarını sağlamak.
Süre: 60 dakika.
Öğrenme Kazanımları:
- Tarama ile tanı arasındaki farkı açıklar.
- Rahim ağzı kanseri ile HPV enfeksiyonu arasındaki ilişkiyi bilir.
- Ulusal kanser tarama programlarının yaş gruplarını ve başvuru yerlerini sayar.
- Kadınların taramaya katılımını engelleyen utanç, korku ve izin gibi engelleri tanır.
4.1. Tarama Neden Önemlidir?
Kanser taramaları, henüz hiçbir belirti vermeyen sağlıklı görünen kişilerde hastalığı veya hastalık öncesi değişiklikleri erken dönemde saptamayı amaçlar. Erken evrede yakalanan kanserlerin tedavi başarısı çok daha yüksektir; bazı taramalar ise kanser gelişmeden önceki değişiklikleri saptayarak hastalığı tamamen önleyebilir. Bu nedenle “şikâyetim yok, neden doktora gideyim?” düşüncesi, taramanın mantığıyla bağdaşmaz: Tarama tam da şikâyet yokken yapılır.
4.2. Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri ve HPV:
Rahim ağzı kanseri, neredeyse tamamen önlenebilir kanserler arasında yer alır. Hastalığın başlıca nedeni, cinsel temasla bulaşan insan papilloma virüsünün (HPV) yüksek riskli tiplerine bağlı kalıcı enfeksiyondur. HPV enfeksiyonu çok yaygındır ve çoğu kişide kendiliğinden geçer; ancak bazı kişilerde yıllar içinde rahim ağzında kanser öncesi değişikliklere ve kansere yol açabilir. Bu süreç genellikle uzun yıllar aldığı için düzenli tarama ile kanser öncesi değişiklikler yakalanıp basit işlemlerle tedavi edilebilir.
Korunmanın iki temel ayağı vardır: HPV aşısı ve düzenli tarama (HPV testi ve/veya smear testi). DSÖ, rahim ağzı kanserinin bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıkarılması için kız çocuklarının 15 yaşına kadar aşılanmasını, kadınların düzenli taranmasını ve saptanan lezyonların tedavi edilmesini öngören küresel bir strateji yürütmektedir. Ülkemizde HPV aşısının ulusal programa alınacağı Sağlık Bakanlığı tarafından duyurulmuştur; uygulamanın güncel durumu ve hedef yaş grubu aile hekimliği birimlerinden öğrenilmelidir.
HPV enfeksiyonu, eşlerden birinin evlilik dışı ilişkisi olmasa da evlilik öncesi temaslar nedeniyle yıllar sonra ortaya çıkabilir. Bu nedenle HPV pozitifliği hiçbir zaman tek başına sadakatsizlik kanıtı olarak yorumlanmamalı, eşler arasında suçlama ve şiddete gerekçe yapılmamalıdır.
4.3. Meme Kanseri:
Meme kanseri, dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanserdir. Erken tanıda üç yaklaşım önemlidir: Kadının kendi memesini tanıması ve değişiklikleri fark etmesi, sağlık çalışanı tarafından yapılan klinik meme muayenesi ve mamografi ile tarama. Memede ele gelen kitle, meme başından kanlı akıntı, meme başında içe çekilme, deride portakal kabuğu görünümü veya koltuk altında şişlik fark edildiğinde yaş fark etmeksizin hekime başvurulmalıdır.
4.4. Türkiye’de Ücretsiz Tarama Hizmetleri:
Sağlık Bakanlığı’nın ulusal tarama programları kapsamında; Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) ve aile sağlığı merkezlerinde aşağıdaki taramalar ücretsiz olarak sunulmaktadır:
| Kanser Türü | Hedef Yaş | Tarama Yöntemi | Sıklık |
| Rahim ağzı (serviks) | 30–65 yaş kadınlar | HPV testi (gerektiğinde smear) | 5 yılda bir |
| Meme | 40–69 yaş kadınlar | Mamografi | 2 yılda bir |
| Kalın bağırsak | 50–70 yaş kadın ve erkekler | Gaitada gizli kan testi (gerektiğinde kolonoskopi) | 2 yılda bir |
Not: Yaş aralıkları ve yöntemler Sağlık Bakanlığı tarafından güncellenebilir; eğitici, eğitim tarihinde geçerli programı il sağlık müdürlüğü veya KETEM’den teyit etmelidir.
4.5. Taramaya Katılımın Önündeki Engeller:
Ücretsiz olmasına rağmen tarama programlarına katılım beklenen düzeyde değildir. Başlıca engeller şunlardır:
- “Şikâyetim yok” düşüncesiyle taramanın gereksiz görülmesi
- Kanser tanısı alma korkusu ve kanserin her zaman ölümcül olduğu inancı
- Jinekolojik muayeneye ilişkin utanç ve mahremiyet kaygısı
- Kadının sağlık kuruluşuna gitmek için eşinden veya ailesinden izin alması gerektiği düşüncesi
- Çocuk bakımı, ev içi iş yükü ve ulaşım güçlükleri
- Kadın sağlık çalışanı tarafından muayene edilme talebinin karşılanamayacağı endişesi
Türkiye örneği: 45 yaşındaki bir kadın, aile sağlığı merkezinden mamografi davetini alır; ancak eşi “Bir şeyin yok, boşuna hastane hastane gezme” diyerek karşı çıkar. Kadın taramaya gitmez; iki yıl sonra ele gelen kitleyle başvurduğunda hastalık ilerlemiş olarak saptanır.
Dünya örneği: Tarama katılımını artıran ülke deneyimlerinde davet mektupları, kadın sağlık çalışanlarının görevlendirilmesi, mobil tarama araçları ve toplum liderlerinin desteği öne çıkan uygulamalardır.
Proje açısından çıkarım: Dinî liderler, cuma hutbeleri ve kadınlara yönelik sohbetler aracılığıyla taramanın ücretsiz ve hayat kurtarıcı olduğunu duyurabilir. Erkeklere, eşlerini taramaya teşvik etmenin ve gerekirse onlara eşlik etmenin aile sorumluluğunun bir parçası olduğu anlatılmalıdır.
Uygulama Etkinliği: Katılımcılardan, bulundukları mahallede kadınların taramaya katılımını artırmak için uygulayabilecekleri üç somut adımı (ör. duyuru, KETEM ile iş birliği, kadın sohbet gruplarında bilgilendirme) yazmaları istenir.
Anahtar Mesajlar:
- Tarama şikâyet yokken yapılır; erken tanı hayat kurtarır.
- 30–65 yaş arası kadınlara rahim ağzı, 40–69 yaş arası kadınlara meme kanseri taraması ücretsizdir.
- HPV pozitifliği bir suçlama gerekçesi değil, takip ve tedavi gerektiren bir sağlık durumudur.
5. MODÜL 3: KADIN ÜREME SAĞLIĞI VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Modülün Amacı: Katılımcıların üreme sağlığını yalnızca çocuk doğurabilme kapasitesi olarak değil, bedensel, ruhsal ve sosyal bir bütün olarak kavramalarını ve üreme sağlığını etkileyen faktörleri, özellikle şiddet ve kronik stresin etkilerini değerlendirmelerini sağlamak.
Süre: 75 dakika.
Öğrenme Kazanımları:
- Üreme sağlığının tanımını ve kapsamını açıklar.
- Üreme sağlığını etkileyen fiziksel, çevresel ve psikolojik faktörleri sınıflandırır.
- Şiddet ve kronik stresin hormonal denge, gebelik ve gebelik sonuçları üzerindeki olası etkilerini açıklar.
- Kadın bedeninin korunmasında ailenin ve toplumun sorumluluğunu ifade eder.
5.1. Kadın Üreme Sağlığı Nedir?
Üreme sağlığı, bir kadının yalnızca gebe kalabilmesi veya çocuk doğurabilmesi anlamına gelmez. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre üreme sağlığı; üreme sistemi, işlevleri ve süreçleriyle ilgili olarak yalnızca hastalık veya sakatlığın bulunmaması değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hâlidir. Bu tanım; güvenli ve sağlıklı bir gebelik geçirebilmeyi, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmayı, gebeliklerin zamanlaması ve aralığı konusunda bilgiye ve hizmete erişebilmeyi ve bu konulardaki kararların baskı, zorlama ve şiddetten uzak alınabilmesini kapsar.
Sağlıklı üreme, ancak kadının kendi bedeni içinde güvende hissettiği, beslenmesinin yeterli olduğu, enfeksiyonlardan ve hastalıklardan korunduğu ve ruhsal olarak huzurlu olduğu bir ortamda mümkündür. Kadın bedeni, aralıksız üretime zorlanacak bir makine değil, korunması gereken hassas bir emanettir.
Proje açısından çıkarım: Dinî liderlerin aile ve evlilik konularındaki konuşmalarında kadının sağlığını ve iyilik hâlini çocuk sayısından önce gelen bir değer olarak ele almaları, toplumda üreme sağlığına bakışın değişmesine katkı sağlayabilir.
5.2. Üremeyi Etkileyen Fiziksel Faktörler:
Annenin beslenme durumu, yaşı, kronik hastalıkları ve önceki gebeliklerinin sayısı ve aralığı, gebeliğin seyrini doğrudan belirler.
- Beslenme: Demir, folik asit, iyot ve D vitamini eksiklikleri; anne adayında kansızlık, bebekte nöral tüp defektleri ve gelişme geriliği gibi sorunlarla ilişkilidir. Gebelikten önce başlanan folik asit desteği, bebekte doğumsal sinir sistemi kusurları riskini azaltır.
- Kronik hastalıklar: Yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp ve böbrek hastalıkları, epilepsi ve tiroit hastalıkları gebelikte anne ve bebek açısından risk oluşturabilir. Bu hastalıkları olan kadınların gebelik öncesinde hekim değerlendirmesinden geçmesi ve gebeliğin planlı olması önerilir.
- Yaş: 18 yaş altında ve 35 yaş üzerinde gerçekleşen gebeliklerde anne ve bebek için riskler artar (Modül 4).
- Doğum sayısı ve aralığı: Kısa aralıklarla tekrarlanan gebelikler, annenin demir ve besin depolarını tüketir; kansızlık, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı riskini artırır (Modül 5).
- Zararlı alışkanlıklar: Sigara (pasif içicilik dahil) ve alkol kullanımı; düşük, erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve ani bebek ölümü riskini artırır. Evde sigara içen eş, gebe kadını ve bebeği pasif içiciliğe maruz bırakır.
5.3. Üremeyi Etkileyen Çevresel Faktörler:
Temiz suya erişim, temel hijyen koşulları, barınma koşulları, ev içindeki ağır iş yükü ve çalışma koşulları üreme sağlığını etkiler. Gebelik döneminde ağır yük taşıma, uzun süre ayakta çalışma, tarım ilaçlarına ve kimyasallara maruz kalma, yetersiz dinlenme ve uyku; düşük, erken doğum ve gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği gibi sorunlarla ilişkili olabilir. Sağlık kuruluşuna uzaklık, ulaşım güçlüğü ve kadının sağlık kuruluşuna tek başına gidememesi de önemli çevresel engellerdir.
Türkiye örneği: Mevsimlik tarım işinde çalışan gebe bir kadın, sıcak havada uzun saatler çalışmak, yeterli su içememek ve sağlık kuruluşuna ulaşamamak nedeniyle düzenli gebelik takibi yaptıramayabilir.
5.4. Üremeyi Etkileyen Psikolojik Faktörler:
Huzurlu bir ev ortamında yaşamak ile sürekli korku ve stres altında yaşamak, kadın bedenini ve üreme kapasitesini farklı biçimlerde etkiler. Kronik stres, beyindeki hipotalamus–hipofiz–yumurtalık ekseni aracılığıyla üreme hormonlarının düzenini bozabilir. Bu durum adet düzensizliği, yumurtlamanın baskılanması ve bazı kadınlarda adetlerin tamamen kesilmesi (işlevsel hipotalamik amenore) ile sonuçlanabilir. Gebelikte depresyon ve yoğun kaygı ise gebelik takibine uyumun azalması, beslenmenin bozulması ve doğum sonrası depresyon ile ilişkilidir.
5.5. Şiddetin Üreme Sistemine Yıkıcı Etkisi:
Sürekli korku, baskı ve şiddet ortamında yaşayan bir kadının bedeni yoğun biçimde stres hormonları salgılar. Bu durum kadının hormonal dengesini bozarak adet düzensizliklerine ve gebe kalmada güçlüğe katkıda bulunabilir. Bilimsel çalışmalar, partner şiddetine maruz kalan kadınlarda istenmeyen gebelik, düşük, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve kronik pelvik ağrının daha sık görüldüğünü göstermektedir. Şiddet, kadının korunma yöntemi kullanma ve sağlık kuruluşuna başvurma olanaklarını da kısıtlar.
Bu ilişkiler, şiddetin tek başına kısırlığın kesin nedeni olduğu anlamına gelmez; kısırlığın çok sayıda tıbbi nedeni bulunur ve çiftler birlikte değerlendirilmelidir. Ancak şiddet ortamının gebe kalmayı zorlaştırabildiği, gebelik kayıplarını ve erken doğum riskini artırdığı açıktır. Ev içindeki şiddet, ailenin soyunun devamını da tıbben tehlikeye atar.
Türkiye örneği: Çocuk sahibi olamadığı için eşi ve ailesi tarafından sürekli suçlanan, aşağılanan bir kadın yoğun stres altında yaşar. Oysa çiftlerde gebelik oluşmamasının nedenleri yaklaşık eşit oranda kadına, erkeğe veya her ikisine bağlı olabilir; bazı çiftlerde neden saptanamaz. Kısırlık için yalnızca kadını suçlamak hem tıbben yanlış hem de bir şiddet biçimidir.
Dünya örneği: DSÖ, kısırlığın dünya genelinde her altı yetişkinden yaklaşık birini etkilediğini ve kısırlık yaşayan kadınların damgalanma, şiddet ve boşanma baskısı açısından risk altında olduğunu vurgulamaktadır.
Proje açısından çıkarım: Dinî liderler, çocuk sahibi olamamanın yalnızca kadının “kusuru” olarak görülmesine karşı çıkabilir; çiftleri birlikte hekime başvurmaya teşvik edebilir ve kısırlık nedeniyle kadına uygulanan baskı ve şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayabilir.
Uygulama Etkinliği: Tahtaya üç sütun (fiziksel, çevresel, psikolojik) çizilir. Katılımcılardan kendi bölgelerinde kadınların üreme sağlığını etkilediğini gözlemledikleri faktörleri ilgili sütunlara yazmaları ve her biri için dinî liderin yapabileceği bir katkıyı belirtmeleri istenir.
Anahtar Mesajlar:
- Üreme sağlığı yalnızca doğurganlık değil, bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik hâlidir.
- Şiddet ve kronik stres, gebelik kaybı ve erken doğum riskini artırır.
- Çocuk sahibi olamamanın sorumluluğu yalnızca kadına yüklenemez.
6. MODÜL 4: İDEAL GEBELİK YAŞI, ERKEN YAŞTA EVLİLİK VE ADÖLESAN GEBELİK
Modülün Amacı: Katılımcıların gebelik için en düşük riskli yaş aralığını, erken yaşta (18 yaş altı) ve ileri yaşta gerçekleşen gebeliklerin anne ve bebek sağlığı üzerindeki risklerini kavramalarını ve çocuk yaşta evliliklerin önlenmesinde rol üstlenmelerini sağlamak.
Süre: 75 dakika.
Öğrenme Kazanımları:
- Gebelik açısından en düşük riskli yaş aralığını açıklar.
- Adölesan gebeliklerin anne ve bebek açısından risklerini sayar.
- 35 yaş üzeri gebeliklerde artan riskleri ve bu gebeliklerde yakın takibin önemini bilir.
- Çocuk yaşta evliliğin sağlık, eğitim ve hukuki boyutlarını değerlendirir.
6.1. İdeal Üreme Yaşı Nedir?
İdeal üreme yaşı, kadının bir gebeliği bedeninde güvenle taşıyabilmesi için hem biyolojik hem de psikolojik olgunluğunu tamamladığı yaş aralığıdır. Tıbbi veriler, gebelik ve doğum için en düşük riskli dönemin yaklaşık 20–35 yaş arası olduğunu göstermektedir. Bu yaşlar mutlak sınırlar değildir; 35 yaş üzerinde de sağlıklı gebelikler mümkündür. Ancak bu aralığın dışında kalan gebeliklerde bazı risklerin belirgin biçimde arttığı ve daha yakın takip gerektiği bilinmektedir.
Ergenlik çağındaki bir kız çocuğunun bedeni hâlâ büyüme ve gelişme sürecindedir. Pelvis (leğen kemiği) gelişimi ergenlik boyunca devam eder ve özellikle erken ergenlik dönemindeki gebeliklerde doğumun güç ve uzun sürmesi riski artar. Genç annenin kendi büyümesi için gereken besinler ile bebeğin ihtiyaçları arasında rekabet oluşur; bu durum hem annede kansızlık ve besin eksikliklerine hem de bebekte gelişme geriliğine yol açabilir.
6.2. Erken Yaşta (Adölesan) Gebeliğin Riskleri:
DSÖ verilerine göre 10–19 yaş arasındaki anneler, 20–24 yaş arasındaki kadınlara kıyasla gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği ve nöbet (eklampsi), doğum sonu rahim enfeksiyonu ve sistemik enfeksiyonlar açısından daha yüksek risk taşımaktadır. Adölesan annelerin bebeklerinde ise erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve yenidoğan dönemine ait ciddi sorunlar daha sık görülmektedir. Gebelik ve doğuma bağlı komplikasyonlar, dünya genelinde 15–19 yaş arasındaki kız çocuklarının önde gelen ölüm nedenleri arasındadır.
Riskler yalnızca biyolojik değildir. Erken yaşta evlenen ve gebe kalan kız çocukları çoğunlukla eğitimden kopar, ekonomik olarak eşlerine ve eşlerinin ailelerine bağımlı hâle gelir, sağlık hizmetlerine erişimde ve kendi sağlıklarıyla ilgili karar almada güçlük yaşar. Çocuk yaşta evlilik, eşler arasındaki güç dengesizliği nedeniyle aile içi şiddet riskini de artırır. Ruhsal açıdan ise annelik sorumluluğunu henüz çocukluğunu tamamlamamış bir bireyin üstlenmesi depresyon ve kaygı riskini yükseltir.
- Anne açısından: Gebelik zehirlenmesi (preeklampsi/eklampsi), kansızlık, uzamış ve güç doğum, doğum yolu yaralanmaları, enfeksiyonlar, ruhsal sorunlar, eğitimden kopma.
- Bebek açısından: Erken doğum, düşük doğum ağırlığı, yenidoğan döneminde ölüm riskinde artış, emzirme ve bakım güçlükleri.
- Aile ve toplum açısından: Yoksulluğun kuşaklar arası aktarımı, kız çocuklarının eğitim ve çalışma yaşamından kopması.
6.3. Doğru Yaş Aralığında Gebeliğin Önemi:
Doğru yaş aralığında ve yeterli beslenme ile başlayan bir gebelikte anne adayı, bebeğine kalsiyum, demir ve oksijeni kendi sağlığını tüketmeden aktarabilir. 18 yaş altında veya 35 yaş üzerinde gerçekleşen gebeliklerde ise annenin kalbi, böbrekleri ve tansiyon dengesi daha fazla zorlanabilir. 35 yaş üzerindeki gebeliklerde gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği, gebelik şekeri, düşük, kromozom anomalileri ve ölü doğum riskleri artar; bu nedenle bu gebeliklerin daha yakın izlenmesi ve gebelik öncesi danışmanlık alınması önerilir.
6.4. Çocuk Yaşta Evlilik: Sağlık ve Hukuk Boyutu:
Çocuk yaşta evlilik, 18 yaşını doldurmamış bireylerin resmî veya resmî olmayan (dinî nikâh dahil) evliliğidir. Türk Medeni Kanunu’na göre evlenme yaşı kural olarak 18’dir; 17 yaşını doldurmuş kişiler yasal temsilcilerinin izniyle, 16 yaşını doldurmuş kişiler ise ancak olağanüstü durumlarda ve önemli bir sebeple hâkim kararıyla evlenebilir. Bu yaşların altındaki evlilikler ve bu kapsamdaki cinsel ilişkiler, Türk Ceza Kanunu kapsamında çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturabilir. Resmî nikâh olmaksızın dinî nikâh kıyılması da çocuğu yasal korumadan yoksun bırakır.
Türkiye örneği: 15 yaşında okuldan alınarak dinî nikâhla evlendirilen bir kız çocuğu, 16 yaşında doğum yapmak üzere hastaneye başvurur. Hastane, durumu yasal yükümlülüğü gereği adli makamlara bildirir. Gebelik süresince hiç takip yaptırılmamış olan genç annede gebelik zehirlenmesi saptanır.
Dünya örneği: UNICEF verilerine göre dünyada her yıl milyonlarca kız çocuğu 18 yaşından önce evlendirilmektedir. Çocuk yaşta evliliklerin azaltılmasında kız çocuklarının okulda tutulması, ailelerin bilinçlendirilmesi, yasal düzenlemelerin uygulanması ve din ve toplum liderlerinin açık tutum alması etkili yaklaşımlar arasında gösterilmektedir.
Proje açısından çıkarım: Dinî liderler, çocuk yaşta evliliği ve resmî nikâhı olmayan dinî nikâhları açıkça reddetmeli; nikâh kıymadan önce tarafların yaşını ve resmî nikâh durumunu kontrol etmelidir. Erken yaşta evliliğin kız çocuğunun sağlığına, eğitimine ve geleceğine verdiği zarar vaaz ve sohbetlerde açıkça ele alınabilir.
Uygulama Etkinliği: “Komşunuz, 15 yaşındaki kızını bir yakınının oğluyla dinî nikâhla evlendirmek istediğini ve sizden nikâhı kıymanızı rica ettiğini söylüyor.” senaryosu üzerinden rol oynama yapılır. Katılımcılar, aileyi kırmadan ancak açık ve kararlı biçimde sağlık riskleri ve hukuki durumu nasıl anlatacaklarını uygular.
Anahtar Mesajlar:
- Gebelik için en düşük riskli dönem yaklaşık 20–35 yaş arasıdır.
- Çocuk yaşta gebelik, anne ve bebek için ciddi ve önlenebilir bir sağlık riskidir.
- Çocuk yaşta evlilik ve resmî nikâhsız dinî nikâh, çocuğu korumasız bırakır.
7. MODÜL 5: AİLE PLANLAMASI, DOĞUM ARALIĞI VE KORUNMA YÖNTEMLERİ
Modülün Amacı: Katılımcıların aile planlamasını anne ve çocuk sağlığını koruyan bir sağlık hizmeti olarak değerlendirmelerini, iki gebelik arasındaki sağlıklı süreyi öğrenmelerini ve korunma yöntemlerine ilişkin yaygın yanlış inanışları düzeltebilmelerini sağlamak.
Süre: 90 dakika.
Öğrenme Kazanımları:
- Aile planlamasının tanımını ve amacını açıklar.
- İki gebelik arasında önerilen süreyi ve kısa aralıklı gebeliklerin risklerini bilir.
- Korunma yöntemlerini ana gruplarıyla tanır ve bu konuda sağlık kuruluşuna yönlendirme yapar.
- Korunma yöntemlerine ilişkin yanlış inanışları bilimsel bilgiyle düzeltir.
- Korunma sorumluluğunun eşler arasında paylaşılması gerektiğini savunur.
7.1. Aile Planlaması Nedir?
Aile planlaması, nüfusu azaltmak, çocuk sahibi olmayı yasaklamak veya nesli kurutmak demek değildir. Tam aksine; ailelerin bakabilecekleri, maddi ve manevi olarak yetebilecekleri sayıda çocuğa, sağlıklı aralıklarla ve annenin sağlığını tehlikeye atmadan sahip olabilmeleri için sunulan bir sağlık hizmetidir. Aile planlaması hizmetleri, çocuk sahibi olmak isteyip olamayan çiftlere yönelik danışmanlığı da kapsar.
Aile planlamasının en temel amacı, annenin hastalanmasını, tükenmesini veya hayatını kaybetmesini önlemektir. DSÖ, aile planlamasına erişimin istenmeyen gebelikleri, güvensiz gebelik sonlandırmalarını ve anne ölümlerini azaltan en etkili halk sağlığı müdahalelerinden biri olduğunu vurgulamaktadır. Ülkemizde aile planlaması danışmanlığı ve yöntemleri aile sağlığı merkezleri ile ana çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezlerinde ücretsiz olarak sunulmaktadır.
7.2. İki Gebelik Arasındaki Hayati Süre:
Bir önceki gebeliğin, doğumun ve emzirme sürecinin kadın bedeninde yarattığı kan, vitamin ve mineral kaybının yerine konabilmesi ve rahmin kendini onarabilmesi için zaman gerekir. DSÖ, canlı doğumdan sonra bir sonraki gebelik için en az 24 ay beklenmesini; düşük veya gebeliğin sonlanmasından sonra ise en az 6 ay beklenmesini önermektedir. Bu, doğumdan yeni doğuma yaklaşık 33 aylık bir aralık anlamına gelir.
Kısa aralıklarla, peş peşe yaşanan gebeliklerde annede kansızlık, besin depolarının tükenmesi, rahim yırtılması (özellikle sezaryen sonrası), erken membran yırtılması ve doğum sonu kanama riskleri artar. Bebekte ise erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve bebek ölümü riski yükselir. Önceki çocuk da annenin ilgi ve emzirme olanağından erken yoksun kalır. Literatürde “maternal tükenme sendromu” (maternal depletion) olarak tanımlanan bu tablo; kronik yorgunluk, kansızlık ve genel sağlık durumunda bozulma ile seyreder.
Türkiye örneği: Üç yıl içinde üç doğum yapan bir kadın, son gebeliğinde ağır kansızlık nedeniyle hastaneye yatırılır. Bebek erken doğar ve yenidoğan yoğun bakımında tedavi görür. Kadın, ailesinin “çocuklar birbirine yakın olsun, bir arada büyüsünler” baskısıyla korunma yöntemi kullanamadığını anlatır.
Proje açısından çıkarım: Dinî liderler, gebelikler arasında süre bırakmanın annenin ve bebeğin hakkını gözetmek olduğunu vurgulayabilir. Bebeğin iki yıl emzirilmesine ilişkin dinî ve tıbbi tavsiyelerin, doğum aralığının korunmasıyla da uyumlu olduğu anlatılabilir.
7.3. Korunma Yöntemleri ve Amacı:
Korunma yöntemleri, ailenin ve kadının sağlığını korumaya yönelik tıbbi önlemlerdir. Annenin hayatını tehlikeye atacak bir hastalık varsa veya anne önceki doğumdan yeni çıkmışsa korunmak bir lüks değil, sağlık açısından zorunluluktur. Doğru kullanılan modern yöntemler, istenmeyen ve riskli gebelikleri, bunlara bağlı tehlikeli gebelik sonlandırmalarını ve anne ölümlerini önemli ölçüde azaltır. Yöntem seçimi, kişinin sağlık durumu, yaşı, emzirme durumu ve tercihleri değerlendirilerek bir sağlık profesyoneli tarafından yapılmalıdır.
| Yöntem Grubu | Örnekler | Temel Özellik |
| Bariyer yöntemleri | Erkek kondomu | Gebelikten ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korur; erkeğin kullandığı yöntemdir. |
| Hormonal yöntemler | Hap, iğne, deri altı çubuk | Düzenli kullanımda yüksek etkinlik; sağlık değerlendirmesi gerekir. |
| Rahim içi araç (spiral) | Bakırlı veya hormonlu RİA | Uzun etkili, geri dönüşümlü; çıkarıldığında doğurganlık geri gelir. |
| Doğal yöntemler | Emzirme (LAM), takvim yöntemi | Etkinlikleri sınırlıdır; doğru kullanım koşulları vardır. |
| Kalıcı yöntemler | Tüp ligasyonu, vazektomi | Geri dönüşümü zordur; ayrıntılı danışmanlık ve yazılı onam gerektirir. |
7.4. Korunma Yöntemlerine Dair Yanlış Bilinenler:
| Yanlış Bilinen | Doğrusu |
| Doğum kontrol hapları ve spiral kadını kalıcı olarak kısır bırakır. | Modern geri dönüşümlü yöntemler kalıcı kısırlık yapmaz; bırakıldığında doğurganlık geri döner. |
| Emziren kadın gebe kalmaz. | Emzirme yalnızca belirli koşullarda (ilk 6 ay, tam emzirme, adet görmeme) koruyucudur; bu koşullar dışında gebelik olabilir. |
| Korunma yalnızca kadının sorumluluğudur. | Erkeklerin uygulayabileceği zararsız yöntemler vardır; sorumluluk eşler arasında paylaşılmalıdır. |
| Vazektomi erkekliği ve cinsel gücü azaltır. | Vazektomi hormonları ve cinsel işlevi etkilemez; yalnızca sperm geçişini engeller. |
| Spiral bebeğin başına yapışır, kansere yol açar. | Spiral rahim içinde döllenmeyi engeller, kanser yapmaz; doğru takılması ve kontrolü yeterlidir. |
| Aile planlaması dinen yasaktır. | Bu konuda din alimlerinin farklı görüşleri bulunmaktadır; anne sağlığının korunması pek çok yorumda öncelikli bir değer olarak kabul edilir. Konu yetkili dinî kurumların görüşleriyle birlikte ele alınmalıdır. |
Korunma sorumluluğu yalnızca kadının sırtına yüklenmemelidir. Erkeklerin de aile sağlığını korumak amacıyla kullanabileceği zararsız tıbbi bariyer yöntemleri bulunmaktadır. Hormon içeren yöntemlerin yan etkilerini yaşayan kadının yükünü paylaşmak, eşler arası merhamet ve adaletin bir gereğidir.
Dünya örneği: Aile planlaması programlarında erkeklerin danışmanlığa katılımını teşvik eden ülkelerde, yöntem kullanımının sürekliliğinin ve eşler arası iletişimin arttığı bildirilmektedir. Bazı ülkelerde dinî liderlerin anne sağlığı odaklı aile planlaması mesajları, toplumsal kabulü artıran önemli bir etken olmuştur.
Proje açısından çıkarım: Dinî liderler, yöntem önermek veya yöntem seçmek yerine çiftleri aile sağlığı merkezine birlikte başvurmaya teşvik etmelidir. Yanlış inanışların düzeltilmesinde sağlık profesyonelleriyle iş birliği yapılmalıdır.
Uygulama Etkinliği (Yanlış–Doğru Kartları): Katılımcılara üzerinde yaygın inanışların yazılı olduğu kartlar dağıtılır. Her katılımcı kartı okur, doğru veya yanlış olduğuna karar verir ve gerekçesini açıklar. Eğitici, her kart sonrasında bilimsel bilgiyi paylaşır.
Anahtar Mesajlar:
- Aile planlaması nesli yok etmek değil, nesli ve anneyi sağlıklı kılmaktır.
- Doğumdan sonra yeni gebelik için en az 2 yıl beklenmelidir.
- Modern yöntemler kalıcı kısırlık yapmaz; korunma sorumluluğu eşler arasında paylaşılmalıdır.
8. MODÜL 6: ANNE ÖLÜMLERİ VE GÜVENLİ ANNELİK
Modülün Amacı: Katılımcıların anne ölümlerinin boyutunu, başlıca nedenlerini ve önlenmesinde aile ve toplumun rolünü kavramalarını; gebelikte tehlike belirtilerini tanıyarak gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmasını teşvik etmelerini sağlamak.
Süre: 120 dakika.
Öğrenme Kazanımları:
- Anne ölümü ve anne ölüm oranı kavramlarını açıklar.
- Türkiye’de ve dünyada anne ölümlerinin başlıca nedenlerini sayar.
- Gebelikte, doğumda ve doğum sonrasında acil başvuru gerektiren tehlike belirtilerini tanır.
- Düzenli gebelik takibi, hastanede doğum ve doğum aralığının anne ölümlerini önlemedeki rolünü açıklar.
- “Üç gecikme” modelini kullanarak toplumun ve ailenin sorumluluklarını değerlendirir.
8.1. Anne Ölümleri: Küresel Tablo:
Anne ölümleri, bir ailenin yaşayabileceği en büyük yıkımlardan biridir. Geride kalan çocukların sağlığı, beslenmesi, eğitimi ve geleceği de annesizlikle birlikte tehlikeye girer. Annesini doğumda kaybeden yenidoğanların hayatta kalma olasılığı belirgin biçimde düşer. Bu nedenle “bir kadını yaşatmak, bir aileyi ve toplumu yaşatmaktır.”
DSÖ ve Birleşmiş Milletler kuruluşlarının 2025’te yayımladığı ortak rapora göre, 2023 yılında dünyada yaklaşık 260.000 kadın gebelik veya doğumla ilişkili nedenlerle hayatını kaybetmiştir; bu, yaklaşık her iki dakikada bir anne ölümü anlamına gelir. Küresel anne ölüm oranı 100.000 canlı doğumda yaklaşık 197’dir. Ölümlerin büyük çoğunluğu düşük ve orta gelirli ülkelerde, çoğu da önlenebilir nedenlerle gerçekleşmektedir.
8.2. Anne Ölümlerinin Nedenleri:
Dünyada anne ölümlerinin nedenlerini inceleyen ve DSÖ’nün de kullandığı kapsamlı analize göre (Say ve ark., Lancet Global Health, 2014) başlıca nedenler aşağıdaki gibidir:
| Neden | Dünya Ortalaması |
| Şiddetli kanama (çoğunlukla doğum sonu kanama) | %27 |
| Dolaylı nedenler (önceden var olan veya gebelikte ağırlaşan kronik hastalıklar) | %27 |
| Gebeliğe bağlı yüksek tansiyon (preeklampsi/eklampsi) | %14 |
| Enfeksiyon/sepsis | %11 |
| Güvenli olmayan gebelik sonlandırma komplikasyonları | %8 |
| Emboli (pıhtı atması) | %3 |
| Diğer doğrudan nedenler | %10 |
Türkiye’de ise anne ölümlerinde kalp-damar hastalıkları gibi dolaylı nedenlerin payı artmış; doğum sonu kanama, gebeliğe bağlı yüksek tansiyon, emboli ve enfeksiyonlar başlıca doğrudan nedenler olmayı sürdürmektedir. Neden dağılımı yıllara göre değişebildiğinden, eğitimde Sağlık Bakanlığı’nın en güncel Ulusal Anne Ölümleri verileri kullanılmalıdır. Ölümlerin önemli bir kısmında riskli durumlarda sağlık kuruluşuna geç başvurulması belirleyici bir etken olarak öne çıkmaktadır.
8.3. Türkiye’de Anne Ölüm Oranının Seyri:
Türkiye, anne ölümlerini azaltmada önemli bir başarı elde etmiştir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre anne ölüm oranı 1990’da 100.000 canlı doğumda yaklaşık 100 iken 2017’de 14,5’e, 2023’te 13,5’e ve 2024’te 11,5’e gerilemiştir. Bu, otuz yılı aşkın sürede yaklaşık %88’lik bir azalmaya karşılık gelir.
| Bölge / Ülke | Anne Ölüm Oranı (100.000 canlı doğumda) |
| Türkiye (2024) | 11,5 |
| Yüksek gelirli ülkeler ortalaması (2023) | yaklaşık 10 |
| Dünya ortalaması (2023) | 197 |
| Düşük gelirli ülkeler ortalaması (2023) | yaklaşık 346 |
| BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 3.1 (2030) | 70’in altı |
Ulusal ortalamanın düşük olması, tüm bölgelerde ve tüm kadınlar için aynı güvenliğin sağlandığı anlamına gelmez. Kırsal bölgelerde yaşayan, sağlık kuruluşuna uzak, göçmen, eğitim düzeyi düşük, çok sayıda ve kısa aralıklarla doğum yapan ve şiddete maruz kalan kadınlar daha yüksek risk taşımaktadır.
8.4. Üç Gecikme Modeli:
Anne ölümlerinin önemli bir kısmı, uluslararası literatürde “üç gecikme modeli” olarak tanımlanan gecikmelerle ilişkilidir:
- Birinci gecikme – Karar vermede gecikme: Tehlike belirtilerinin tanınmaması, kadının sağlık kuruluşuna gitme kararını kendisinin verememesi, eşin veya büyüklerin iznini bekleme, maliyet ve utanç kaygısı.
- İkinci gecikme – Sağlık kuruluşuna ulaşmada gecikme: Uzaklık, ulaşım olanaklarının yetersizliği, kötü hava ve yol koşulları, kadına eşlik edecek kimsenin bulunmaması.
- Üçüncü gecikme – Uygun bakımı almada gecikme: Sağlık kuruluşunda kan, ekip veya donanım eksikliği; sevk zincirinde aksaklıklar.
Birinci ve ikinci gecikmeler büyük ölçüde aile ve toplumun tutumlarıyla ilişkilidir. Dinî liderlerin en güçlü katkıyı sağlayabileceği alan da budur.
Türkiye örneği: Doğumdan iki gün sonra evde şiddetli baş ağrısı ve bulanık görme yaşayan bir kadın, eşi şehir dışında olduğu için kayınvalidesinin “dinlenince geçer” demesiyle hastaneye götürülmez. Ertesi gün nöbet geçirerek acil serviste kabul edilir; doğum sonrası eklampsi tanısı konur.
Proje açısından çıkarım: Tehlike belirtisi olan bir kadının sağlık kuruluşuna götürülmesi için kimsenin iznini beklemek gerekmez. Dinî liderler, “acil durumda hastaneye gitmek için izin gerekmez; hayatı korumak her şeyden önce gelir” mesajını açıkça verebilir.
8.5. Gebelikte ve Doğum Sonrasında Tehlike Belirtileri:
Aşağıdaki belirtilerden herhangi biri görüldüğünde zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı veya 112 aranmalıdır:
- Vajinal kanama (gebeliğin herhangi bir döneminde) veya doğum sonrasında kanamanın aniden artması
- Şiddetli baş ağrısı, bulanık görme, gözlerin önünde ışık çakması
- Yüzde, ellerde ani ve belirgin şişlik
- Havale (nöbet) veya bilinç bulanıklığı
- Yüksek ateş, titreme, kötü kokulu akıntı
- Şiddetli karın ağrısı
- Bebek hareketlerinin azalması veya hiç hissedilmemesi
- Zamanından önce su gelmesi veya düzenli kasılmaların başlaması
- Nefes darlığı, göğüs ağrısı, bacakta tek taraflı ağrılı şişlik
- Doğum sonrasında kendine veya bebeğine zarar verme düşünceleri, yoğun umutsuzluk
8.6. Anne Ölümlerini Önlemek İçin Neler Yapılmalı?
- Düzenli gebelik takibi: Gebelik boyunca tansiyon, kan değerleri ve bebeğin gelişimi bir sağlık profesyoneli tarafından düzenli olarak izlenmelidir. Sağlık Bakanlığı rehberleri en az dört doğum öncesi izlem önermekte; DSÖ ise en az sekiz temas önermektedir. Gebelik öğrenildiğinde aile hekimine başvurulmalıdır.
- Hastanede doğum: Doğumların, kanama ve enfeksiyona anında müdahale edilebilecek sağlık kuruluşlarında gerçekleşmesi sağlanmalıdır. Evde doğum, beklenmedik kanama durumunda dakikalar içinde ölüme yol açabilen ciddi bir risktir.
- Doğum sonu izlem: Doğumdan sonraki ilk 42 gün, kanama, enfeksiyon, tansiyon yüksekliği ve pıhtı atması açısından kritik bir dönemdir; doğum sonu izlemler aksatılmamalıdır.
- Aile planlaması ve doğum aralığı: Doğumlar arası sürenin açılması, annenin bedeninin toparlanmasını sağlar.
- Gebelik öncesi danışmanlık: Kronik hastalığı olan kadınların gebelik öncesinde hekim değerlendirmesinden geçmesi riskleri azaltır.
- Kan bağışı: Doğum sonu kanamalarda kan ve kan ürünlerine hızlı erişim hayat kurtarır; düzenli kan bağışı toplumsal bir sorumluluktur.
- Ulusal izleme sistemi: Sağlık Bakanlığı, yaşanan her anne ölümünü il düzeyinde inceleyerek önlenebilir nedenleri belirlemekte ve politika geliştirmektedir.
Dünya örneği: BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 3.1, 2030 yılına kadar küresel anne ölüm oranının 100.000 canlı doğumda 70’in altına indirilmesini öngörmektedir. DSÖ, her doğumun eğitimli ebe veya hekim gözetiminde ve acil obstetrik bakıma erişimle gerçekleşmesini önceliklendirmekte; BM kuruluşları düşük gelirli ülkelerde doğum öncesi bakım ve güvenli doğum hizmetlerine erişimi artırmak için ortak programlar yürütmektedir.
Uygulama Etkinliği: Katılımcılar üç gruba ayrılır; her gruba üç gecikmeden biri verilir. Gruplar, kendi bölgelerinde bu gecikmeye yol açan etkenleri ve dinî liderin bu gecikmeyi azaltmaya yönelik yapabileceklerini listeler. Ardından gruplar “Gebelikte Tehlike Belirtileri” konulu, cami panosuna asılabilecek kısa bir duyuru metni hazırlar.
Anahtar Mesajlar:
- Anne ölümlerinin büyük çoğunluğu önlenebilir.
- Tehlike belirtisi varsa izin beklenmez; hemen sağlık kuruluşuna başvurulur veya 112 aranır.
- Düzenli takip, hastanede doğum ve doğum aralığı hayat kurtarır.
9. MODÜL 7: KADINA YÖNELİK ŞİDDET: BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU
Modülün Amacı: Katılımcıların kadına yönelik şiddeti yalnızca ahlaki ve hukuki bir sorun olarak değil, kadınların bedensel, ruhsal ve üreme sağlığını ciddi biçimde etkileyen bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirmelerini; gebelikte şiddetin anne ve bebek üzerindeki etkilerini kavramalarını sağlamak.
Süre: 90 dakika.
Öğrenme Kazanımları:
- Kadına yönelik şiddetin dünyadaki ve Türkiye’deki boyutunu açıklar.
- Şiddetin bedensel, ruhsal ve üreme sağlığı üzerindeki etkilerini sayar.
- Gebelikte şiddetin anne ve bebek açısından risklerini açıklar.
- Sağlık kuruluşlarına yansıyan şiddet belirtilerini ve sağlık çalışanlarının rolünü bilir.
9.1. Şiddetin Boyutu:
DSÖ’nün 2025 yılında yayımladığı küresel tahminlere göre dünyada kadınların yaklaşık üçte biri, yani yaklaşık 840 milyon kadın, yaşamı boyunca partnerinden fiziksel veya cinsel şiddete ya da partneri dışındaki birinden cinsel şiddete maruz kalmaktadır. Bu oranın son yirmi yılda belirgin bir değişim göstermediği bildirilmektedir. Aynı rapora göre son bir yıl içinde yaklaşık 316 milyon kadın (15 yaş üstü kadınların yaklaşık %11’i) partnerinden fiziksel veya cinsel şiddet görmüştür.
Türkiye’de Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından yürütülen 2014 yılı Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması, evlenmiş kadınların yaklaşık %36’sının yaşamının herhangi bir döneminde eşi veya birlikte olduğu kişi tarafından fiziksel şiddete, yaklaşık %44’ünün duygusal şiddete maruz kaldığını göstermiştir. Araştırma, şiddete maruz kalan kadınların büyük çoğunluğunun hiçbir resmî kuruma başvurmadığını da ortaya koymuştur. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun derlediği verilere göre 2024 yılında en az 394 kadın erkekler tarafından öldürülmüş, 259 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayda geçmiştir. Bu rakamlar resmî istatistik olmamakla birlikte, sorunun ciddiyetini göstermesi açısından önemlidir.
9.2. Şiddetin Bedensel Sağlık Üzerindeki Etkileri:
- Yaralanmalar, kırıklar, yanıklar, diş ve göz yaralanmaları
- Boğaz sıkma sonrasında görünür iz olmasa bile beyin hasarı ve ölüm riski
- Kronik ağrı sendromları, baş ağrısı, kas-iskelet sistemi ağrıları
- Mide-bağırsak sorunları, uyku bozuklukları, yeme sorunları
- Kronik hastalıkların (tansiyon, şeker hastalığı) kontrolünün bozulması, ilaç ve tedaviye ulaşımın engellenmesi
- Ağır vakalarda kalıcı sakatlık ve ölüm
9.3. Şiddetin Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri:
Şiddete maruz kalan kadınlarda depresyon, yaygın kaygı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), uyku bozuklukları ve madde kullanımı riski belirgin biçimde artar. Kendine zarar verme düşünceleri ve intihar girişimi riski de yükselir. Bu nedenle şiddet gören ve umutsuzluk, değersizlik veya yaşamak istememe ifadeleri kullanan bir kadın ciddiye alınmalı ve gecikmeden ruh sağlığı desteğine yönlendirilmelidir. Şiddetin ruhsal etkileri, projenin psikolojik boyutuna ilişkin eğitim modüllerinde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
9.4. Şiddetin Üreme Sağlığı Üzerindeki Etkileri:
- İstenmeyen ve planlanmamış gebelikler
- Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve kronik pelvik ağrı
- Düşük, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı
- Güvenli olmayan gebelik sonlandırmaları
- Korunma yöntemi kullanmanın engellenmesi
- Gebelik takibine ve doğum sonu izlemlere düzenli gidilememesi
9.5. Gebelikte Şiddet: İki Can Birden:
Şiddet gebelikte durmaz; bazı ilişkilerde ilk kez gebelikte başlar veya gebelikte artar. Gebelik, kadını şiddetten korumaz; tam tersine bazı durumlarda kadını daha savunmasız bir hedef hâline getirebilir. DSÖ’nün çok ülkeli çalışmaları, ülkeden ülkeye değişmekle birlikte kadınların önemli bir kısmının gebelik sırasında fiziksel şiddete maruz kaldığını ve bu şiddetin önemli bir bölümünde karına darbe bulunduğunu göstermiştir.
Gebelikte şiddet; düşük, erken doğum, erken membran yırtılması, plasentanın erken ayrılması (dekolman), düşük doğum ağırlığı, ölü doğum ve dolaylı yoldan anne ölümü riskini artıran ciddi bir tıbbi tehdittir. Şiddet gören gebe kadın, gebelik takibine geç başlayabilir, kontrollere düzenli gidemeyebilir, yeterli beslenemeyebilir ve yoğun stres yaşayabilir. Doğum sonrası dönemde ise şiddet, doğum sonu depresyonu ve emzirmenin erken bırakılmasıyla ilişkilidir.
Türkiye örneği: Gebeliğinin yedinci ayındaki bir kadın, eşiyle tartışma sırasında karnına darbe aldıktan sonra kanama ve ağrı şikâyetiyle acil servise başvurur. Kadın, utanç ve korku nedeniyle “merdivenden düştüm” der. Yapılan incelemede plasentanın erken ayrıldığı saptanır ve acil sezaryen gerekir.
Dünya örneği: Birçok ülkede gebelik takibi sırasında tüm kadınlara şiddete ilişkin rutin ve gizli tarama soruları sorulmakta, şiddet saptanan kadınlar özel destek hizmetlerine yönlendirilmektedir.
Proje açısından çıkarım: Dinî liderler, gebe bir kadına yönelik şiddetin yalnızca kadına değil, henüz doğmamış bir cana da yönelik olduğunu ve hiçbir gerekçeyle kabul edilemeyeceğini açıkça vurgulamalıdır. Gebe bir kadının şiddet gördüğünden şüphelenildiğinde, bu durum acil sağlık riski olarak değerlendirilmeli ve kadın güvenli biçimde sağlık kuruluşuna ve destek mekanizmalarına yönlendirilmelidir.
9.6. Sağlık Kuruluşlarına Yansıyan Şiddet:
Şiddete maruz kalan kadınlar, sağlık kuruluşlarına çoğu zaman şiddeti açıkça dile getirmeden başvurur. Açıklanamayan veya anlatılan olayla uyumsuz yaralanmalar, farklı iyileşme evrelerinde morluklar, sık acil servis başvuruları, nedeni bulunamayan kronik ağrılar, eşin muayene sırasında odadan çıkmak istememesi ve kadın yerine konuşması dikkat edilmesi gereken işaretlerdir. Sağlık çalışanları, şiddet şüphesi taşıyan başvurularda kadını güvenli bir ortamda dinlemek, tıbbi bulguları kayıt altına almak, yasal yükümlülükleri yerine getirmek ve kadını Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerine (ŞÖNİM) ve hukuki desteğe yönlendirmekle sorumludur. Sağlık kuruluşu, koruyucu sürecin ilk halkası olabilir.
Proje açısından çıkarım: Dinî liderler, şiddete maruz kalan kadını sağlık kuruluşuna başvurmaya teşvik edebilir. Yaralanmaların sağlık kuruluşunda kayıt altına alınması, kadının ileride ihtiyaç duyabileceği hukuki koruma açısından da önemlidir.
Uygulama Etkinliği: “Mahalledeki bir kadın, cami çıkışında eşinizin aracılığıyla size ulaşarak sık sık baş ağrısı ve uykusuzluk yaşadığını, eşinin bağırmasından çok korktuğunu söylüyor.” vakası üzerinden katılımcılar; olası sağlık risklerini, kadına söylenebilecek uygun ifadeleri ve yönlendirme seçeneklerini tartışır.
Anahtar Mesajlar:
- Kadına yönelik şiddet bir halk sağlığı sorunudur.
- Gebelikte şiddet anne ve bebeği birlikte tehdit eder.
- Sağlık kuruluşu, şiddete karşı koruma sürecinin ilk halkası olabilir.
10. MODÜL 8: ÜREME ŞİDDETİ VE ORTAK KARAR HAKKI
Modülün Amacı: Katılımcıların üreme şiddetini (üreme zorlamasını) bir şiddet biçimi olarak tanımalarını ve gebelik, doğum ve korunma kararlarının eşler arasında sevgi, istişare ve karşılıklı rıza temelinde alınması gerektiğini savunmalarını sağlamak.
Süre: 60 dakika.
Öğrenme Kazanımları:
- Üreme şiddetinin tanımını ve biçimlerini açıklar.
- Erkek çocuk baskısı ve zorla doğum yaptırmanın sağlık sonuçlarını değerlendirir.
- Bebeğin cinsiyetinin belirlenmesine ilişkin bilimsel gerçeği açıklar.
- Ortak karar ve kadının “hazır değilim” deme hakkını savunur.
10.1. Sinsi Bir Baskı: Üreme Şiddeti Nedir?
Üreme şiddeti veya üreme zorlaması, kişinin gebelik, doğum, korunma ve gebeliğin sürdürülmesi ya da sonlandırılmasına ilişkin kararlarının baskı, tehdit, aldatma veya zorla engellenmesidir. Bu şiddet biçimi çoğu zaman görünür bir yara izi bırakmadığı için fark edilmesi güçtür; ancak kadının sağlığı ve hayatı üzerinde ağır sonuçlar doğurabilir. Üreme şiddetinin başlıca biçimleri şunlardır:
- Gebeliğe zorlama: Kadını, bedeni hazır olmadığı hâlde veya açıkça rızası dışında gebe kalmaya zorlamak; “çocuk doğurmazsan seni boşarım, başkasıyla evlenirim” gibi tehditlerle baskı kurmak.
- Korunma yöntemlerini engelleme: Kadının sağlığını korumak için kullandığı hapları gizlice çöpe atmak, spiralini zorla çıkartmak, kondom kullanmayı reddetmek veya korunmasını yasaklamak.
- Erkek çocuk baskısı: “Mutlaka erkek çocuk vereceksin” diyerek kadının sağlığını ve hayatını hiçe sayıp onu defalarca doğuma mecbur bırakmak.
- Zorla gebelik sonlandırma: Kadını, istemediği ve tıbbi zorunluluk bulunmayan durumlarda gebeliğini sonlandırmaya zorlamak; bebeğin cinsiyeti nedeniyle gebeliğin sonlandırılmasını istemek.
- Sağlık hizmetine erişimi engelleme: Kadının gebelik takibine, aile planlaması danışmanlığına veya jinekolojik muayeneye gitmesine izin vermemek.
Bunların tamamı birer şiddet biçimidir. Uluslararası kadın doğum ve sağlık kuruluşları, üreme zorlamasını partner şiddetinin bir parçası olarak tanımlamakta ve sağlık çalışanlarının bu konuda farkındalık geliştirmesini önermektedir.
Türkiye örneği: Üç kız çocuğu olan ve son doğumu sezaryenle yapılan bir kadın, hekimin “bir süre gebe kalmaman gerekiyor” uyarısına rağmen eşi ve eşinin ailesi tarafından “erkek çocuk olana kadar” yeniden gebe kalmaya zorlanır. Kadın, kısa süre sonra gelişen gebeliğinde rahim yırtılması riski nedeniyle yüksek riskli gebelik olarak izlenir.
10.2. Bebeğin Cinsiyetini Kim Belirler?
Bebeğin cinsiyeti, döllenme sırasında babadan gelen sperm hücresinin taşıdığı kromozom tarafından belirlenir: Anneden gelen yumurta her zaman X kromozomu taşırken babadan gelen sperm X veya Y kromozomu taşıyabilir. Bu nedenle “erkek çocuk doğuramadı” diyerek kadını suçlamak bilimsel olarak yanlıştır. Kaldı ki çocuğun cinsiyeti hiçbir eşin kontrolünde değildir ve kız ya da erkek her çocuk aynı değere sahiptir.
Proje açısından çıkarım: Dinî liderler, kız çocuklarını küçümseyen ve erkek çocuk doğurmayı kadının değeri ölçüsü olarak gören söylemlere açıkça karşı çıkmalıdır. Kız ve erkek çocuk arasında ayrım yapılmaması gerektiğine ilişkin dinî öğütler, bu konuda güçlü bir dayanak sunar.
10.3. Ortak Karar ve Kadının Söz Hakkı:
Çocuk sahibi olmak, erkeğin veya ailenin tek taraflı isteği ve dayatmasıyla gerçekleşmemelidir. Gebeliğin zamanlaması, çocuk sayısı ve korunma kararları aile içinde sevgi, istişare ve anlayışla, eşlerin birlikte vereceği kararlardır. Gebeliğin ve doğumun tüm bedensel ve ruhsal yükünü taşıyacak olan kadındır. Bu nedenle kadının “Ben henüz bir canı taşımaya ruhen ve bedenen hazır değilim” diyebilme hakkı vardır ve bu sese saygı duyulmalıdır.
Ortak karar, yalnızca “evet” veya “hayır” demek değildir. Eşlerin birbirlerinin sağlık durumunu, ekonomik koşullarını, mevcut çocukların ihtiyaçlarını ve gelecek planlarını birlikte değerlendirmesini; gerektiğinde sağlık profesyonelinden birlikte danışmanlık almasını kapsar. Aile büyüklerinin görüşleri değerli olabilir; ancak karar eşlere aittir ve kadının sağlığı her zaman öncelikli olmalıdır.
Dünya örneği: Uluslararası insan hakları belgeleri ve DSÖ, bireylerin ve çiftlerin çocuk sayısı ve doğum aralığı konusunda özgürce ve bilgiye dayalı karar verebilmesini üreme sağlığının temel unsurları arasında saymaktadır.
Proje açısından çıkarım: Dinî liderler, aile içi istişarenin ve eşler arası rızanın önemini vurgulayan dinî değerlerden hareketle, gebelik ve doğum kararlarında kadının söz hakkını destekleyebilir. Kadını sağlığına rağmen doğuma zorlamanın merhamet ve adalet ilkeleriyle bağdaşmadığı açıkça ifade edilmelidir.
Uygulama Etkinliği: “Hangisi üreme şiddetidir?” etkinliğinde katılımcılara on kısa durum kartı verilir (ör. “Eşi, kadının doğum kontrol haplarını gizlice çöpe atıyor.”, “Çift, aile hekimine birlikte danışarak bir yöntem seçiyor.”). Katılımcılar kartları “üreme şiddeti” ve “ortak karar” olarak sınıflandırır ve gerekçelerini tartışır.
Anahtar Mesajlar:
- Gebeliğe zorlamak, korunmayı engellemek ve zorla gebelik sonlandırmak şiddettir.
- Bebeğin cinsiyetini kadın belirlemez; kız ve erkek çocuk eşit değerdedir.
- Gebelik ve doğum kararları ortak karardır; kadının “hazır değilim” deme hakkı vardır.
11. MODÜL 9: ERKEKLERİN VE BABALARIN SAĞLIKTAKİ SORUMLULUKLARI
Modülün Amacı: Katılımcıların erkeklerin ve babaların kadın ve aile sağlığındaki sorumluluklarını; gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemde destekleyici rollerini kavramalarını ve bu rolleri toplumda yaygınlaştırmalarını sağlamak.
Süre: 60 dakika.
Öğrenme Kazanımları:
- Babalığın ekonomik sorumluluğun ötesindeki boyutlarını açıklar.
- Gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemde eşin somut destek davranışlarını sayar.
- Erkeklerin sağlık hizmetlerine katılımının anne ve bebek sağlığına katkısını değerlendirir.
- Kendi topluluğunda erkeklere yönelik destekleyici mesajlar geliştirir.
11.1. Babalığın Anlamı:
Evi geçindirmek ve maddi ihtiyaçları karşılamak babalığın yalnızca bir parçasıdır. Gerçek aile reisi olmak; fiziksel güç kullanmak değil, gebe eşine şefkat göstermek, onun korkularını ve bedensel yükünü paylaşmak, evin içinde şiddetten uzak, güvenli ve huzurlu bir ortam inşa etmektir. Araştırmalar, gebelik ve doğum sürecine katılan babaların eşlerinin gebelik takibine daha düzenli gittiğini, doğum sonu depresyonu riskinin azaldığını, emzirmenin daha uzun sürdüğünü ve baba-çocuk bağının güçlendiğini göstermektedir.
11.2. Gebelik Döneminde Erkeğin Sorumlulukları:
- Eşini düzenli gebelik kontrollerine götürmek ve mümkün olduğunda muayene sonrası bilgilendirmeye katılmak
- Ev içi iş yükünü paylaşmak; ağır yük taşıma ve yorucu işleri üstlenmek
- Eşinin yeterli ve dengeli beslenmesini, demir ve vitamin desteklerini düzenli kullanmasını desteklemek
- Evde ve eşinin yanında sigara içmemek
- Gebelikte tehlike belirtilerini öğrenmek ve böyle bir durumda zaman kaybetmeden eşini sağlık kuruluşuna götürmek
- Doğum için hastane, ulaşım ve kan bağışçısı planını önceden yapmak
- Eşinin duygusal değişimlerine anlayışla yaklaşmak, eleştiri ve baskı yerine destek olmak
11.3. Doğum ve Doğum Sonrası Dönemde Erkeğin Sorumlulukları:
Doğum sonrası ilk haftalar, annenin bedensel olarak toparlandığı, uykusuzluk ve yorgunluğun yoğun yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde babanın bebeğin bakımına katılması, annenin dinlenmesine fırsat tanıması, ziyaretçi yoğunluğunu düzenlemesi ve emzirmeyi desteklemesi önemlidir. Annede uzun süren üzüntü, ilgisizlik, bebeğe karşı yoğun kaygı veya kendine ya da bebeğe zarar verme düşünceleri görülürse bu durum “nazar” veya “kadınlık hâli” olarak geçiştirilmemeli, hekime başvurulmalıdır. Doğum sonu depresyon tedavi edilebilir bir hastalıktır.
Bebeğin aşı takvimine uyulması, düzenli bebek izlemlerine gidilmesi ve topuk kanı gibi taramaların yaptırılması da anne kadar babanın da sorumluluğudur. Doğum sonrasında gebeliğe yeniden ne zaman hazır olunacağı ve uygun korunma yöntemi, eşlerin birlikte aile hekimine danışarak karar vermesi gereken konulardır.
Türkiye örneği: İnşaat işçisi olarak çalışan bir baba, eşinin gebelik kontrollerine izin günlerinde onunla birlikte gitmeye başlar. Kontrollerden birinde eşinin tansiyonunun yüksek olduğu saptanır; baba, hekimden öğrendiği tehlike belirtilerini aklında tutar ve birkaç hafta sonra eşinde baş ağrısı ve görme bulanıklığı başladığında onu hemen hastaneye götürür. Erken müdahale ile anne ve bebek sağlıklı biçimde taburcu edilir.
Dünya örneği: Bazı ülkelerde “babalık okulları” ve erkeklere yönelik doğum öncesi eğitim programları, babaların gebelik ve bebek bakımına katılımını artırmakta; bu programların aile içi şiddeti azaltmaya da katkı sağladığı bildirilmektedir.
Proje açısından çıkarım: Dinî liderler, Peygamber örnekliğinde aile içinde yardımlaşmayı, eşine iyi davranmayı ve ev işlerine katılmayı vurgulayan mesajlarla erkeklerin destekleyici babalık rolünü güçlendirebilir. Cuma hutbelerinde ve erkeklere yönelik sohbetlerde “eşinin sağlığını korumak, erkeğin emanete sahip çıkma sorumluluğudur” mesajı verilebilir.
Uygulama Etkinliği: Katılımcılar “İyi bir baba ve eş, gebelik sürecinde ne yapar?” sorusuna yanıt olarak bir liste hazırlar. Ardından bu listeden yola çıkarak erkeklere yönelik 3–5 dakikalık kısa bir sohbet metni taslağı yazarlar.
Anahtar Mesajlar:
- Babalık yalnızca geçindirmek değil, eşin yükünü paylaşmak ve güvenli bir yuva kurmaktır.
- Gebelik kontrollerine eşlik eden baba, anne ve bebeğin sağlığını korur.
- Doğum sonu depresyon “kadınlık hâli” değil, tedavi edilebilir bir hastalıktır.
12. MODÜL 10: KORUMA MEKANİZMALARI VE SAĞLIK HİZMETLERİNE YÖNLENDİRME
Modülün Amacı: Katılımcıların şiddet ve sağlık riski durumlarında başvurulabilecek kurumları, yasal çerçeveyi ve güvenli yönlendirme ilkelerini öğrenmelerini; kendi rol sınırlarını bilerek kişileri gecikmeden uygun hizmete ulaştırabilmelerini sağlamak.
Süre: 90 dakika.
Öğrenme Kazanımları:
- 6284 sayılı Kanun’un temel koruma araçlarını açıklar.
- ŞÖNİM, ALO 183, KADES ve 112’nin işlevlerini ayırt eder.
- Sağlık hizmetleri için başvurulabilecek kurumları (aile sağlığı merkezi, KETEM, hastane, toplum ruh sağlığı merkezi) bilir.
- Güvenli yönlendirmenin temel ilkelerini uygular.
- Dinî rehberlik ile sağlık hizmeti arasındaki sınırları ayırt eder.
12.1. Yasal Çerçeve: 6284 Sayılı Kanun:
2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar ve aile bireyleri için koruyucu ve önleyici tedbirlerin yasal temelini oluşturur. Kanun kapsamında; şiddet uygulayanın evden uzaklaştırılması, korunan kişiye yaklaşmasının yasaklanması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmesinin önlenmesi, uygun barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım ve hayati tehlike hâlinde geçici koruma gibi tedbirler alınabilir. Tedbir kararı için şiddetin delil veya belge ile ispatı aranmaz; başvuru polis, jandarma, Cumhuriyet savcılığı, aile mahkemesi, ŞÖNİM veya mülki amirlere yapılabilir.
12.2. Destek ve Başvuru Mekanizmaları:
| Mekanizma | Ne Zaman Başvurulur? | Sunulan Hizmet |
| 112 Acil Çağrı | Acil tehlike, yaralanma, gebelikte tehlike belirtisi, intihar riski | Ambulans, polis, jandarma yönlendirmesi |
| KADES Uygulaması | Şiddet anında, telefonla konuşmanın güvenli olmadığı durumlar | Tek dokunuşla konum bilgisiyle kolluğa ihbar |
| ALO 183 Sosyal Destek Hattı | Danışmanlık, bilgi ve yönlendirme ihtiyacı (7/24) | Sosyal hizmetlere ve barınma olanaklarına yönlendirme |
| ŞÖNİM | Şiddet mağduruna kapsamlı destek ihtiyacı | Psikososyal ve hukuki danışmanlık, barınma, koruma tedbirlerinin izlenmesi |
| Polis / Jandarma / Savcılık | Şikâyet, koruma tedbiri talebi | Soruşturma, tedbir kararı süreçleri |
| Aile sağlığı merkezi | Gebelik takibi, aile planlaması, tarama, aşı | Birinci basamak koruyucu sağlık hizmetleri |
| KETEM | Kanser taramaları | Ücretsiz tarama ve erken tanı |
| Hastane acil servisi | Yaralanma, kanama, ağır belirtiler | Acil tıbbi müdahale ve adli rapor |
| Toplum ruh sağlığı merkezi / psikiyatri | Depresyon, travma, intihar düşünceleri | Ruh sağlığı değerlendirmesi ve tedavisi |
12.3. Güvenli Yönlendirmenin İlkeleri:
- Önce güvenlik: Kişinin veya çocukların acil tehlikede olup olmadığı değerlendirilir; acil tehlike varsa 112 aranır.
- Yargılamadan dinleme: Kişi suçlanmaz, yaşadıkları küçümsenmez, ayrıntı anlatmaya zorlanmaz.
- Rızaya saygı: Kişiye seçenekler hakkında bilgi verilir; karar, acil tehlike ve çocuğun korunması gibi yasal yükümlülük gerektiren durumlar dışında kişiye bırakılır.
- Mahremiyet: Kişinin anlattıkları ve nerede olduğu, izni olmadan şiddet uygulayan kişiyle veya aile bireyleriyle paylaşılmaz.
- Yüzleştirmeme: Şiddet uygulayan kişiyle izinsiz görüşme, ortak görüşme veya zorla barıştırma yapılmaz; bu tutum şiddeti artırabilir.
- Doğru bilgi: Başvuru numaraları ve kurumlar güncel ve doğru biçimde verilir; mümkünse yazılı bir bilgi kartı paylaşılır.
- Takip: Kişinin izni ve güvenliği gözetilerek destek alıp alamadığı sonradan nazikçe sorulabilir.
12.4. Çocukların Korunması:
Bir çocuğun istismara veya ihmale uğradığından ya da çocuk yaşta evlendirilmek üzere olduğundan şüphelenildiğinde, durumun kolluk, Cumhuriyet savcılığı, ALO 183 veya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bildirilmesi gerekir. Çocuğun anlattıkları tekrar tekrar sorgulanmamalı, çocuk suçlanmamalı ve aile içinde çözülmeye çalışılmamalıdır. Çocuğun güvenliği, aile mahremiyetinden önce gelir.
12.5. Dinî Rehberlik ile Sağlık Hizmeti Arasındaki Sınır:
Dinî liderler manevi destek sunabilir, umut ve dayanışma duygusunu güçlendirebilir ve kişiyi sağlık hizmeti almaya teşvik edebilir. Buna karşılık hastalık hakkında tanı koymamalı, ilaç veya korunma yöntemi önermemeli, tıbbi tedaviyi bırakmayı veya geciktirmeyi önermemelidir. Kanama, şiddetli ağrı, gebelikte tehlike belirtileri veya ağır ruhsal belirtiler karşısında yalnızca dua, nasihat veya geleneksel yöntemler önermek, hayatı tehlikeye atan bir gecikmeye yol açabilir. Dua ve manevi destek, tıbbi tedavinin yerine değil yanında yer almalıdır.
Proje açısından çıkarım: Her dinî liderin, görev yaptığı ilçedeki ŞÖNİM, toplum ruh sağlığı merkezi, KETEM ve aile sağlığı merkezlerinin adres ve iletişim bilgilerini içeren güncel bir yönlendirme listesi bulunmalıdır. Müftülükler, il sağlık müdürlükleri ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri ile iş birliği protokolleri bu süreci kolaylaştırabilir.
Uygulama Etkinliği: Katılımcılar ikili gruplar hâlinde, yardım isteyen bir kadınla dinî lider arasındaki görüşmeyi canlandırır. Gözlemci katılımcı, güvenli yönlendirme ilkelerinin uygulanıp uygulanmadığını kontrol listesiyle değerlendirir. Ardından katılımcılar kendi ilçeleri için yönlendirme listesi taslağı hazırlar.
Anahtar Mesajlar:
- Acil tehlikede 112; danışmanlık ve yönlendirme için ALO 183; şiddet anında KADES.
- Koruma tedbiri için şiddetin belgeyle ispatı gerekmez.
- Dinî lider tanı koymaz, tedavi önermez; kişiyi güvenle doğru kuruma ulaştırır.
13. DİNÎ LİDERLERİN KADIN SAĞLIĞINDAKİ ROLÜ VE SINIRLARI
13.1. Dinî Liderler Neden Önemlidir?
Dinî liderler, toplumda güven duyulan, aile hayatına ilişkin konularda görüşüne başvurulan ve geniş kitlelere düzenli olarak ulaşabilen kişilerdir. Cuma hutbeleri, vaazlar, nikâh ve cenaze törenleri, Kur’an kursları ve mahalle sohbetleri; sağlık mesajlarının sağlık kuruluşlarına nadiren başvuran kişilere bile ulaşmasını sağlayabilir. Özellikle kırsal bölgelerde ve sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu yerlerde dinî lider, ailelerin ilk danıştığı kişi olabilmektedir. Bu güven ilişkisi, doğru kullanıldığında anne ölümlerini, çocuk yaşta evlilikleri ve kadına yönelik şiddeti azaltmada güçlü bir araçtır; yanlış kullanıldığında ise sağlığa zarar veren inanışları pekiştirebilir.
13.2. Dinî Liderin Sağlık Alanındaki Rolleri:
- Bilgilendirici: Doğru ve güncel sağlık mesajlarını sade bir dille topluma aktarır.
- Yanlış inanışları düzeltici: Sağlığa zarar veren kabulleri (“kadın kısmı ağrı çeker”, “evde doğum daha hayırlıdır”, “hap kısır yapar”) bilimsel bilgi ve dinî değerler ışığında sorgular.
- Teşvik edici: Kadınları taramalara, gebelik takibine ve hastanede doğuma; erkekleri ise eşlerine eşlik etmeye teşvik eder.
- Koruyucu: Çocuk yaşta evliliğe ve resmî nikâhsız dinî nikâha aracılık etmez; şiddeti meşrulaştıran söylemlere karşı durur.
- Yönlendirici: Riskli durumlarda kişiyi sağlık kuruluşuna ve destek mekanizmalarına güvenle ulaştırır.
- Rol model: Kendi ailesinde eşinin sağlığını önemseyen, ev içi sorumlulukları paylaşan ve şiddetten uzak bir aile modeli sergiler.
13.3. Sağlık Mesajlarında Kullanılacak Dil:
Sağlık konularında kullanılan dil, kişilerin hizmete başvurma kararını doğrudan etkiler. Korku ve suçluluk üreten, kadını utandıran veya erkekleri savunmaya iten bir dil yerine; sorumluluk, merhamet ve koruma vurgusu taşıyan, umut veren bir dil tercih edilmelidir.
| Kaçınılması Gereken İfade | Önerilen İfade |
| “Kadın kısmı ağrı çeker, sabret.” | “Hayatını kısıtlayan ağrı normal değildir; hekime başvurmak bedenine sahip çıkmaktır.” |
| “Bir şeyin yok, boşuna doktora gitme.” | “Tarama şikâyet yokken yapılır; erken tanı hayat kurtarır.” |
| “Çocuğu Allah verir, korunmak günahtır.” | “Annenin sağlığını korumak ve doğumlar arasında süre bırakmak, emanete sahip çıkmanın bir parçasıdır; bu konuda hekiminize ve yetkili dinî kurumlara danışabilirsiniz.” |
| “Erkek çocuk doğuramadın.” | “Kız ya da erkek, her çocuk bir nimettir; çocuğun cinsiyetini anne belirlemez.” |
| “Evde doğum daha hayırlıdır, annelerimiz evde doğurdu.” | “Doğum hastanede yapılmalı; beklenmedik bir kanamada dakikalar hayat kurtarır.” |
| “Aile meselesi dışarı taşmaz.” | “Şiddet aile meselesi değildir; güvenliğin için destek almak hakkındır.” |
| “Gebe kadın da biraz hırpalanır, bir şey olmaz.” | “Gebe bir kadına yönelik şiddet iki cana birden yöneliktir ve hiçbir gerekçeyle kabul edilemez.” |
13.4. Hutbe ve Sohbetlerde İşlenebilecek Sağlık Temaları:
- Bedenin emanet olması ve sağlığı koruma sorumluluğu
- Eşler arasında merhamet, istişare ve rıza
- Kız çocuklarının değeri ve eğitim hakkı; çocuk yaşta evliliğin zararları
- Gebe kadına, lohusaya ve emziren anneye gösterilmesi gereken özen
- Hastalıkta tedavi aramanın ve hekime başvurmanın önemi
- Babanın aile içindeki şefkat ve paylaşım sorumluluğu
- Kan bağışı ve hayat kurtarmanın değeri
- Şiddetin hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacağı
13.5. Rol Sınırları:
Dinî liderlerin sağlık alanındaki katkısı, sağlık profesyonellerinin görevlerinin yerine geçmemelidir. Dinî lider tanı koymaz, ilaç, bitkisel ürün veya korunma yöntemi önermez, tedavinin bırakılmasını veya ertelenmesini tavsiye etmez, “okuma”, muska veya benzeri uygulamaları tıbbi tedavinin yerine sunmaz. Sağlıkla ilgili sorularda verilecek en doğru yanıt çoğu zaman “Bu konuyu birlikte aile hekiminize danışalım” olacaktır. Bu sınırların bilinmesi, dinî liderin güvenilirliğini azaltmaz; aksine, kişinin doğru hizmete ulaşmasını sağlayarak bu güveni güçlendirir.
14. EĞİTİM YÖNTEMLERİ VE VAKA ÇALIŞMALARI
14.1. Kullanılacak Eğitim Yöntemleri:
- Kısa sunum: Her modülde en fazla 20–25 dakikalık, görsellerle desteklenen bilgi aktarımı.
- Soru-cevap ve tartışma: Katılımcıların sorularına ve deneyimlerine dayalı etkileşimli bölümler.
- Yanlış–doğru kartları: Yaygın inanışların kartlar üzerinden tartışılması.
- Vaka analizi: Gerçek yaşamda karşılaşılabilecek durumların küçük gruplarda incelenmesi.
- Rol oynama: Dinî lider, yardım isteyen kişi ve gözlemci rolleriyle görüşme canlandırmaları.
- Mesaj geliştirme atölyesi: Katılımcıların hutbe, sohbet veya duyuru metni taslakları hazırlaması.
- Eylem planı: Her katılımcının eğitim sonrasında kendi görev bölgesinde uygulayacağı somut adımları belirlemesi.
Gerçek kişilere ait sağlık bilgileri ve şiddet yaşantıları eğitim sırasında paylaşılmamalıdır. Kullanılan vakalar kurgusal ve kimlik bilgisinden arındırılmış olmalıdır.
14.2. Vaka Çalışmaları:
Her vaka için katılımcılardan şu sorulara yanıt vermeleri istenir: Bu durumda sağlık açısından hangi riskler vardır? Acil bir durum söz konusu mudur? Dinî lider olarak ne söylemeli, ne söylememelisiniz? Hangi kuruma veya uzmana yönlendirme yapılmalıdır? Hangi davranışlardan kaçınılmalıdır?
Vaka 1 – Adet Ağrısı: 17 yaşındaki bir genç kız, her ay iki üç gün okula gidemeyecek kadar şiddetli ağrı yaşamaktadır. Annesi, kızının durumunu cami cemaatinden bir hanımla paylaşmış ve hanım da eşi aracılığıyla size “Bu normal mi, evlenince geçer mi?” diye sormuştur.
Tartışma noktaları: Şiddetli adet ağrısının normal olmadığı; endometriozis gibi hastalıkların olasılığı; “evlenince geçer” inancının yanlışlığı; aile hekimi veya kadın hastalıkları uzmanına yönlendirme.
Vaka 2 – Tarama Kaygısı: 52 yaşındaki bir kadın, aile sağlığı merkezinden mamografi için davet almıştır. Eşi, “Kanser çıkarsa ne yapacağız, bilmemek daha iyi” diyerek kadının gitmesini istememektedir. Eş, sizinle bu konuyu konuşmak istemektedir.
Tartışma noktaları: Erken tanının tedavi başarısını artırdığı; taramanın ücretsiz olduğu; eşin kaygısını anlamak ve onu eşine eşlik etmeye teşvik etmek.
Vaka 3 – Çocuk Yaşta Nikâh Talebi: Köyde görev yapan bir imama, 16 yaşındaki kızını “resmî nikâh sonra yapılır” diyerek dinî nikâhla evlendirmek isteyen bir baba başvurmuştur. Baba, kızının okulu bıraktığını ve “ailenin namusunu korumak” için evliliğin gerektiğini söylemektedir.
Tartışma noktaları: Adölesan gebeliğin riskleri; yasal evlenme yaşı; resmî nikâhsız dinî nikâhın çocuğu korumasız bırakması; nikâh kıymayı reddetmek; gerekli durumlarda çocuk koruma birimlerine bildirim.
Vaka 4 – Kısa Aralıklı Gebelik ve Baskı: Sezaryenle doğum yapalı sekiz ay olan bir kadın, eşinin ve kayınvalidesinin “erkek çocuk gelsin” baskısıyla yeniden gebe kalmaya zorlandığını, hekimin ise kendisini uyardığını bir yakını aracılığıyla size iletmiştir.
Tartışma noktaları: Sezaryen sonrası kısa aralıklı gebeliğin rahim yırtılması riski; üreme şiddeti; bebeğin cinsiyetinin babadan gelen kromozomla belirlenmesi; eşle sağlık ve merhamet temelinde konuşma; kadını aile sağlığı merkezine yönlendirme; kadının güvenliğini gözetme.
Vaka 5 – Gebelikte Şiddet: Gebeliğinin altıncı ayındaki bir kadın, cuma namazı sonrası eşinin yanında değilken size yaklaşarak eşinin son zamanlarda kendisini ittiğini ve karnına vurmakla tehdit ettiğini söylemiş, “Kimseye söylemeyin, daha kötü olur” demiştir.
Tartışma noktaları: Gebelikte şiddetin anne ve bebek açısından acil risk oluşturması; kadının güvenliğinin önceliği; eşle izinsiz yüzleşmeme; kadına 112, KADES, ALO 183 ve ŞÖNİM bilgilerini güvenli biçimde verme; bebek hareketlerinde azalma veya kanama varsa hemen hastaneye başvurma.
Vaka 6 – Doğum Sonrası Tehlike Belirtisi: Evde doğum yapmak istemediği hâlde ailesinin baskısıyla evde doğum yapan bir kadının doğumdan birkaç saat sonra kanamasının arttığı, ailenin ise “biraz dinlensin, geçer” dediği bilgisi size telefonla iletilmiştir.
Tartışma noktaları: Doğum sonu kanamanın anne ölümlerinin başlıca nedeni olduğu; zaman kaybetmeden 112’nin aranması; ailenin izin beklemesinin gecikmeye yol açtığı; sonraki gebeliklerde hastanede doğumun önemi.
14.3. Rol Oynama Değerlendirme Ölçütleri:
Rol oynama uygulamalarında gözlemci katılımcılar aşağıdaki ölçütleri “Evet / Kısmen / Hayır” biçiminde değerlendirir:
- Kişiyi sözünü kesmeden ve yargılamadan dinledi mi?
- Acil bir sağlık veya güvenlik riski olup olmadığını değerlendirdi mi?
- Suçlayıcı veya küçümseyici ifadelerden kaçındı mı?
- Doğru ve anlaşılır sağlık bilgisi verdi mi?
- Tanı koyma veya tedavi önermekten kaçındı mı?
- Uygun kuruma ve başvuru yoluna yönlendirme yaptı mı?
- Mahremiyeti ve kişinin kararlarına saygıyı gözetti mi?
- Şiddet uygulayan kişiyle izinsiz yüzleştirme önermekten kaçındı mı?
15. ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
15.1. Değerlendirmenin Amacı ve Düzeyleri:
Ölçme ve değerlendirme, programın katılımcıların bilgi, tutum ve becerileri üzerindeki etkisini belirlemek ve programı sürekli iyileştirmek amacıyla yapılır. Değerlendirme dört düzeyde planlanmıştır:
| Düzey | Ne Ölçülür? | Araç | Zaman |
| Tepki | Katılımcı memnuniyeti, eğitimin uygunluğu | Eğitim değerlendirme formu | Eğitim sonunda |
| Öğrenme | Bilgi ve tutumdaki değişim | Ön test – son test | Eğitim başı ve sonu |
| Davranış | Öğrenilenlerin görevde uygulanması | Eylem planı izlem görüşmesi, öz bildirim | 3 ve 6 ay sonra |
| Sonuç | Topluma yansıyan etkiler | Yapılan hutbe/sohbet sayısı, yönlendirme sayısı, kurum iş birlikleri | 6–12 ay sonra |
15.2. Ön Test – Son Test (Örnek Sorular):
Aşağıdaki ifadeler katılımcılara eğitim başında ve sonunda “Doğru / Yanlış / Bilmiyorum” seçenekleriyle sunulur. Parantez içinde doğru yanıt verilmiştir.
- Günlük yaşamı engelleyen şiddetli adet ağrısı kadınlarda normaldir ve tedavi gerektirmez. (Yanlış)
- Rahim ağzı kanseri büyük ölçüde önlenebilir bir kanserdir. (Doğru)
- Rahim ağzı kanseri taraması yalnızca şikâyeti olan kadınlara yapılır. (Yanlış)
- Ülkemizde 40–69 yaş arasındaki kadınlara mamografi taraması ücretsiz olarak sunulmaktadır. (Doğru)
- HPV testinin pozitif çıkması tek başına eşlerden birinin sadakatsizliğini gösterir. (Yanlış)
- Kronik stres ve şiddet, kadınlarda adet düzensizliğine ve gebelik kayıplarına katkıda bulunabilir. (Doğru)
- Çocuk sahibi olamama durumunda neden her zaman kadındadır. (Yanlış)
- 18 yaşından önce gerçekleşen gebeliklerde anne ve bebek için riskler artar. (Doğru)
- Resmî nikâh olmadan kıyılan dinî nikâh, kadını ve çocuğu yasal olarak korur. (Yanlış)
- Doğumdan sonra yeni bir gebelik için en az iki yıl beklenmesi önerilir. (Doğru)
- Doğum kontrol hapları ve spiral kalıcı kısırlığa yol açar. (Yanlış)
- Emziren her kadın, emzirdiği sürece gebelikten korunur. (Yanlış)
- Bebeğin cinsiyeti babadan gelen kromozom tarafından belirlenir. (Doğru)
- Dünyada anne ölümlerinin en sık doğrudan nedeni şiddetli kanamadır. (Doğru)
- Gebelikte şiddetli baş ağrısı ve bulanık görme acil başvuru gerektiren tehlike belirtileridir. (Doğru)
- Tehlike belirtisi olan gebe bir kadın, hastaneye götürülmeden önce eşinin onayını beklemelidir. (Yanlış)
- Gebelik, kadını şiddetten korur. (Yanlış)
- Kadının doğum kontrol yöntemini gizlice engellemek bir şiddet biçimidir. (Doğru)
- 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri için şiddetin belgeyle ispatı gerekir. (Yanlış)
- Şiddet gören bir kadının durumunu çözmek için en doğru yol, dinî liderin eşleri hemen bir araya getirip barıştırmasıdır. (Yanlış)
15.3. Tutum Ölçeği (Örnek Maddeler):
Aşağıdaki maddeler 5’li Likert ölçeğiyle (Kesinlikle katılmıyorum – Kesinlikle katılıyorum) değerlendirilir:
- Kadının sağlığı, çocuk sayısından daha önemlidir.
- Eşimin sağlık kontrollerine onunla birlikte gitmek benim sorumluluğumdur.
- Gebelik ve korunma kararları eşlerin ortak kararıdır.
- Kız çocukları 18 yaşından önce evlendirilmemelidir.
- Dinî liderler, hutbe ve sohbetlerde kadın sağlığına ilişkin konuları ele almalıdır.
- Şiddet gören bir kadına “sabret” demek yerine güvenli destek mekanizmalarını anlatmak gerekir.
15.4. Eğitim Değerlendirme Formu:
Eğitim sonunda katılımcılardan; içeriğin anlaşılırlığı, eğiticilerin yeterliliği, sürenin uygunluğu, yöntemlerin etkinliği, materyallerin yararlılığı ve öğrenilenlerin görevde uygulanabilirliği konusunda 1–5 arası puan vermeleri ve “En yararlı bulduğunuz konu”, “Eksik bulduğunuz konu” ve “Önerileriniz” sorularını yanıtlamaları istenir. Değerlendirme formları anonim olarak toplanır.
15.5. Eylem Planı ve İzlem:
Her katılımcı, eğitimin son oturumunda önümüzdeki üç ay içinde uygulayacağı en az üç somut adımı içeren bir eylem planı hazırlar (ör. kadın sağlığı konulu bir sohbet düzenlemek, ilçedeki ŞÖNİM ve KETEM ile iletişime geçmek, cami panosuna gebelikte tehlike belirtileri duyurusu asmak). Eylem planlarının uygulanma durumu 3. ve 6. aylarda kısa telefon görüşmeleri veya izlem toplantılarıyla değerlendirilir.
16. EĞİTİM MATERYALLERİ VE BAŞVURU REHBERİ
16.1. Eğitim Materyalleri:
- Her modül için kısa, görsel ağırlıklı sunumlar
- Katılımcı el kitabı: modüllerin özetleri, anahtar mesajlar ve başvuru rehberi
- Yanlış–doğru kartları ve üreme şiddeti durum kartları
- Vaka ve rol oynama kartları, gözlemci kontrol listesi
- “Gebelikte Tehlike Belirtileri” ve “Ücretsiz Kanser Taramaları” cami panosu afişleri
- Cep boyu başvuru kartı (112, ALO 183, KADES, ŞÖNİM, aile sağlığı merkezi)
- Ön test–son test, tutum ölçeği ve eğitim değerlendirme formları
- Örnek hutbe ve sohbet metni taslakları
Tüm materyaller sade bir dille, mağduru suçlamayan, kadın bedenini nesneleştirmeyen ve kültürel açıdan saygılı bir yaklaşımla hazırlanmalıdır. Sağlık bilgilerinin her baskıdan önce sağlık profesyoneli tarafından güncellik açısından kontrol edilmesi gerekir.
16.2. Hızlı Başvuru Rehberi:
| Durum | Yapılması Gereken |
| Acil tehlike, ağır yaralanma, gebelikte kanama veya nöbet | 112’yi arayın. |
| Şiddet anında, konuşmanın güvenli olmadığı durum | KADES uygulamasındaki acil butonu kullanın. |
| Şiddet konusunda danışmanlık, barınma, yönlendirme | ALO 183’ü arayın veya ilinizdeki ŞÖNİM’e başvurun. |
| Koruma tedbiri talebi | Polis, jandarma, Cumhuriyet savcılığı, aile mahkemesi veya ŞÖNİM’e başvurun. |
| Gebelik takibi, aile planlaması, aşı | Aile sağlığı merkezine başvurun. |
| Kanser taraması | KETEM veya aile sağlığı merkezine başvurun. |
| Şiddetli adet ağrısı, anormal kanama | Aile hekimine veya kadın hastalıkları uzmanına başvurun. |
| Doğum sonu depresyon, intihar düşünceleri | Hekime veya toplum ruh sağlığı merkezine başvurun; acil durumda 112. |
| Çocuk istismarı veya çocuk yaşta evlilik şüphesi | Kolluk, savcılık, ALO 183 veya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü. |
17. SONUÇ
Kadın sağlığını korumak, yalnızca tıbbi bir mesele değil; ailenin temelini, insan onurunu ve gelecek nesilleri korumaktır. Bu müfredat, menstrüel sağlıktan kanser taramalarına, üreme sağlığından güvenli anneliğe, kadına yönelik şiddetin sağlık sonuçlarından üreme şiddetine kadar geniş bir alanda erkek dinî liderlerin bilgi ve farkındalığını güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Programın temel yaklaşımı, dinî liderleri sağlık profesyoneli olarak yetiştirmek değil; onların toplumdaki güven ilişkisini kadınların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran, sağlığa zarar veren inanışları dönüştüren ve şiddeti açıkça reddeden bir güce dönüştürmektir. Bu doğrultuda eğitim sonunda katılımcıların özellikle şu dört temel beceriyi kazanması hedeflenmektedir:
- Kadın sağlığına ilişkin riskleri ve tehlike belirtilerini tanımak
- Sağlığa zarar veren yanlış inanışları doğru bilgi ve dinî değerler ışığında düzeltmek
- Şiddetin ve üreme baskısının sağlık sonuçlarını görmek ve bunlara karşı açık tutum almak
- Kişileri gecikmeden ve güvenle doğru sağlık ve destek hizmetlerine yönlendirmek
Türkiye’nin anne ölümlerini azaltmada elde ettiği başarı, sağlık hizmetlerinin yaygınlaşmasının yanında toplumun bu hizmetlere bakışının değişmesiyle de mümkün olmuştur. Kalan önlenebilir ölümlerin, çocuk yaşta gebeliklerin ve şiddetin azaltılması için toplumun her kesiminin, özellikle de toplumun güvendiği dinî liderlerin katkısına ihtiyaç vardır. “Değişim İçin İnanç” projesi kapsamında uygulanacak bu müfredatın, psikolojik boyut eğitimleriyle birlikte, sağlıklı anneler ve güçlü nesiller hedefine katkı sunması beklenmektedir.
Bu müfredatta yer alan sağlık bilgileri genel bilgilendirme amaçlıdır ve bireysel tıbbi değerlendirmenin yerine geçmez. İstatistiksel veriler ve tarama programlarına ilişkin bilgiler zaman içinde güncellenebileceğinden, eğitim öncesinde Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumların güncel verileri kontrol edilmelidir.
KAYNAKLAR
- Dünya Sağlık Örgütü (WHO). Trends in maternal mortality 2000 to 2023: estimates by WHO, UNICEF, UNFPA, World Bank Group and UNDESA/Population Division. Cenevre: WHO; 2025.
- Say L, Chou D, Gemmill A, ve ark. Global causes of maternal death: a WHO systematic analysis. Lancet Global Health. 2014;2(6):e323–e333. doi:10.1016/S2214-109X(14)70227-X
- World Health Organization. Violence against women prevalence estimates, 2023. Cenevre: WHO; 2025.
- World Health Organization. Report of a WHO technical consultation on birth spacing. Cenevre: WHO; 2005.
- World Health Organization. WHO recommendations on antenatal care for a positive pregnancy experience. Cenevre: WHO; 2016.
- World Health Organization. Global strategy to accelerate the elimination of cervical cancer as a public health problem. Cenevre: WHO; 2020.
- World Health Organization. Adolescent pregnancy (bilgi notu). Cenevre: WHO; güncel sürüm.
- World Health Organization. Endometriosis (bilgi notu). Cenevre: WHO; güncel sürüm.
- World Health Organization. Infertility prevalence estimates, 1990–2021. Cenevre: WHO; 2023.
- Thaddeus S, Maine D. Too far to walk: maternal mortality in context. Social Science & Medicine. 1994;38(8):1091–1110. doi:10.1016/0277-9536(94)90226-7
- American College of Obstetricians and Gynecologists. Reproductive and sexual coercion. Committee Opinion No. 554. Obstetrics & Gynecology. 2013;121:411–415.
- T.C. Sağlık Bakanlığı. Türkiye Ulusal Anne Ölümleri Çalışması sonuçlarına ilişkin açıklama. Ankara; 2025.
- T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü. Kanser taramaları ulusal standartları. Ankara; güncel sürüm.
- T.C. Sağlık Bakanlığı. Doğum Öncesi Bakım Yönetim Rehberi. Ankara; güncel sürüm.
- Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü. Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması. Ankara; 2015.
- 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun. Resmî Gazete, 20.03.2012, Sayı: 28239.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, md. 124; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, md. 103–104.
- Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA). Menstruation and human rights – Frequently asked questions. New York: UNFPA; güncel sürüm.
- Period Products (Free Provision) (Scotland) Act 2021. Scottish Parliament; 2021.
- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu. 2024 Yıllık Veri Raporu. İstanbul; 2025.
- Kaçmaz MA. Kadın Sağlığı (1. Oturum sunumu) ve Kadın Üreme Sağlığı, Hakları ve Ailenin Korunması (2. Oturum sunumu). Değişim İçin İnanç Projesi eğitim oturumları.
HAZIRLAYANLAR:
HAZIRLAYANLAR:
Intorn Doktoor Mehmet Akif Kaçmaz
Uzman Doktor Ömer Faruk Kaçmaz
Araştırmacı Sevda Taştan
Proje Koordinatörü Huriye Kaçmaz
Proje Asistanı Emine Kılıç
Uzman Doktor Ömer Faruk Kaçmaz
Araştırmacı Sevda Taştan
Proje Koordinatörü Huriye Kaçmaz
Proje Asistanı Emine Kılıç
